1

DIŞ GÖZLE TÜRKİY'nin GİDİŞATI

Prof. Dr. Garip TURUNÇ

21-11-2022 09:51

    Ülke olarak içe kapandığımız, kamplara bölünüp kutuplaşarak birbirimizi dinlemez hale geldiğimizde başımızı kaldırıp Türkiye’ye bir de dışarıdan bakmak lazım. Dün ülkemize dair adil ve insaflı analizler yapan isimler, acaba bugün gidişatı nasıl görüyor?
    Yıllardır yaşadıklarımızı yakından gözleyen iki isim, son dönemde tam da bu sorulara cevap olacak ipuçları verdi. Bunlardan biri, akademisyen ve köşe yazarı kimliğiyle bildiğimiz, ABD’deki önemli Türkiye uzmanlarından Ömer Taşpınar. Saygın üniversitelerde Ortadoğu ve Türkiye üzerine dersler veren Taşpınar, Brookings adlı düşünce kuruluşunda çalışıyor. Vesayetçi yapıların demokrasiyi boğmaya çalıştığı günlerde liberal fikirleriyle AKP’nin doğru politikalarını Batı’ya anlatan, neo-conların saldırılarına karşı Erdoğan’ı destekleyen bir isim.
    Gidişatı nasıl gördüğünü 29 Ekim 2014’te 24’teki “Türkiye’de demokrasi makul şüphe altında” başlıklı yazısında özetlemişti. Taşpınar’a göre birkaç yıl öncesine kadar Batı medyasında Türkiye analizleri, “laiklere karşı İslamcılar” perspektifinde yapılıyor ve siyasi İslamcı denilen AKP tehlikeli görülüyordu. Ama New York Times ve Washington Post gibi daha bağımsız gazeteler, AKP’nin İslamcı gelenekten geldiğini ama askerî vesayeti ve katı laiklik anlayışını aşmaya çalışan, demokrat bir ‘’ılımlı İslam’’ hareketini temsil ettiğini yazıyor; Ortadoğu için bir demokratik model olarak görüyorlardı.”
    Peki bugün? Taşpınar, Türkiye analizlerinin artık laiklik/siyasi İslam ekseninde değil, “demokrasi-otokrasi” düzleminde yapıldığını ve AKP’nin otoriterleşen, yasakçı ve baskıcı rejimi temsil ettiğini söylüyor. Artan polis devleti yöntemleri ve medyaya getirilen kısıtlamalar nedeniyle Erdoğan’ın demokratik/özgürlükçü imajı bitmiş durumda. En revaçtaki yaklaşım ise Fareed Zakaria’nın popüler hale getirdiği ‘’liberal olmayan demokrasi’’ kavramı: ‘’milliyetçilik, din, muhafazakârlık, devlet ihalesi kapitalizmi ve hükümet denetimindeki medya.’’ Daha önce AKP’yi İslam dünyasına demokrasi modeli diye gösteren Washington Post’ta Fareed Zakaria şimdi şöyle yazıyor: “Erdoğan reformcu politikalarını çoktan bir yana bırakmış, şimdi baskıcı, muhafazakâr ve İslamcı platforma geçmiş durumda. Medyayı kontrol etmek için akıllıca vergi oyunlarına yatkın.’’
Taşpınar’a göre sadece medya değil, bağımsız düşünce kuruluşları da yeni Türkiye’yi böyle görmekte. Eski ve yeni Türkiye arasındaki fark, eskiden askeri vesayet üzerinden yürüyen otoriterliğin, şimdi daha geniş halk tabanı olan, seçim kazandığı için daha popülist, aynı derece otokratik bir çoğunluk eliyle yürümesi. Komplocu bir bakışla bu eleştirilere, Batı’nın algı operasyonu dense de birkaç yıl önce çıkartılan güvenlik yasası paketi gösteriyor ki, Türkiye’de demokrasi ve özgürlükler “makul şüphe’’ altında. Mevcut kanunlara göre vatandaşların ev ve işyerlerinin aranması ile ilgili hâkimden karar çıkartabilmek için ‘somut delil’ şartı aranıyor. Ama Meclis’e sunulan yeni taslağa göre “makul şüphe’’ duyulması yeterli. Bu olumsuz gidişe karşı demokratik muhalefetin yok denecek kadar cılız kaldığını, ülkede demokrasi ve vatandaşlık bilinci olmadığını söylüyor.
Dıştan nasıl göründüğümüzü ortaya koyan ikinci isim Avrupa’dan. 2007-2013 yılları arasında ciddi Alman gazetesi Die Zeit’ın Türkiye ve Ortadoğu muhabiri olarak İstanbul’da yaşayan ve Taşpınar gibi Batı’daki İslam/Türkiye karşıtlarına karşı Erdoğan’ı savunan Michael Thumann. Birkaç yıl önce ulusal bir gazeteye konuşan Thumann, Erdoğan’ın kendi pozitif mirasını kendi eliyle yıktığı görüşünde. Thumann, AKP’nin geçmişte pragmatik bir politika izleyerek hem Batı hem İslam dünyası hem Araplar hem İsrail’le sıcak ilişkiler geliştirdiğini ama şimdi izlenen popülist politika yüzünden Batı’da ve Ortadoğu’da yalnızlaştığını vurguluyor. Başta demokrasiye ve AB sürecine önem veren Erdoğan’ın, 2010’dan sonra gücünü dengeleyecek yapı kalmayınca bu çizgiyi terk ettiğini düşünüyor. Güvenlik alanında Almanya’nın örnek alındığına dair Ankara’dan yapılan açıklamalar için ise şöyle diyor: “Almanya’da gazeteciler, görüşleri yüzünden baskı görmüyor, tutuklanmıyor.”
Birileri ne kadar ‘ileri demokrasi’ dese de, Türkiye’nin dışarıdan görünüşü işte böyle.

DİĞER YAZILARI GİTTİĞİMİZ YOLUN SONUNUN FELAKET OLDUĞUNU GÖRMEYEN KALDI MI ACABA 01-01-1970 03:00 “Fransız-Alevi Topluluğu” adına Paris savcılığına soykırım ve etnik temizlik suçlamalarıyla dava açtı. 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKARKEN 01-01-1970 03:00 “GENÇLERİN YAKASINI BIRAKIN !” 01-01-1970 03:00 ZULME KARȘI ÇIKMAK, BİR AHLAK GÖSTERGESİ 01-01-1970 03:00 BAYRAM GELMİȘ… NEYİME 01-01-1970 03:00 “İSLAM ALEMİNİN LİDERİ İSPANYA BAȘBAKANI PEDRO SANCHEZ” Mİ ?!... 01-01-1970 03:00 BUNALTICI BİR UMUTSUZLUĞUN İÇİNDE 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin ilginç bir süreç yaşadığı muhakkak. 01-01-1970 03:00 ERDOĞANİZMA SİSTEMİNİN “ÇÖZÜLÜȘÜ”NÜN SON SAHNELERİ 01-01-1970 03:00 FIRSATINI BULAN YURTDI?INA GİDİYOR 01-01-1970 03:00 “SEÇİME DAYALI OTORİTER REJİM“ 01-01-1970 03:00 “SEÇİME DAYALI OTORİTER REJİM“ 01-01-1970 03:00 ”Çiftdüşün, Gerçeküstü, Tutarsızlık Girabı” 01-01-1970 03:00 Hatay’da kültür (3 ayrı etno-dinsel kültür) 01-01-1970 03:00 TOPLUMDAKİ “ENTELEKTÜEL AÇIK” 01-01-1970 03:00 “başörtüsü” ÖNEMLİ BİR ADIM 01-01-1970 03:00 GURBET SANCISINI KAYBETMEYE ÇALI?IRKEN… 01-01-1970 03:00 AHMET ATAKAN 32 YAŞINDA 01-01-1970 03:00 VİCDAN KAYBIMIZ 01-01-1970 03:00 LİDER OLMAK KOLAY DEĞİL ! 01-01-1970 03:00 SEVİNCİN ÜRÜNÜDÜR İNSAN, IRKÇILIĞIN DEĞİL ... 01-01-1970 03:00 YANLIŞTA İNAT EDEREK DEBELENMEK 01-01-1970 03:00