Gündem
Giriş Tarihi : 05-01-2026 19:39

Antakya Emek ve Dayanışma Platformu: Venezuela'ya Yönelik ABD Saldırılarını kınıyoruz.

Savaşa Karşı Barışı, Ölüme Karşı Yaşamı, Esarete Karşı Özgürlüğü Savunuyoruz.

Antakya Emek ve Dayanışma Platformu:  Venezuela'ya Yönelik ABD Saldırılarını kınıyoruz.

    Azntakya Emek ve Dayanışma Platformu Venezuela’ya yönelik ABD saldırılarını kınayan basın açıklaması yaptı. Açıklamada;
    Bizler;
    Savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı, esarete karşı özgürlüğü savunuyoruz.
    Venezuela halkının kendi geleceğini belirleme hakkını savunuyor; emperyalist müdahalelere, işgallere ve yağma politikalarına karşı dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz denildi
    ABD,  Muduro'nun narkoterörist olduğu ve uyuşturucu ticareti yaptığı bahanesiyle Venezüella'ya askeri müdahalede bulunarak askeri tesisleri ve limanları bombaladı ve devlet başkanı Muduro ve eşini kaçırdı. Ardındanuyuşturucu kartelleri oldukları bahanesiyle vurduğu teknelerde yüzden fazla kişiyi katletti.
    Petrol zengini Venezüella'nın zenginliklerine eskisi gibi el koyamayan ABD, bugünün devlet başkanı Muduro'yu uyuşturucu ticareti yapmakla ve devleti kötü yönetmekle suçlayarak kendine bağımsız bir ülkeye destursuz girme meşruiyeti oluşturmaya çalışıyor. Dahası, bu ülkenin yönetimini de ele geçirmekten söz ediyor.
    Yakın tarihimiz boyunca ABD'nin gerek doğrudan saldırarak gerek vekil güçlerle Dünya'nın pekçok yerinde devletlere saldırarak birliğini dağıttığına, dize getirmeye çalıştığına tüm dünya tanıklık ettiği için artık bu yalanlara kimse inanmıyor.
    Nitekim ABD'nin bu saldırılarına Venezüella halkı, sokaklara çıkarak geleceğine ve onuruna sahip çıkmıştır. Kadınların, emekçilerin ve gençlerin yükselttiği ses son derece açıktır:
“Yıllardır mücadele eden bir halk katlediliyor. ABD dünyanın polisi değildir. Önemli olan Maduro değil, onurlu halktır. Amaçları ülkenin petrol madenlerini yağmalamaktır.”
Bu sözler, yaşananların bir “lider” ya da “iktidar” meselesi değil; doğrudan bir halkın iradesine, yaşam hakkına ve geleceğini belirleme hakkına yönelik saldırı olduğunu oradaki insanların da bildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
    ABD'nin tek taraflı askeri müdahalesi; Birleşmiş Milletler (BM) Kurucu Şartı'nda yer alan uluslararası barış ve güvenliğin korunması, egemenlik ilkesine saygı, insan haklarının korunması ve uluslararası hukukun üstünlüğü ilkelerinin açık ve ağır bir ihlalidir. BM'nin ve uluslararası toplumun bu hukuksuzluklara ve emperyalist müdahalelere karşı sessiz kalması kabul edilemezdir.
Savaşlar ve askeri müdahaleler halkların değil; sermayenin, petrol tekellerinin ve emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. 
    ABD hukukun görmezden gelindiği yalanlar üzerine kurulu otoriter ve totaliter bir siyasal düzeni tüm dünyaya dayatmaktadır. Kendisine biat edecek yönetimler getirmek için rejim değişikliklerini; darbeler, ekonomik yaptırımlar ve gizli savaş yöntemleriyle yürütmektedir. İran, Guatemala, Şili, Afganistan, Irak, Suriye ve Libya gibi pek çok ülkede açık ya da gizli operasyonlarla müdahalelerde bulunmuş; var olan yönetimleri değiştirerek, bu ülkelerin tüm kaynaklarına el koymayı  manevi ve beşeri kaynakları üzerinde tahakküm kurmayı mümkün kılacak siyasal ve ekonomik sistemler kurmaya çalışmıştır. Ancak tarih bu çabalar hiçbir zaman tam olarak ABD'nin istediği şekilde sonuçlanmamış, ülkeler yıkıma götürülür insanlar öldürülürken doğal yapısına suni şekilde müdahale edilen ülke sistemleri kendi gerçekliklerine uygun hale gelmek için yıllarca ciddi bedeller ödemek zorunda kalmışlardır. Bugün İran, Afganistan ve Suriye'deki gerici karanlık zihniyetli yönetimler bunun en açık göstergelerindendir.
ABD, ülkeleri yıllarca ağır ekonomik yaptırımlarla boğmakta, halkların yoksullaşmasına neden olmakta; halkların kültürel ve siyasi yapılarına operasyonlarla müdahale etmekte,  yaşanan sorunların sorumlusu olarak mevcut yönetimleri göstererek “özgürleştirme” söylemiyle müdahalelerini meşrulaştırmaya çalışmaktadır. 
    Benzer şekilde ekonomik yaptırımlarla Venezuela halkını ağır koşullar altında yaşam mücadelesi vermeye, yoksulluk içinde yaşamaya zorlayan ABD, rejimi değiştirme ve uyuşturucuyu önleme gibi kimsenin inanmadığı bahanelerle Venezüella'ya savaş açmıştır. Oysa savaş koşullarında sağlık, barınma, beslenme ve insanca yaşam hakkı sistematik biçimde ortadan kalkacak; bedeli yine emekçiler, kadınlar ve çocuklar ödeyecektir.
    Dünyanın dört bir yanında süregelen savaş ve çatışmalarda olduğu gibi, bu emperyalist ve yağmacı saldırıların kazananı savaş baronları, silah tekelleri ve çokuluslu sermaye grupları olurken; kaybedeni halklar olmaktadır. Yaratılan yıkım ve yağma düzeni, halklara esaret, açlık ve ölümü dayatmaktadır.
    Venezuela sokaklarında yükselen direniş, yalnızca ABD saldırganlığına değil; tüm dünyada halkların iradesini hiçe sayan emperyalist düzene karşı güçlü bir itirazdır.
    Bizler;
    Savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı, esarete karşı özgürlüğü savunuyoruz.
    Venezuela halkının kendi geleceğini belirleme hakkını savunuyor; emperyalist müdahalelere, işgallere ve yağma politikalarına karşı dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz

ABBAS GÜLDİKERABBAS GÜLDİKER