İnsan Hakları Derneği Haay Şubesi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeni ile basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada 8 Mart’ın anlamı ve mücadele tarihi nlatıldı.
169 yıl önce 8 Mart 1857 de New York'ta tekstil işçisi kadınlar günde yirmi saat süren ağır çalışma koşullarına rağmen düşük ücret almaya karşı çıkarak örgütlü ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Bu grevde 129 kadın katledildi. Bu tarihin anısına 8 Mart dünyada kadınların yüzyıllardır süren dayanışmasının, direnişinin adı olmuştur. Geçmişten bugüne, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi uğruna hayatını kaybeden işçi kadınların mücadelelerini selamlıyoruz.
İnsanca koşullarda çalışmak ve emeğinin karşılığını almak için Temel Conta’dan Digel Tekstil’e, Şık Makas’tan Migros Depo’ya direnen, Gazze’den Rojava’ya, Ukrayna’dan İran’a, Afganistan’a savaş koşullarında var olmaya çalışan tüm kadınları selamlıyoruz.
Dünyada ve ülkede yaşanan tüm krizlerin bedeli önce kadınlara ödetilmeye çalışılıyor. Neo-liberal politikalar en çok kadınları etkiliyor. Kadınlara ataerki ile kapitalizmin çıkarlarını kesiştiren bir çalışma alanı yaratılıyor.
Kadınlara en az üç çocuk doğurun diyen AKP iktidarı her fırsatta kadını çalışma yaşamının dışına itecek saldırıları müjde gibi sunmaya devam ediyor. Yarı zamanlı çalışma her ne kadar ebeveyn izni gibi sunulsa da bu izni öncelikle kadınların kullanmak zorunda olacağını biliyoruz; yarı zamanlı çalışma esnek çalışmadır ve hem kadının yükünü artırır hem de emeklilik, kıdem ilerlemesi gibi haklarının gasp eder. Bir kez daha hatırlatıyoruz; kreş açmak devletin sorumluluğudur. Çözüm yarı zamanlı çalışma değildir.
Türkiye’de kadın işsizliği yüzde 45’lere ulaştı. Yoksulluk, barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için eğitimin dışına itilen yüzbinlerce kız çocuğu eğitim hakkından faydalanamıyor. Kesintili eğitim sistemi, MEB yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler, “milli ve yerli” denen dinselleştirilmiş eğitim müfredatı ve şimdi de karma eğitimin tartışmaya açılmasıyla demokratik,bilimsel, cinsiyet eşitlikçi ve laik eğitim ortadan kaldırılırken, çocuklara çok küçük yaştan itibaren katı cinsiyetçi iş bölümünü yeniden üretiliyor.
MESEM projelerinde 77.715 kız çocuğu, çocuk işçi olarak hem ucuz işgücü hem de her türlü tacize ve istismara açık sermayenin emrine veriliyor.Bu sistemin getirdiği can yakıcı sonuçlardan birini de TBMM’de stajyer öğrencilerin istismar edilmesiyle gördük ,örgütlü kadın mücadelemizle faillerin tutuklanmasını sağladık.
İSİG verilerine göre iş yerlerinde işçi güvenliği ve sağlığına yönelik tedbirlerin alınmadığı için iş cinayetlerinde 13 kız çocuğu, çocuk işçi katledildi. Dilovası’nda Ravive Kozmetik’teki yangında hiçbir önlem alınmadığı için adeta göz göre göre katledilen üçü çocuk yedi işçiyi unutmadık, unutturmayacağız!
Bize yoksulluk ve yoksunluk dayatan bu sisteme; herhangi bir sosyal güvence olmadan, kayıt dışı, açlık sınırının altında ücretle çalıştırılmaya, yarım ücret almaya, güvencesiz bırakılmaya, çocuk yaşta işçileşmeye, çalışırken ölmeye, cam tavanlara, kırık merdivenlere itiraz ediyoruz.
Günde en az 3 kadın katlediliyor. Türkiye’de aynı gün içinde, 6 kadın katledildi. 2026’nın ilk ayında 22 kadın öldürüldü; 14 kadının ölümü ise kayıtlara 'şüpheli' olarak geçti. Ceyda Yüksel’i cinsel ilişkiyi reddettiği için katleden Serkan Dindar’a “elem ve öfke” indirimi verilmesi ve kararın Yargıtay tarafından onanması, cinsel birlikteliği reddetmenin fiilen “haksız tahrik” nedeni sayıldığı anlamına gelmektedir ve ataerkil bir yargı pratiğidir. Bu cinayetler bir ihlale, politika boşluğuna ve sistematik cezasızlığa işaret etmektedir.
İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuzca çıkılması, 6284 Sayılı Kanun'un etkisiz hale getirilmesinin yanında, iktidar ve gerici-milliyetçi ittifakı, tüm kurumları ve medyasıyla kadın ve LGBTİ+ düşmanlığını, nefret söylemini yaygınlaştırıyor. Medeni Yasa’nın kadınların lehine maddelerini hedef haline getiren iktidar, yanına tarikat ve cemaatleri de alarak mücadele ederek elde ettiğimiz kazanımlarımızı gasp ediyor.
Siyasi İslam dayatması kadınların kamusal hayattan çekilmesini ve kadınlar için yaşamsal olan laikliği hedefe koyuyor. “Kutsal aile” söylemiyle kadını eve ve aileye hapsetmek istiyor.Ancak bizler bir kez daha ifade ediyor ‘Aile değil,kadınız.’ diyoruz.
Dünyada ve bölgemizde devam eden savaşlar, çatışmalar ekonomik ve toplumsal krizleri derinleştiriyor. Bu koşullarda, emekçiler, halklar ve kadınların içinde bulunduğu şartlar daha da ağırlaşıyor.
Çatışmadan sonra geçiş süreçlerinde de kadınların hedefe alındığını görüyoruz. Afganistan'ın kölelik hükümlerine yer veren ceza yasası, kız çocukların eğitiminin yasaklanması, dans etmenin ve dans edenleri izlemenin suç sayılması, Suriye’de Lazkiye Valiliği’nin kamuda çalışan kadınlara makyaj yasağı, Şam kırsalındaki El-Tel Belediye Meclisi’nin kadın giyim mağazalarında erkeklerin çalışmasını yasaklaması, Alevi kadın ve çocuklara dönük saldırılar, kaçırmalar ve katliamlar ;Rojava’da çetelerin kadın bedenine ve kazanımlarına dönük saldırıları kadın soykırımının birer parçası olarak devam ediyor.
Ülkemizde de tekçi, faşizan ittifak varlığını gerginlik, kutuplaşma ve çatışma politikalarından beslenerek sürdürüyor. Savaş politikaları ile kışkırtılan milliyetçilik; açlık ve yoksulluğun, sistematik hale gelen ihlallerin ve kadın cinayetlerinin üstünü örtmenin aracı haline getiriliyor.
Tüm bu saldırılar karşısında; Afganistan’da kadınlar eğitime erişim yasaklarını protesto ederken diğer taraftan evlerde gönüllü eğitim grupları oluşturuyor. İran’da ekonomik ve sosyal adaletsizliğe karşı artan eylemlerde kadınlar talepleriyle en önde yer alıyor. Rojava’da kadın özgürlükçü yaşama karşı gelişen saldırılara karşı kadınlar özgürlük mücadelesinde ısrarını sürdürüyor.Ülkemizde kadınlar ve LGBT+lar mücadelenin ve dayanışmanın sesini sokaklardan ,meydanlardan ,işyerlerinden yükseltiyor. Bizler, kadınlar ve LGBT+lar sınırları aşan mücadele ve dayanışmamızlasesimizi, sözümüzü, eylemimizi çoğaltarak hep birlikte bu karanlığı aşacağız,karanlığa teslim olmayacağız. “Özgürlük” için mücadele etmekte kararlıyız diyoruz.
Bu 8 Mart’ta da ALANLARDAYIZ !
İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa'nın etkin bir şekilde uygulanması, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için ALANLARDAYIZ!
Güvenceli iş, güvenli gelecek demek için, insanca yaşamaya yetecek ücret için,
Kadın yoksulluğunu derinleştiren politikalara son verilmesi, kadın istihdamını artıracak sosyal politikaların hayata geçirilmesi için ALANLARDAYIZ!
Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılığın son bulması, esnek çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine karşı sözümüzü örgütlemek için ALANLARDAYIZ!
ILO'nun İşyerinde Taciz ve Şiddeti Önlemeye yönelik 190 sayılı Sözleşmesinin imzalanması için,
Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyet sağlanması için ALANLARDAYIZ!
Kadın istihdamının önündeki engellerden olan çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımının kamusal hizmet olarak sunulması, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikaların yapılması ve hayata geçirilmesi için ALANLARDAYIZ!
Tam zamanlı, ücretsiz, nitelikli ve anadilinde hizmet veren kamu kreşlerinin açılması için,
8 Mart'ın kadınlar için ücretli izin günü sayılması için ALANLARDAYIZ!
Kadınlar ve LGBTİ+'lara yönelik her türlü ayrımcılığı ve şiddeti önleyen yasal düzenlemeler yapılması için, Kadın Bakanlığı kurulması, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının yapılması ve hayata geçirilmesi için ALANLARDAYIZ!
Eşit ve özgür olduğumuz, sömürünün ,baskının ortadan kaldırıldığı bir gelecek için,
Savaş ve işgal politikalarına geçit vermemek için, barış içinde bir arada yaşamak için,
Demokratik ve laik bir ülke için ALANLARDAYIZ!
Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir demek için ALANLARDAYIZ!
Doğamıza,yaşam alanlarımıza, hayatlarımıza sahip çıkmakiçin ALANLARDAYIZ!
Tüm kadınları, gökkuşağı gibi tüm renklerimizle bir arada olmaya, haklarımıza ve yaşamlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Evde, işte, tarlada emeği ve hakları için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Gününü kutluyoruz.
HBB’DEN ULUSLARARASI ROBOT OLİMPİYATLARINDA BÜYÜK BAŞARI
10:23 - Teknoloji