Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bünyamin Yavuz Ortadoğu’da yaşanan savaşın yarattığı olumsuzlukların ekonomi üzerinde (lojistik sektörü) yaşanan sıkıntılara dikkat çeken açıklamada bulundu.
ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaş, küresel ekonomi kadar Türkiye’nin dış ticaret dengelerini ve özellikle sınır bölgelerindeki ticari faaliyetleri doğrudan etkilemektedir. Enerji fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, uluslararası taşımacılık maliyetlerini artırırken; deniz, kara ve hava lojistiğinde ciddi aksamalara yol açmaktadır. Özellikle küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki riskler, dünya ticaret akışını ve tedarik zincirlerini doğrudan etkilemektedir.
Mevcut savaş ortamında lojistik sektöründe önemli değişimler yaşanmaktadır. Uluslararası taşımacılıkta güzergâh değişiklikleri, navlun fiyatlarında artış, teslim sürelerinde uzama ve sigorta maliyetlerinde yükseliş gibi gelişmeler, ihracatçı firmalar açısından yeni risk alanları oluşturmaktadır. Nitekim bölgede çatışmaların genişlemesiyle birlikte Lübnan ve İran başta olmak üzere birçok noktada askeri hareketlilik artmış, sivil kayıplar ve göç dalgaları da hız kazanmıştır.
Bu süreçte ihracat sektörümüzün sürdürülebilirliği açısından yalnızca maliyetler değil; aynı zamanda vize süreçleri, sınır geçişleri, gümrük uygulamaları ve uluslararası ticaret prosedürleri de büyük önem taşımaktadır. İş insanlarımızın ve lojistik firmalarımızın karşılaşabileceği olası gecikmeler, belge süreçleri ve geçiş izinleri gibi konuların hassasiyetle takip edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, ticaret odaları ve ilgili kurumların üyelerini düzenli olarak bilgilendirmesi ve yönlendirmesi büyük önem arz etmektedir.
İran, ülkemiz için yalnızca bir komşu değil, aynı zamanda önemli bir ticaret ortağıdır. İran ile olan ekonomik ilişkilerimiz, bölgesel istikrarın sağlanması açısından da kritik bir rol oynamaktadır. Bu savaşın bir an önce sona ermesi, ticaret yollarının güvenli hale gelmesi ve bölgesel ekonomik dengenin yeniden kurulması en büyük temennimizdir.
Bu noktada, Türkiye Cumhuriyeti devlet yetkililerimizin, çatışmanın sona erdirilmesi ve bölgede kalıcı barışın tesis edilmesi adına yürüttükleri yoğun diplomatik çabaları takdirle karşılıyoruz. Barışın sağlanmasına yönelik gösterilen bu olağanüstü gayret, hem iş dünyamız hem de bölge halkları açısından büyük önem taşımaktadır. Bu vesileyle, sürecin sulh ile neticelenmesi için çaba sarf eden tüm devlet büyüklerimize teşekkür ediyoruz.
Biz iş insanları olarak inancımız şudur ki; böylesi belirsizlik dönemlerinde en büyük ihtiyaç doğru bilgi, güçlü koordinasyon ve hızlı aksiyon kabiliyetidir. Özellikle lojistik, ihracat ve sınır ticareti alanlarında faaliyet gösteren firmalarımızın karşılaştığı sorunlara çözüm üretmek, alternatif pazarlar ve güzergâhlar oluşturmak ve süreçleri kolaylaştıracak adımlar atmak ortak sorumluluğumuzdur.
Aynı zamanda bu savaşın yalnızca ekonomik değil, insani boyutunun da derin olduğunu unutmamak gerekir. Başta Filistin, Lübnan ve İran olmak üzere tüm İslam coğrafyasında yaşanan acıların bir an önce son bulmasını, masum sivillerin zarar görmediği, huzur ve barışın hâkim olduğu bir sürecin başlamasını temenni ediyoruz.
Sonuç olarak, devam eden bu savaş süreci; riskleri kadar fırsatları da barındırmaktadır. Bu dönemde başarılı olmanın yolu, gelişmeleri anlık takip etmek, ticari refleksleri güçlü tutmak ve özellikle lojistik ile ihracat süreçlerini profesyonel bir şekilde yönetmekten geçmektedir.
ORTADOĞU’DAKİ SAVAŞ TÜRKİYE’NİN DIŞ TİCARETİNİ VE LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜ AVANTAJA ÇEVİREBİLİR!
İran, ülkemiz için yalnızca bir komşu değil, aynı zamanda önemli bir ticaret ortağıdır.
ABBAS GÜLDİKER






















