Haber: Mustafa Özkoca
“Zafer partisi Hatay il başkanı Serhat Tabanca çözüm süreci ile ilgili yaptığı açıklamada,
"Değerli Hataylı hemşehrilerim,Türkiye bugün yalnızca Meclis’ten geçen bir yasayı konuşmuyor. Türkiye, önümüzdeki yıllarda devletimizin güvenliğini, milli egemenliğini ve çocuklarımızın geleceğini etkileyebilecek büyük bir siyasi süreci konuşuyor. Biz de bugün Hatay’dan bu sürece bakıyoruz. Çünkü Ankara’da alınan bir kararın Hatay’daki karşılığı bazen çok farklıdır. Biz sınır şehriyiz. Suriye hemen yanı başımızda. Savaşın ne demek olduğunu gördük. Göçün sonuçlarını yaşadık. Sınırın ötesindeki istikrarsızlığın bir şehrin hayatını nasıl değiştirebildiğini gördük. Biz bu meselenin teorisini değil, sonuçlarını yaşadık. Bu nedenle Hatay’ın söyleyeceği söz yalnızca Hatay’ın sözü değildir.
Hatay’ın sorusu, Türkiye’nin sınır güvenliği sorusudur. Ve bugün Hatay’dan dört açık soru soruyoruz: Hangi PKK silah bırakıyor? Suriye’deki PKK/YPG yapılanması ne olacak? Silahsızlanmayı kim ve nasıl doğrulayacak? Ve Türkiye bütün bu sürecin karşılığında ne verecek? HANGİ PKK SİLAH BIRAKIYOR? Bugün kamuoyuna:“PKK silah bırakıyor.”deniliyor. Biz Hatay’dan soruyoruz: Hangi PKK? Sadece Türkiye sınırları içerisindeki yapıdan mı söz ediyoruz? Irak’taki yapılanma ne olacak? İran’daki yapılanma ne olacak? Ve Hatay açısından en kritik soru: Suriye’deki PKK/YPG yapılanması ne olacak?
Genel Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın da ısrarla dikkat çektiği temel meselelerden biri budur. PKK’yı yalnızca Türkiye sınırları içerisindeki silahlı varlığından ibaret görmek, bölgedeki güvenlik gerçekliğini eksik okumaktır. Hatay’da yaşayan insanların bunu anlaması için uzun güvenlik raporlarına ihtiyacı yok. Haritaya bakmamız yeterlidir. Suriye hemen karşımızda. Bu nedenle Ankara’da “silah bırakma” olarak tarif edilen bir sürecin Hatay’daki karşılığı çok nettir: Sınırımızın hemen ötesindeki silahlı yapı ne olacak? Bu sorunun cevabı verilmeden Türkiye’ye:“Terör meselesi çözülüyor.”denilemez.
ÜNİFORMA DEĞİŞTİRMEK, ÖRGÜTÜ ORTADAN KALDIRMAK DEĞİLDİR
Bir örgütün adı değişebilir. Bayrağı değişebilir. Üniforması değişebilir. Başka bir askeri veya siyasi yapının çatısı altında gösterilebilir.Ama bizim için mesele isim değildir. Bizim için mesele şudur: Silah nerede? Silahlı kadro nerede? Komuta yapısı nerede? Finans ve lojistik ağı nerede?Ve bütün bunların gerçekten ortadan kaldırıldığını kim doğrulayacak? Çünkü Türkiye’nin güvenliği kelimelerle sağlanmaz.Türkiye’nin güvenliği niyet beyanlarıyla da sağlanmaz. Güvenlik varsayımla yönetilemez. Güvenlik doğrulamayla yönetilir. Dolayısıyla bizim ölçümüz son derece açıktır: Üniforma değiştirmek silahsızlanmak değildir. İsim değiştirmek tasfiye olmak değildir. Bir örgütün tabelasını indirip örgütsel kapasitesini başka bir yapının içerisine taşımak, Türkiye açısından terör tehdidinin sona erdiği anlamına gelmez.
BİZ TERÖRÜN BİTMESİNE KARŞI DEĞİLİZ
Buradan milletimize özellikle seslenmek istiyorum. Biz terörün bitmesine karşı değiliz. Biz terörün gerçekten bitmesini istiyoruz. Hiçbir anne bir daha evladının tabutuna sarılmasın istiyoruz. Hiçbir çocuk babasız kalmasın istiyoruz. Askerimiz, polisimiz, vatandaşımız teröre kurban gitmesin istiyoruz. Türkiye’nin kaynakları terörle mücadeleye değil, çocuklarımızın geleceğine harcansın istiyoruz. Fakat bize;“Terör bitiyor, artık soru sormayın.”deniliyorsa, işte orada duruyoruz. Çünkü barış istemek başka şeydir. Türkiye’nin geleceğini sorgulamadan bir siyasi sürece teslim etmek başka şeydir. Biz soracağız. Çünkü bu ülkenin geleceği söz konusu.
BİR YASA BİR GECEDE ÇIKAR; MİLLETİN HAFIZASI BİR GECEDE DEĞİŞMEZ
Türkiye kırk yılı aşkın süredir terörle mücadele ediyor. Binlerce insanımızı kaybettik. Şehitler verdik. Gazilerimiz oldu. Anneler evlatlarını toprağa verdi. Çocuklar babalarının fotoğraflarıyla büyüdü. Şimdi buradan çok açık söylüyorum: İktidar bir yasayı bir gecede çıkarabilir. Ama milletin hafızasını bir gecede değiştiremez. Şehit annelerinin acısını bir kanun maddesiyle silemezsiniz. Gazilerimizin hatıralarını siyasi takvimlere göre değiştiremezsiniz. Toplumdan kırk yıllık hafızasını birkaç siyasi açıklamayla unutmasını bekleyemezsiniz. Güven böyle kurulmaz. Güven;şeffaflıkla kurulur,adaletle kurulur,gerçek silahsızlanmayla kurulur,doğrulanabilir güvenlik mekanizmalarıyla kurulurve en önemlisi, millete gerçeğin tamamı anlatılarak kurulur.
HATAY NEDEN DAHA FAZLA SORU SORUYOR?
Bazıları bize: “Neden bu kadar soru soruyorsunuz?”diyebilir. Çünkü biz Hatay’dayız. Biz sınırın hemen ötesinde yaşananların Türkiye’ye nasıl taşındığını gördük. Suriye’deki savaşın sonuçlarını sokaklarımızda gördük. Göçün sonuçlarını gördük. Güvenlik sorunlarının sonuçlarını gördük. Ekonomik ve toplumsal sonuçlarını yaşadık. Ankara bu sürece masadan bakabilir. Biz Hatay’da sınırın ötesine bakarak konuşuyoruz. İşte aradaki fark budur. Biz savaş istemiyoruz. Tam tersine; Hatay’ın bir daha savaşın, terörün ve bölgesel istikrarsızlığın bedelini ödemesini istemiyoruz. Bunun için soruyoruz. Suriye’de nasıl bir siyasi yapı kurulacak? Suriye’nin toprak bütünlüğü korunacak mı? PKK/YPG’nin silahlı kapasitesi ne olacak? Bu yapının başka bir askeri yapı içerisine geçirilmesine izin verilecek mi? Silahlar gerçekten teslim edilecek mi? Türkiye sınırının hemen karşısında yeni bir fiilî yapılanmanın ortaya çıkmasına izin verilecek mi? Bunlar dış politika uzmanlarının akademik tartışmaları değildir. Bunlar Hatay’ın yarınının sorularıdır.
SURİYE DOSYASI TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK DOSYASINDAN AYRILAMAZ
Türkiye’nin karar vericilerine Hatay’dan açıkça sesleniyoruz: Suriye dosyasını Türkiye’nin güvenlik dosyasından ayrı değerlendirmeyin. Türkiye içerisindeki silah bırakma iddiasını, sınırın ötesindeki silahlı yapılanmalardan bağımsız ele almayın. Çünkü Türkiye’nin güvenliği sınır kapısında başlayıp sınır çizgisinde bitmez. Sınırımızın hemen karşısında Türkiye’yi tehdit edebilecek silahlı ve örgütsel bir kapasite varlığını sürdürüyorsa, bizim açımızdan mesele kapanmış değildir. Türkiye’de silah bırakıp Suriye’de silahlı güç olarak varlığını sürdürmenin adına tasfiye denilemez.
TÜRKİYE BUNUN KARŞILIĞINDA NE VERİYOR?
Ve şimdi belki de en önemli soruya geliyoruz. Türk milletinin bu sorunun cevabını bilmeye hakkı vardır:Türkiye bu sürecin karşılığında ne veriyor? Terör örgütünün veya onun siyasi uzantılarının talepleri Türkiye’nin anayasal düzenine taşınacak mı? Milli devlet yapımız tartışmaya açılacak mı? Üniter devlet yapımız üzerinde herhangi bir pazarlık yapılacak mı? Vatandaşlık tanımı değiştirilecek mi? Milli egemenliğimizi ilgilendiren herhangi bir siyasi taviz söz konusu olacak mı? Türk milletinin önüne bugün söylenmeyen talepler yarın getirilecek mi? Bunların cevabı açık olmak zorundadır.
"TÜRKİYE DEĞİŞİRKEN, HATAY NEYİ KONUŞMALI?
Zafer Partisi Hatay İl Başkanı Serhat Tabanca “çerçeve yasa”yı Basın Açıklaması İle Değerlendirdi
ABBAS GÜLDİKER






















