Eğitim
Giriş Tarihi : 06-01-2026 19:12

HMKÜ İLE AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE DELEGASYONU İŞBİRLİĞİ

HMKÜ ile Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu İşbirliğinde Medya Okuryazarlığı ve Dezenformasyonla Mücadele Eğitimi Düzenlendi

HMKÜ İLE  AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE DELEGASYONU İŞBİRLİĞİ

    HMKÜ ile Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu İşbirliğinde Medya Okuryazarlığı ve Dezenformasyonla Mücadele Eğitimi Düzenlendi
    İletişim Fakültesi tarafından organize edilen ve Atatürk Konferans Salonunda gerçekleşen programda dijital çağla birlikte gelişen teknolojilerin oluşturduğu tehditlere karşı medya okuryazarlığının önemine dikkat çekildi.
    “BUGÜN MESELE BİLGİYE ULAŞMAK DEĞİLDİR, BİLGİNİN NEYE HİZMET ETTİĞİNİ AYIRT EDEBİLMEKTİR”
    Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Veysel Eren, içinde yaşadığımız çağı; bilginin hızlı üretildiği fakat hakikatin en kırılgan olduğu bir çağ olarak nitelendirdiği konuşmasında, “Tarihin hiçbir döneminde bu kadar çok veriye erişemedik ama hiçbir döneminde de doğru ile yanlış, bilgi ile kanaat, bilim ile söylenti bu denli iç içe girmedi. Bugün mesele bilgiye ulaşmak değildir. Bilginin neye hizmet ettiğini ayırt edebilmektir. Tam da bu noktada Medya okuryazarlığı bir teknik beceri değil entelektüel bir ahlak meselesi olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi.
    BİLİMSEL GÖRÜNÜMLÜ DEZENFORMASYON
    Rektör Eren bilimin nesnelliği ve dezenformasyon arasındaki farklara vurgu yaptığı konuşmasında, “Hakikat yüksek sesle konuşmaz, acele etmez. Kesinlik iddiasıyla ortaya atılmaz. Bilim şüpheyi yöntemle, belirsizliği kanıtla, iddiayı eleştiriyle sınar. Dezenformasyon ise bunun tam tersidir. Hızlıdır. İddiadır, duygulara seslenir ve çoğu zaman bilimin dilini taklit eder. Bugün en tehlikeli yanlış bilgi cehaletten değil yarım bilgiden, bağlamından koparılmış veriden ve bilimsel görünümlü iddialardan doğmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu. 
    Gençlere seslenen Rektör Eren konuşmasını şöyle sürdürdü: 
“Sevgili gençler bir istatistik tek başına doğru olabilir fakat yanlış bir soruya cevap veriyorsa yanıltıcıdır. Bir akademik çalışma yayınlanmış olabilir fakat hakem süzgecinden geçmemişse kesin sonuç değildir. Bir uzman konuşuyor olabilir fakat hangi alanda uzman olduğu sorulmuyorsa otorite yanılsaması üretebilir. İşte medya okur yazarlığı tam olarak bu soruları sorma cesaretidir. Medya okuryazarı olmak, ‘Bu bilgi kimin işine yarıyor?’, ‘Bu veri hangi bağlamda üretilmiş?’, ‘Bu iddia neyi dışarıda bırakıyor?’ diye sorabilmektir. Çünkü dezenformasyon çoğu zaman yalan söylemez, eksik söyler. Gerçeği çarpıtmaz, parçalar. Hakikati inkâr etmez. Onu görünmez hale getirir. Bugün sosyal medya algoritmaları hakikati değil etkileşimi ödüllendiriyor. Öfke, korku ve kesinlik düşünceden daha hızlı yayılıyor. Böyle bir ortamda Üniversitelerin ve öğrencilerin rolü hayati hale geliyor.” 
    NE DÜŞÜNMEK YERİNE NASIL DÜŞÜNMEK ÖĞRETİLMELİ
    “Üniversite yalnızca meslek kazandıran bir kurum değil, hakikate karşı sabır geliştiren bir zihinsel terbiyedir.” diyen Rektör Eren, bilimsel okuryazarlık ile medya okuryazarlığının bu noktada kesiştiğini dile getirdi. Bilimin mutlak doğruları vadetmediğini ama doğruya yaklaşmanın ahlakını sunduğunu, medya okur yazarlığının ise bu ahlakı gündelik hayatta uygulayan bir beceri olduğunu sözlerine ekleyen Rektör Eren, “Hakikatin bu kadar kolay eğilip büküldüğü bir çağda en devrimci tutum sakin düşünmek, yavaş okumak ve zor sorular sormaktır. Ve belki de bugün üniversitelerin en temel görevi öğrencilerine ne düşüneceklerini değil, nasıl düşüneceklerini öğretmektir.” diye konuştu.
    Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Stratejik İletişim Sorumlusu Dr. Lale Şıvgın Dündar ise konuşmasında “Dezenformasyon ve yanlış bilginin olağanüstü bir hızla yayıldığı, yapay zekanın gerçekle kurgu arasındaki o çizgiyi giderek incelttiği bir dönemde yaşıyoruz. Yeni yazılımlar, programlar ve robotlar hayatımızı kolaylaştırmakla birlikte yanlış ya da yanıltıcı bilgiyi ve içerikleri de aynı hızla hayatımıza sokabiliyor.” dedi.
Konuşmasında Dünya Ekonomik Forumu'nun 2025 Küresel Riskler Raporu’nda yanlış bilgi ve dezenformasyonun 2 yıldır üst üste dünya için en büyük risk ve tehdit olarak sıralandığını aktaran Dündar, Türkiye'de de tablonun farklı olmadığını kaydetti. 
    Program, eğitmen Prof. Dr. Nezih Orhon'un “Medya ve Dijital Okuryazarlık-Dezenformasyonu Anlamak” başlıklı sunumu ile devam etti.
    Programa; Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Mehmet Turan, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Alanka, Eğitim Organizasyon Sorumluları Emre Dalgıç ve Anıl Adadıoğlu ile İletişim Fakültesi akademisyenler ve öğrencileri katıldı.

ABBAS GÜLDİKERABBAS GÜLDİKER