Siyaset
Giriş Tarihi : 06-07-2026 00:03

GÖZALTILARLA DEMOKRASİ BOĞULAMAZ, TOPLUMSAL MUHALEFET SUSTURULAMAZ!

Antakya Emek ve Demokrasi Platformu Basın Açıklaması Yaptı.

GÖZALTILARLA DEMOKRASİ BOĞULAMAZ, TOPLUMSAL MUHALEFET SUSTURULAMAZ!

    Antakya Emek ve Demokrasi Platformu bileşeni İnsan Hakları Derneği Hatay Şubesi Nato Zirvesi bahane edilerek yapılan gözaltı ve tutuklamalara tepki gösterdi. Yapılan basın açıklamasında gözaltılara ve tutuklamalara son verilmesi talep edilerek barışçıl gösteriler suç değildir denildi. 
    Yapılan basın açıklamasında aşağıdaki görüş ve düşüncelere yer verildi.
    NATO Zirvesi öncesinde Türkiye'nin birçok kentinde sosyalist kurumlara ve demokratik kitle örgütlerine yönelik gerçekleştirilen şafak operasyonlarının bir ayağı da bugün Antakya'da Kaldıraç dergisi okurlarına yönelik yapılmıştır. Mustafa Çelik, İlayda Çekiç, Mehmet Ali Ceylan, Çağla Cemali, Defne ve Başak arkadaşlarımızın gözaltına alınması; yalnızca birkaç kişiyi hedef alan bir operasyon değil, toplumun tüm muhalif kesimlerine verilmek istenen açık bir gözdağıdır.
    Antakya Emek ve Demokrasi Platformu olarak bu antidemokratik uygulamaları kabul etmiyor, gözaltına alınan arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
    Türkiye, uzun zamandır temel hak ve özgürlüklerin sistematik biçimde sınırlandırıldığı, ifade özgürlüğünün, örgütlenme hakkının ve barışçıl gösteri hakkının baskı altına alındığı bir dönemden geçmektedir. Son birkaç ay içerisinde gazeteciler, insan hakları savunucuları, öğrenciler, sendikacılar, kadın hareketi ve çevre hareketi aktivistleri, sosyalistler ve demokratik muhalefet temsilcileri hakkında çok sayıda soruşturma açılmış, gözaltılar ve tutuklamalar adeta bir yönetim biçimi haline getirilmiştir. Ulusal ve uluslararası insan hakları kuruluşları, Türkiye'de ifade ve örgütlenme özgürlüğünün ağır baskı altında olduğunu, yargının siyasal amaçlarla kullanıldığına dair ciddi kaygılar bulunduğunu vurgulamaktadır.
Bugün ülkede en sıradan bir basın açıklaması, bir yürüyüş, bir sosyal medya paylaşımı ya da demokratik bir itiraz bile soruşturma ve gözaltı gerekçesi yapılabilmektedir. Kolluk güçleri, Anayasa'nın güvence altına aldığı toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını korumak yerine, çoğu zaman bu hakkı kullanan yurttaşlara karşı bir baskı aygıtı olarak kullanılmaktadır. Şafak baskınları, ev aramaları, uzun gözaltı süreleri ve adli kontrol tedbirleri, toplumun muhalif kesimlerini sindirmenin araçları haline getirilmiştir.
    Demokratik bir hukuk devletinde düşünceler suç değildir. Savaşa, sömürgeciliğe, emperyalist müdahalelere, yoksulluğa ve adaletsizliğe karşı çıkmak suç değildir. İnsan haklarını savunmak, barışı talep etmek, eşitliği ve özgürlüğü savunmak suç değildir. Suç olan; hukuku siyasal hesaplaşmanın aracı haline getirmek, yurttaşların anayasal haklarını baskı altına almak ve toplumu korku iklimiyle yönetmeye çalışmaktır.
    Türkiye'de son dönemde yaşananlar, yalnızca bireysel hak ihlalleri değil, aynı zamanda demokratik toplum düzeninin bütününe yönelik ağır bir tehdit oluşturmaktadır. Yargının bağımsızlığına ilişkin kaygılar, seçilmişlere yönelik operasyonlar, gazetecilerin ve insan hakları savunucularının yargılanması, barışçıl gösterilere yönelik sert polis müdahaleleri ve kitlesel gözaltılar, ülkenin giderek daha otoriter bir yönetim anlayışına sürüklendiğini göstermektedir.
    Bizler biliyoruz ki; demokratik haklar bir iktidarın lütfu değil, halkın tarihsel mücadeleler sonucunda kazandığı temel haklardır. Bu nedenle ifade özgürlüğünü, örgütlenme hakkını ve barışçıl gösteri hakkını savunmaya devam edeceğiz. Toplumsal muhalefeti gözaltılarla, soruşturmalarla ve baskılarla susturmak mümkün değildir.
    Antakya Emek ve Demokrasi Platformu olarak bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:
- Gözaltına alınan Mustafa Çelik, İlayda Çekiç, Mehmet Ali Ceylan, Çağla Cemali, Defne ve Başak derhal serbest bırakılmalıdır.
- Demokratik siyasal faaliyetler üzerindeki baskılara son verilmelidir.
- Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik müdahaleler durdurulmalıdır.
- İfade ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan yargısal ve idari uygulamalardan vazgeçilmelidir.
- İnsan hakları savunucularına, gazetecilere, öğrencilere ve demokratik kitle örgütlerine yönelik baskı politikaları derhal son bulmalıdır.
    Bizler; özgürlük, eşitlik, barış ve demokrasi mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki, baskı ve korku rejimleri geçicidir; halkların özgürlük ve adalet talebi ise kalıcıdır.
    Gözaltılar derhal son bulsun!

ABBAS GÜLDİKERABBAS GÜLDİKER