İnsan Hakları Derneği Hatay Şubesi Basın açıklaması yaparakDemokratik Çözüm, Ortak Geleceğimizin Güvencesidir dedi.
Açıklamada aiağıdaki görüşlere yer verildi.
Türkiye, onlarca yıldır başta Kürt sorunu olmak üzere çözümsüz bırakılan demokratik meselelerin yarattığı ağır siyasal, toplumsal ve insani sonuçlarla yaşamaktadır. Çatışmalı süreç, on binlerce insanın yaşamını yitirmesine, milyonlarca insanın yerinden edilmesine, derin toplumsal yaraların oluşmasına ve ülkenin demokratikleşme sürecinin sürekli olarak kesintiye uğramasına neden olmuştur.
Bugün artık açıkça görülmektedir ki, Kürt sorunu bir güvenlik sorunu değil; tarihsel, siyasal, toplumsal ve demokratik boyutları olan bir hak ve demokrasi sorunudur. Bu nedenle sorunun çözümü de askeri yöntemlerle, güvenlikçi politikalarla veya baskı ve inkâr politikalarıyla değil; demokratik siyaset, diyalog ve müzakere yoluyla mümkündür.
İnsan Hakları Derneği olarak yıllardır dile getirdiğimiz gibi, kalıcı barışın yolu, Kürt sorununun insan hakları ve demokratik hukuk devleti ilkeleri temelinde çözülmesinden geçmektedir.
Türkiye'nin önünde yeni bir fırsat penceresi bulunmaktadır. Bu fırsatın değerlendirilmesi, yalnızca çatışmaların sona ermesi açısından değil, ülkenin demokratikleşmesi, hukukun üstünlüğünün yeniden tesisi ve toplumun ortak geleceğinin inşası açısından da tarihsel bir önem taşımaktadır.
Barışın tesisi için öncelikle, silahların ve şiddetin tamamen devre dışı bırakıldığı bir ortamın yaratılması gerekmektedir. Ancak silahların susması tek başına barış anlamına gelmez. Gerçek ve kalıcı barış; hakların tanındığı, eşit yurttaşlığın güvence altına alındığı, farklı kimliklerin özgürce ifade edilebildiği, demokratik katılımın önündeki engellerin kaldırıldığı ve adaletin tesis edildiği bir toplumsal düzenle mümkündür.
Bu bağlamda;
• Kürt sorununun çözümünün demokratik siyaset zemininde ele alınması,
• Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çözüm sürecinin asli ve meşru zemini haline getirilmesi,
• Düşünce, ifade, örgütlenme ve siyasal katılım özgürlüklerinin önündeki engellerin kaldırılması,
• Kayyım uygulamaları başta olmak üzere seçme ve seçilme hakkını zedeleyen antidemokratik uygulamalara son verilmesi,
• Ana dilde eğitim ve kamusal alanda ana dil kullanımının önündeki engellerin kaldırılması,
• Yerel demokrasiyi güçlendirecek düzenlemelerin yapılması,
• Geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşilmesi ve hakikat ile adalet mekanizmalarının oluşturulması,
• Cezaevlerinde bulunan hasta mahpuslar başta olmak üzere hak ihlallerinin giderilmesi,
• İnsan hakları savunucularının, gazetecilerin, siyasetçilerin ve sivil toplumun özgürce faaliyet yürütebileceği demokratik bir ortamın sağlanması, barışın ve demokratik çözümün vazgeçilmez koşullarıdır.
Kürt sorununun demokratik çözümü yalnızca Kürt yurttaşların meselesi değildir. Bu sorun, Türkiye'nin demokrasi, hukuk ve insan hakları sorunudur. Sorunun çözümü, bütün halkların eşit, özgür ve onurlu bir ortak yaşam kurabilmesinin önünü açacaktır.
Barış, yalnızca silahların susması değil; toplumsal adaletin sağlanması, hakikatle yüzleşilmesi, ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve herkesin kendisini eşit yurttaş olarak hissedebildiği demokratik bir düzenin inşa edilmesidir.
İnsan Hakları Derneği Hatay Şubesi olarak; savaş politikalarının, kutuplaştırıcı dilin ve güvenlikçi yaklaşımların karşısında; insan haklarına dayalı, çoğulcu, demokratik ve onurlu bir barışın yanında olduğumuzu bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Bütün toplumsal kesimleri, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, emek ve meslek örgütlerini, kadın ve gençlik hareketlerini, barışın toplumsallaşması ve Kürt sorununun demokratik çözümü için sorumluluk almaya çağırıyoruz.
Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla çatışma ve kutuplaşma değil; demokrasi, adalet ve barıştır.
Barış bir tercih değil, temel bir insan hakkıdır.
Demokratik çözüm, ortak geleceğimizin güvencesidir.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
HATAY ŞUBESİ














