Gündem
Giriş Tarihi : 28-06-2026 13:46

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ AKDENİZ BÖLGE TOPLANTISI YAPILDI, SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI

Türkiye'de Derinleşen Hak İhlallerine, Otoriterleşmeye ve Yaşam Hakkına Yönelik Saldırılara Karşı Mücadeleyi Büyüteceğiz

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ AKDENİZ BÖLGE TOPLANTISI YAPILDI, SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Akdeniz Bölgesi Şubeleri olarak, 26. 06. 2026 tarihinde İskenderun şubesinde gerçekleştirdiğimiz bölge toplantısında; Türkiye'de giderek ağırlaşan insan hakları ihlallerini, demokratik alanın daraltılmasını, ifade ve örgütlenme özgürlüklerine yönelik sistematik baskıları, ekolojik yıkımı, deprem bölgesinde devam eden hak ihlallerini ve barış hakkına yönelik tehditleri kapsamlı biçimde değerlendirdik.
    Bugün Türkiye, yalnızca ekonomik krizle değil, aynı zamanda hukuk devletinin aşındırıldığı, yargının siyasal iktidarın baskısı altında işlevsizleştirildiği, temel hak ve özgürlüklerin güvenlik politikaları adına sistematik biçimde sınırlandırıldığı ağır bir otoriterleşme sürecinden geçmektedir.
    Toplantımızda bir kez daha gördük ki; insan hakları ihlalleri artık münferit uygulamalar olmaktan çıkmış, devletin birçok alanında süreklilik kazanan bir yönetim pratiğine dönüşmüştür.
23 Haziran 2026 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen ve 7 Temmuz'da yapılacak NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek yürütüldüğü ifade edilen operasyonlarda yüzlerce insanın gözaltına alınması, Türkiye'de hukukun geldiği noktayı göstermektedir.
    İnsan hakları savunucuları, avukatlar, akademisyenler, öğrenciler, sendikacılar, çevre aktivistleri, LGBTİ+ hak savunucuları ve demokratik kitle örgütü üyeleri herhangi bir somut suç isnadı ortaya konulmaksızın şafak operasyonlarıyla evlerinden alınmıştır.
    Ev kapılarının kırılarak girilmesi, ters kelepçe uygulanması, aile bireylerinin saatlerce baskı altında tutulması, avukat görüşlerinin engellenmesi ve soruşturma dosyalarına getirilen kısıtlamalar; Anayasa'nın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinin açık ihlalidir.
    Ters kelepçe uygulaması, uzun süredir dile getirdiğimiz gibi, işkence ve kötü muamele yasağının ihlalidir. Hiçbir güvenlik gerekçesi, işkence yasağını ortadan kaldıramaz.
    "NATO güvenliği" bahanesiyle gerçekleştirilen bu operasyonlar, toplumsal muhalefeti susturma girişimidir. Uluslararası bir zirvenin yapılacak olması, temel hak ve özgürlüklerin askıya alınmasının gerekçesi olamaz.
Demokratik toplumlarda güvenlik, özgürlükleri ortadan kaldırarak değil, hakları güvence altına alarak sağlanır.
6 Şubat depremlerinin üzerinden uzun zaman geçmiş olmasına rağmen Hatay başta olmak üzere deprem bölgesinde barınma hakkı sorunu hâlâ çözülememiştir. Konteyner kentlerin boşaltılması tek başına bir çözüm değildir. Kalıcı, güvenli ve erişilebilir konutlar tamamlanmadan insanların konteynerlerden çıkarılmaya zorlanması, barınma hakkının ihlalidir.Barınma hakkı temel bir insan hakkıdır. TOKİ konutlarının tamamlanmadığı, binlerce insanın güvenli konuta erişemediği koşullarda konteynerlerin boşaltılması, depremzedeleri yeni bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmaktadır.
    Deprem mağdurlarının yaşam hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı ve insanca yaşama hakkı ancak güvenli konutların teslim edilmesiyle güvence altına alınabilir.Deprem bölgesinde yaşayan yurttaşların belirsizlik içinde yaşamaya mahkûm edilmesini kabul etmiyoruz.
    Akdeniz Bölgesi, plansız madencilik faaliyetleri, taş ocakları, ormanların tahribi, kıyıların sermayeye açılması, su varlıklarının yok edilmesi ve iklim krizinin etkileri nedeniyle ağır bir ekolojik yıkımla karşı karşıyadır. Doğa yalnızca ekonomik bir kaynak değildir. Temiz suya ulaşma hakkı, sağlıklı çevrede yaşama hakkı ve ekolojik denge, yaşam hakkının ayrılmaz parçalarıdır. Ekolojik mücadeleyi kriminalize eden anlayış, geleceğimizi tehdit etmektedir. Çevreyi savunan yurttaşların gözaltına alınmasını değil, doğayı tahrip eden politikaların durdurulmasını istiyoruz.
    Silahlı çatışmaların sona ermesi, demokratik çözüm yollarının güçlendirilmesi ve toplumsal barışın inşası Türkiye'nin en temel ihtiyaçlarından biridir. Barış talep etmek suç değildir.Barış, en temel insan hakkıdır.Hak savunucularının, gazetecilerin, akademisyenlerin ve demokratik siyaset alanının baskı altına alınması, toplumsal barışın önündeki en büyük engellerden biridir.
    Demokrasi ve Hukuk Devleti İçin Mücadele Sürecektir
    İnsan Hakları Derneği Akdeniz Bölgesi Şubeleri olarak;
    • Hukuksuz gözaltı ve tutuklamalara son verilmesini,
    • NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek sürdürülen baskı politikalarının durdurulmasını,
    • İşkence ve kötü muamele iddialarının bağımsız biçimde soruşturulmasını,
    • Gözaltındaki herkesin avukatlara derhal erişiminin sağlanmasını,
    • Deprem bölgesinde kalıcı konutlar tamamlanmadan konteyner tahliyelerinin durdurulmasını,
    • Barınma hakkının güvence altına alınmasını,
    • Çevreyi ve yaşam alanlarını yok eden projelerden vazgeçilmesini,
    • İfade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve barışçıl gösteri hakkının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını,
    • Hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının yeniden tesis edilmesini talep ediyoruz.
    İnsan Hakları Derneği Akdeniz Bölgesi Şubeleri olarak biliyoruz ki; özgürlük, demokrasi, barış ve insan hakları mücadelesi birbirinden ayrı değildir.Yaşam hakkını, barınma hakkını, ifade özgürlüğünü, ekolojik yaşamı ve demokratik değerleri birlikte savunmaya devam edeceğiz.
    Hak ihlallerine sessiz kalmayacağız.
    İşkenceye, hukuksuzluğa, ayrımcılığa, savaş politikalarına ve otoriter yönetime karşı insan onurunu savunmayı sürdüreceğiz.
    İnsan hakları herkes içindir. İnsan onuru susmaz. Mücadelemiz sürecektir.
İnsan Hakları Derneği
Akdeniz Bölge Şubeleri 
Haziran 2026

ABBAS GÜLDİKERABBAS GÜLDİKER