Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eş Başkanı Nilgün Aşkar Basın açıklaması Yaptı. Promosyon Değil! Bankalar Tarafından İşletilen, Ücretlermizden Elde Edilen Kardan Payımızı İstiyoruz!
2025 yılının ilk yarısında en büyük 10 bankanın öz kaynağı 2,6 trilyon liraya ulaşmışken ve en fazla kar eden banka 64 milyar lira ile Ziraat Bankası olmuşken, ilgili banka ile yapılan promosyon sözleşmesi sonrası bu ülkenin emekçileri, sarı sendikalar ve bakanlık işbirliğiyle yine yoksulluğa, açlığa ve çaresizliğe teslim edilmiştir. Sarı sendikalar, hakkını aramak için fiili ve meşru mücadele yürüten sendikacılığı kriminalize edip, lobiciliği ve promosyon sendikacılığını yaygınlaştırırken Toplu Sözleşmelerden umudu kalmayan, bütçeden payını istemekten geri duran milyonlarca emekçi ise banka promosyonlarından medet umar hale getirilmiştir.
Sağlık bakanlığı ile Ziraat Bankası arasında Türkiye genelini kapsayan promosyon anlaşması imzalanmış ve iddialara göre anlaşma: 90.000 TL nakit + 10.000 TL parapuan toplam 100.000? ile noktalanmıştır.
Ziraat Bankası yılın ilk yarısında karını yüzde 108 arttırırken, ve her yıla bir maaş tutarı olacak şekilde bir anlaşma yapılması gerekli iken böyle bir promosyon anlaşması bu haliyle kabul edilebilirlikten ve çalışanların beklentilerini karşılamaktan çok uzaktır. Bankalar; alın terimizle kazandığımız paramızı kullanıp değerlendirirken, karına kar katarken emekçilere sadaka dağıtır gibi promosyon miktarı belirlemiştir.
Promosyon genelgesinin ilgili maddeleri çok açık olmasına ve “yapılacak uygulamalar kurum personelinin rahatlıkla bilgi edinebileceği şekilde ilan panoları ve internet siteleri yoluyla ilan edilecek, aleniyet ilkesine titizlikle riayet edilecektir.” ibaresi taşımasına rağmen kapalı kapılar ardında anlaşmalar gerçekleştirilmiş ve emekçiler süreçle ilgili bilgilendirilmemiştir.
Sendikalar; emekçilerin temsilcisidirler. Doğal olarak promosyon anlaşmaları işveren/devlet tarafından değil emekçilerin örgütleri tarafından yapılmalıdır ve emekçilerin örgütleri aracılığıyla istedikleri bankayı seçme hakları olmak zorundadır. Bu nedenle Bakanlık değil her ildeki sendikalar bir araya gelerek ve bankalar ile görüşerek üyeleri ve tüm emekçiler adına en uygun sözleşmeleri imzalamalıdır.
Promosyon miktarının her yıl için en az bir maaş olması beklenirken bahsedilen miktar tüm promosyon sözleşmesi boyunca bir maaşa denk gelmektedir.
Enflasyon farkı promosyon sözleşmelerine yansıtılmadığı için bankaların ödeyeceği para yine emekçinin cebine girmeden pul olmaktadır.
Enflasyonun bu kadar hızla yükseldiği bir ülkede promosyon sözleşmeleri cezai şart olmadan günün koşullarına göre güncellenmelidir.
Sürecin sağlıklı işlemesi ve şeffaflık ilkesi gereğince tüm sendikalar sürece dahil edilmelidir.
Sözleşme imzalanması sonrasında sözleşme metni kurumların internet sitesinde yayınlanmalıdır.
O ysa süreç göstermiştir ki yapılan banka promosyon sözleşmelerinde emekçilerin hakkı gözetilmemiş, taraflar arasında kapalı kapılar arkasında anlaşma sağlanarak bir sözleşme imzalanmıştır.
Emekçilerin alın terini, emeğini hakkını gözetmeyen bu anlaşmalar kabul edilemez.
Hiçbir emekçinin hakkı bankalarla yapılan gizli pazarlıklarla hiç edilemez.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Basın açıklaması Yaptı. Hiçbir emekçinin hakkı bankalarla yapılan gizli pazarlıklarla hiç edilemez.
Promosyon Değil! Bankalar Tarafından İşletilen, Ücretlermizden Elde Edilen Kardan Payımızı İstiyoruz!
ABBAS GÜLDİKER






















