Hatay’da etkili olan şiddetli yağışlar sonucu yurttaşlarımızın yaşamını yitirdiğini, çok sayıda ev ve işyerinin sular altında kaldığını, tarım alanlarının büyük zarar gördüğünü, ulaşımın durma noktasına geldiğini ve kent altyapısının bir kez daha çöktüğünü derin bir üzüntüyle takip ediyoruz. Öncelikle yaşamını yitiren yurttaşlarımızın ailelerine başsağlığı diliyor, yaralananlara acil şifalar temenni ediyor, zarar gören tüm halkımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Ancak yaşanan bu tabloyu yalnızca “doğal afet” söylemiyle açıklamak mümkün değildir. Çünkü afetler doğanın değil; ihmallerin, plansızlığın, denetimsizliğin ve kamusal sorumluluğun yerine getirilmemesinin sonucunda felakete dönüşmektedir. Hatay’da yaşananlar da tam olarak budur.
Depremin ardından ağır bir yıkım yaşayan kentimizde altyapının hâlâ güçlendirilmemiş olması, yağmur suyu tahliye sistemlerinin yetersizliği, dere yataklarının ve riskli bölgelerin kontrolsüz biçimde yapılaşmaya açılması, kent planlamasının bilimsel esaslardan uzak yürütülmesi ve denetimsizlik bugün yaşanan yıkımın temel nedenleri arasındadır. Yurttaşların saatlerce yollarda mahsur kalması, ambulansların ve acil yardım ekiplerinin ulaşımda zorluk yaşaması, birçok bölgede elektrik ve iletişim altyapısının çökmesi kabul edilebilir değildir.
Bir doğa olayının kitlesel mağduriyete dönüşmesi kader değildir. Bu durum, yıllardır sürdürülen öngörüsüz politikaların ve rant odaklı kentleşme anlayışının sonucudur. Kamusal hizmetlerin piyasa mantığına teslim edilmesi, altyapının bilimsel ihtiyaçlara göre değil günübirlik yaklaşımlarla ele alınması ve denetim mekanizmalarının işletilmemesi halkın yaşam hakkını doğrudan tehdit etmektedir.
İnsan Hakları Derneği olarak bir kez daha hatırlatıyoruz: Yaşam hakkı yalnızca bireyin doğrudan şiddetten korunması anlamına gelmez. Devletin ve yerel yönetimlerin; güvenli barınma, sağlıklı altyapı, güvenli ulaşım ve afetlere karşı etkili önlem alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Yurttaşları öngörülebilir risklere karşı korumamak da ciddi bir hak ihlalidir.
Özellikle deprem sonrası kırılgan hale gelen Hatay’da, bilim insanlarının ve meslek odalarının uyarıları dikkate alınmamış; altyapı sorunları kalıcı biçimde çözülmemiştir. Yağmurun şiddeti değil, hazırlıksızlık ve ihmaller can kayıplarını büyütmüştür. Bugün halkın yaşadığı mağduriyet karşısında yetkililerin sessizliği ve kamuoyunu tatmin edecek açıklamalar yapmaması ise ayrı bir sorundur.
Tarım alanları zarar gören üreticilerin kayıpları derhal karşılanmalı, evleri ve işyerleri zarar gören yurttaşlara acil destek sağlanmalı, ulaşım ve altyapı sorunları kalıcı ve bilimsel yöntemlerle çözülmelidir. Bunun yanında ihmali bulunan kamu kurumları ve sorumlular hakkında şeffaf soruşturmalar yürütülmeli; halkın bilgi edinme hakkı doğrultusunda kamuoyu düzenli olarak bilgilendirilmelidir.
Hatay halkı uzun süredir yalnız bırakılmaktadır. Depremden sonra derinleşen sosyal, ekonomik ve psikolojik yıkım; şimdi de altyapı eksikliği ve afetlere karşı hazırlıksızlık nedeniyle daha ağır hale gelmektedir. Yurttaşların yaşam hakkını korumak, güvenli kentler yaratmak ve kamusal sorumluluğu yerine getirmek devletin asli görevidir.
İnsan Hakları Derneği Hatay Şubesi olarak, yaşam hakkını tehdit eden ihmallerin takipçisi olacağımızı, yaşanan mağduriyetlerin görünür kılınması ve sorumluların hesap vermesi için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İnsan Hakları Derneği Hatay Şubesi















