Yaşam
Giriş Tarihi : 21-07-2026 00:17   Güncelleme : 21-07-2026 00:20

“SURUÇ KATLİAMINI” UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ.

Suruç Katliamı'nın 11. Yılında Adalet Talebimizi Yineliyoruz. Yaşamını Yitiren 33 Canı Saygıyla Anıyoruz.

“SURUÇ KATLİAMINI” UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ.

    İnsan Hakları Derneği’nden basın açıklaması. “Suruç Katliamını” unutmadık, Unutmayacağız. 
    20 Temmuz 2015 tarihinde Urfa'nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezi'nde, Kobanê'nin yeniden inşasına destek olmak; çocuklara oyuncak, kitap ve çeşitli insani yardım malzemeleri ulaştırmak amacıyla bir araya gelen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi gençlere yönelik gerçekleştirilen canlı bomba saldırısında 33 genç yaşamını yitirmiş, 100'ü aşkın kişi yaralanmıştır. Katliam öncesinde saldırı ihtimaline ilişkin kamuoyuna yansıyan uyarı ve ihbarlara, katılımcıların programı ve güzergâhı önceden bilinmesine rağmen gerekli önleyici tedbirlerin alınmamış olması, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü bakımından ciddi soru işaretlerini bugün de korumaktadır. Yaşam hakkını, örgütlenme özgürlüğünü ve barış içinde dayanışmayı hedef alan bu katliam, toplumsal hafızadaki yerini korumaktadır.
    Katliamın üzerinden on bir yıl geçmiş olmasına rağmen, IŞİD'in Türkiye yapılanması, saldırının planlayıcıları, organizatörleri ve katliama zemin hazırlayan ihmaller bütün yönleriyle açığa çıkarılmamıştır. Firari sanıklar yönünden dava süreci devam ederken, kamu görevlilerinin olası sorumlulukları ve ihmalleri konusunda etkili bir yargısal denetimin işletilmemesi cezasızlık sorununu derinleştirmektedir. Katliamın önlenebilir olup olmadığına ilişkin iddialar ile kamu görevlilerinin olası sorumlulukları hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi, cezasızlık politikasının sürdüğünü göstermektedir. 
    Devletin yaşam hakkını koruma ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü bugüne kadar gereği gibi yerine getirilmemiştir. Yaşam hakkının korunmasına ilişkin devletin negatif yükümlülüğü kadar, saldırıları önleme, etkili soruşturma yürütme ve sorumluları ortaya çıkarma yönündeki pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yalnızca Suruç Katliamı bakımından değil, sonraki yıllarda yaşanan ağır yaşam hakkı ihlallerinin de ortak zeminini oluşturan cezasızlık anlayışını beslemiştir.
    Suruç Katliamı'nın aydınlatılması; yalnızca yaşamını yitirenlerin ailelerine karşı bir sorumluluk değil, toplumun hakikati bilme hakkının ve adalete erişim hakkının da gereğidir. Hakikatin gizlendiği, sorumluların hesap vermediği ve etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmediği koşullarda adaletten ve toplumsal barıştan söz etmek mümkün değildir.
    İnsan Hakları Derneği olarak; Suruç Katliamı'nın tüm yönleriyle aydınlatılmasını, olayın planlanması ve gerçekleşmesindeki tüm sorumluların, ihmali bulunan kamu görevlileri dâhil olmak üzere bağımsız ve tarafsız yargı mercileri önünde hesap vermesini, firari sanıklar yönünden yürütülen yargılamanın etkin biçimde sürdürülmesini ve cezasızlık politikalarına son verilmesini talep ediyoruz.
    Suruç Katliamı'nda yaşamını yitiren 33 düş yolcusunu saygı ve özlemle anıyor; ailelerinin, yaralananların ve yıllardır adalet mücadelesini sürdüren herkesin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.
Unutmadık, unutturmayacağız.

ABBAS GÜLDİKERABBAS GÜLDİKER