1

20 KASIM DÜNYA ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ

Eğitim Sen Hatay Şubesi, Hatay Barosu, SES Hatay Şubesi: Çocuk Hakları Evrenseldir, Devredilemez, Pazarlık Konusu Yapılamaz.

Yaşam - 21-11-2025 15:52

Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi bizlere her çocuğun yaşam hakkına, güvenli ortamda büyüme hakkına, eğitime eşit erişim hakkına, ayrımcılıktan korunma hakkına ve kendi kimliğini, kültürünü ve dilini özgürce yaşatma hakkına sahip olduğunu hatırlatır. Bu haklar evrenseldir, devredilemez ve hiçbir çocuk için pazarlık konusu yapılamaz.

Eğitimsen adına  yüksek Öğretim ve eğitim sekreteri Evrim Gülez, Hatay Barosu Çocuk hakları Komisyonu adına başkan Alpin Berberoğlu , Hatay ses şube adına Zeynep Kırıkkaya basın açıklaması yaptı.

EĞİTİM SEN
ÇOCUKLARIN HAKLARINA YÖNELİK TEHDİTLER ARTIYOR
 Türkiye’de çocuklar; sağlık, eğitim, güvenlik ve sosyal koruma alanlarında ciddi ihlallerle karşı karşıyadır. Çocuk yaşta evlilikler, cinsel istismar, çocuk işçiliği ve tutuklamalar devam etmektedir. Ekonomik kriz, yoksulluk ve sosyal politikaların yetersizliği, en ağır bedeli çocuklara ödetmektedir. Türkiye’de yaklaşık 2,3 milyon çocuk işçi bulunmakta ve her yıl yüzlerce çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmektedir. İSİG verilerine göre, son 12 yılda iş cinayetlerinde hayatını kaybeden çocuk sayısı en az 770’tir.

MESEM bünyesinde çalışan çocuk ve gençler staj adı altında denetimsiz, kontrolsüz, tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır. Yasal olarak tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çocukların çalıştırılması yasak olmasına rağmen, MESEM bünyesinde çalıştırılan çocuklar/gençler iş cinayetlerinde yaşamını yitirmeye devam etmektedir. Çocuk işçiliğinin devlet eliyle meşrulaştırılması anlamı taşıyan bu uygulama nedeniyle son iki yıl içinde en az 15 çocuk çalışırken hayatını kaybetmiş, yüzlerce çocuk çalışırken iş kazası yaşamıştır. Tüm iş kazaları kayıtlı olmadığı için veriler sağlıklı değildir.  
Eğitim hakkının tamamen yok sayıldığı, “fırsat eşitliği” perdesi altında sürdürülen piyasa merkezli eğitim modelinin geldiği nokta çocukların eğitim hakkına meydan okumak anlamına gelmektedir. Çocuk işçiliğinin devlet eliyle meşrulaştırılması anlamı taşıyan bu uygulamadan derhal vazgeçilmelidir.

Çocukların suça sürüklenmesindeki artış öncelikle çocuk yoksulluğu ve eğitimden kopma en belirgin etkenler arasındadır. TÜİK verilerine göre, suça sürüklenen çocukların büyük kısmı 15-17 yaş grubunda (erkeklerde yüzde 60, kızlarda yüzde 11) ve bu grupta okul terk oranlarının yüksek olması, suç eğilimini tetiklemiştir. Uzmanlar, yoksulluk nedeniyle çocukların ucuz iş gücü olarak sömürülmesini ve bu süreçte organize suç örgütlerine bulaşmasını vurgulamaktadır. Ayrıca aile içi şiddet veya göç nedeniyle ailelerin dağılması çocukların korunmasız kalmasına yol açmaktadır. Göçmen kaçakçılığı gibi suçlarda mağduriyet oranının yüzde 9,5’e yükselmesi, mülteci çocukların risk altında olduğunu göstermektedir. Çocuk suçluluğunu azaltmak için çok yönlü stratejiler benimsenmelidir. İlk olarak, eğitim ve sosyal destek programlarının güçlendirilmesi gerekmektedir

Bu tablo içinde hak kayıplarının en ağır ve çok yönlü şekilde yaşandığı kesimlerin başında  Roman,Dom ve Abdal çocukları geliyor. Yoksulluğun, mekânsal ayrımcılığın ve toplumsal önyargıların iç içe geçtiği koşullarda büyüyorlar. Eğitim hayatına daha en başından dezavantajlı başlayan Roman çocuklar, okulda etiketleme, ayrımcılık, dışlama, akran zorbalığı gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor; devamsızlık, okul terki ve çocuk işçiliği riski bu yapısal sorunların doğal sonucu olarak ortaya çıkıyor. Biz de bugün Hatay’da Roman,Dom Ve Abdal çocukların eğitim hakkı için çalışan Sivil Düşler ederneğini ve Roman,Dom Ve Abdal çocukların yaşadığı konteyner kenti ziyaret ettik. 
Savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyeli çocukların yaşadığı  konteyner kente giderek bu çocukların erken çocukluk eğitimi için mücadele eden gönüllülerle görüştük. Mülteci olmanın yarattığı belirsizlik ve güvencesizlik nedeniyle bu çocuklar en kırılgan çocuk gruplarından birini oluşturuyor. Birçoğu hâlâ konteyner kentlerde, geçici ve yetersiz barınma koşulları içinde yaşamaya çalışıyor. Bu alanlarda temiz suya, sağlığa, güvenli oyun ve yaşam alanlarına erişim sınırlı; ailelerin ekonomik güvencesizliği ise çocukların gündelik yaşamını daha da zorlaştırıyor. Kış koşullarında ısınma, yaz aylarında aşırı sıcak, hijyen sorunları ve beslenme yetersizlikleri Suriyeli çocukların en temel yaşam hakkını tehdit ediyor.

 ÇOCUKLARI VE HAKLARINI KORUMAK DEVLETİN VE TOPLUMUN ORTAK SORUMLULUĞUDUR
 Çocukların her türlü şiddet, istismar ve sömürüden korunması anayasal ve insani bir görevdir. Çocuklar, güvenli ve özgür bir ortamda büyümeli, asla sömürülecek ucuz iş gücü kaynağı olarak görülmemelidir. Çocuk emeği sömürüsüne son vermedikçe gerçek anlamda çocuk haklarından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Türkiye Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne koyduğu çekinceleri kaldırmalı, çocukların üstün yararı gözetilerek demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü politikalar hayata geçirilmelidir.
Tüm çocukların 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutluyor; hakları için mücadele eden, sesini yükselten tüm çocukların yalnız olmadıklarını bir kez daha belirtiyoruz.

BARO ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU
Bugün, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü, tüm dünyada çocukların sahip olduğu temel hakların hatırlatıldığı ve bu hakların güvence altına alınması için mücadelemizi sürdürdüğümüzü deklare etmek adına önemli bir gündür. 
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, çocukların insan haklarını uluslararası düzeyde tanıyan ve devletlere bağlayıcı yükümlülükler getiren en kapsamlı belgedir. Ülkemizin de taraf olduğu bu sözleşme, her çocuğun yaşama, gelişme, korunma, eğitim, sağlık, ifade özgürlüğü, ayrımcılığa uğramama ve şiddetten uzak bir yaşam hakkına sahip olduğunu açıkça düzenlemektedir.

BARO
Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonu olarak Buradan bir kez daha vurgulamak isteriz ki:
    •    Her çocuğun üstün yararı kavramı, hukuki bir kavramdan öte çocuğun önemine vurgu yapan felsefi bir bakış açısıdır. Ve bu durum tüm kamu kurumlarının, karar vericilerin ve toplumun önceliği olmalıdır.
    •    Çocuğa yönelik her türlü ihmal ve istismar, gerek fiziksel gerek dijital ortamda, sıfır tolerans ile ele alınmalıdır. 
    •    Bugün okullarda olması gereken çocukların yeri ne fabrikalar, ne inşaatlardır. Çocuk işçiliğinin karşısında olduğumuzu bir kez daha yinelemek isteriz.
    •    Çocuk adalet sistemi, çocuğu cezalandıran değil, onarıcı adalet ilkeleriyle çocuğu koruyan bir yapıya kavuşmalıdır. Adalet, salt kamunun popülist düşüncesiyle tecelli edemez. 
    •    Çocuğun görüşünü ifade etme ve kararlara katılım hakkı, yalnızca kağıt üzerinde değil, tüm uygulamalarda hayata geçirilmelidir.
Unutulmamalıdır ki çocuk, beceriksiz küçük bir yetişkin değildir. Çocuk, her anlamda sevgi ve şefkate layık, ailesine, toplumuna ve devletine emanet edilmiş kırılgan hak sahibi bir bireydir. Bu sebeple çocuğa ilişkin her ihmal ve istismar bir sistem aksaklığı değil bir insanlık problemidir. 
Haktan, hukuktan, candan taraf olan olma kabiliyetine ehil her kimse bilir ki bu hayattan sorumluyuz. Çocuklarımızdan sorumluyuz.
Biz Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonu olarak, çocukların haklarını koruma konusundaki kararlılığımızı sürdürüyor; çocukların özgür, güvenli, adil ve sağlıklı bir geleceğe sahip olduğu bir toplum için mücadele etmeye devam ediyoruz.
Tüm kurumları, karar vericileri ve toplumu, çocuk hakları konusunda duyarlılığı artırmaya, çocukların sesine kulak vermeye ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.
Çocukların haklarının korunduğu bir dünya mümkün…
Çünkü biliyoruz ki doğurmasına gerek olmaksızın kendi türünün yavrusuna sahip çıkabilecek kadar bilgiyi bedenine henüz sindirmemiş her varlık yok olmaya mahkumdur.

SES
2005’te yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, Türkiye’de çocukların korunması ve yüksek yararının gözetilmesi amacıyla temel ilkeleri belirleyen bir çerçeve yasadır ve hak temelli bir yaklaşımı destekler 
Bu kanun her ne kadar çocuk haklarını korumada güçlü bir yasal temel sunsa da artan çocuk işçiliği ve istismar vakaları, bu hakların gerçekte her çocuk için eşit şekilde hayata geçirilemediğini ve yasanın etkin şekilde uygulanamadığını göstermektedir.

Çocuklara sunulmayan her temel hak, sonuçları itibariyle çocukların çok ciddi şekillerde zarar görmesine ve çocuk istismarı ile sonuçlanmaktadır. 
Yoksulluk nedeniyle küçük yaşlardan itibaren güvencesiz iş kollarında çalışmak zorunda kalmaları hane içerisinde yeterli beslenme sağlıklı ve güvenli barınma haklarının sağlanmaması büyük riskler ortaya çıkarmaktadır
Çocuk haklarının ancak sosyal politika, eğitim ve diğer alanlarla bütüncül bir şekilde ele alınmasıyla korunabileceği göz ardı edilmemelidir

Biz Sosyal Hizmet alanında da örgütlü iş kolu olarak  20 Kasım çocuk hakları gününde bir kez daha  çocukların haklarının korunması, etkili çocuk koruma politikalarının hayata geçirilmesi, hak temelli bir “çocuk koruma sistemi' inşa edilmesi için mücadele etmeye devam edeceğimizi belirtiyoruz!ık


 

Günün Diğer Haberleri