Ekonomi
Giriş Tarihi : 05-01-2026 19:21   Güncelleme : 05-01-2026 19:43

KESK 14 OCAK’ta TÜRKİYE’de İŞ BIRAKIYOR. Çalışanları Birlikte Mücadeleye Davet Ediyor.

10 Yıl Önce Bugün Memur Maaşı İle 17 Adet Çeyrek Altın Alınıyordu. Bugün İse En Düşük Memur Maaşı İle 6 Adet Çeyrek Altın Bile Alınamıyor.

KESK 14 OCAK’ta TÜRKİYE’de  İŞ BIRAKIYOR. Çalışanları Birlikte Mücadeleye Davet Ediyor.

            Hatay KESK Şubeler platformu adına basın açıklaması yapıldı. Açıklamada 14 Ocak 2026'da üretimden gelen gücümüzü kullanacağız, iş bırakacağız denildi. Ayrıca bütün çalışanlar 14 Ocak’ta iş bırakmaya ve dayanışmaya çağrıldı.
        Gözümüzü iğneden ipliğe her şeye yapılan zam fırtınası ile açtığımız, bir yılı,  2025 yılını geride bıraktık. Yıllardır devam eden yoksullaştırma politikalarından 4 Milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi olarak bizler de payımıza düşeni aldık. 
    Evet, 2025 yılını geride bıraktık. Ama sorunlarımız artarak devam ediyor. Ülkeyi yönetenler yıllardır çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına bile denk gelmeyen suni verileri resmi enflasyon olarak açıkladılar. Maaş artışlarımızı TÜİK''in bu sahte verileri ile sınırladılar. 
    Bu ülkede yaşayan herkes biliyor ki bu verilerin yaşadığımız gerçek enflasyonla hiçbir alakası yoktur  Şimdi buradan işçilere, emekçilere, emeklilere, tüm kamuoyuna soruyoruz: TÜİK'in enflasyonu mu yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı daha gerçekçi? 
Bugün açıklanan TÜİK verilerine göre:
· Asgari ücret artışı TÜİK enflasyonun bile altında kalmıştır. 
· TÜİK'in gerçekleşen enflasyon verileri dahi temel alınmış olsaydı bugün asgari ücretin 32 bin165 TL olması gerekiyordu. Dolayısıyla TÜİK'in sahte enflasyon verilerine göre bile her asgari ücretlinin yıllık 2 aylık ücretine el konulmuştur. 
· Kaybeden sadece asgari ücretliler değil, bu düzende hepimizin kayıpları artıyor. 
    Bizler 2026 yılına maaşlarımızda ortalama yüzde %12,5 artış ile başlarken: 
· 1 Ocak'tan itibaren toplu taşıma ücretlerine %35, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerine %30,  köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama %22, MTV ve damga vergisine %19 zam yapılmıştır.
    Bırakalım eti, süt ürünlerini, yumurtayı son bir yılda en düşük memur maaşı ile alınan ekmek sayısı bile azalmıştır.  Ayrıca gelir vergisi adaletsizliği de derinleşmeye devam etmektedir. 
10 yıl önce bugün  memur maaşı ile 17 adet çeyrek altın alınıyordu.  Bugün ise En düşük memur maaşı ile 6 adet çeyrek altın bile alınamıyor. 
2024 yılını 'emekli yılı' ilan etmişlerdi. Ama emeklileri kuru ekmeğe muhtaç hale getirdiler. On binlerce emekliyi ucuz otel köşelerinde, otogarlarda yaşamaya sürüklediler.  2025 yılını 'aile yılı' ilan ettiler. Ama milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler. 
    2026 yılını ise emeği ile geçinen tüm kesimler için bir yıkım yılına çevirmek istiyorlar. 'Sefalete, köleliğe alışın' diyorlar. 
Bizlerin ücretlerini, maaşlarını sefalet düzeyinde arttırırken hep aynı şeyi söylediler. 'Kaynak yok' dediler. 
Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor. 
Bunu 2026 bütçesinde bir kez daha gördük.
· 2026'da her 1 dakikada tam 186 asgari ücret faiz olarak sermayeye gidecek.
· Her 1 dakikada tam 145 asgari ücret 'savunma ve güvenlik' adı altında silahlanmaya aktarılacak. 
· Her 1 dakikada tam 50 asgari ücret sermayeye, patronlara teşvik olarak akacak.
· Her 1 dakikada tam 19 asgari ücret, Hazine garantisi olarak gidecek. 
Saray dakikada 1,5 asgari ücret harcayacak Tüm bunlar yükü bizlere yıkılan vergilerden karşılanacak. 
Bizler KESK'e bağlı sendikaların üyeleri olarak buradan haykırıyoruz.
Bu kölelik düzenine, sefalete alışmadık. Alışmayacağız. 
Bugün açıklanan TÜİK verileri ile de ortaya çıkmıştır ki toplu sözleşme hükümsüz hale gelmiştir.   Toplu sözleşmenin yenilenmesi ve bu dönem içerisinde hak kayıplarımızın daha da büyümemesi için maaşlarımızda ek zam yapılmalıdır. 
Bizlere her geçen gün daha fazla yoksulluk ve güvencesizlik dayatan bu düzeni kabul etmiyoruz. Bunun bir adımı olarak 14 Ocak Çarşamba günü tüm yurtta üretimden gelen gücümüzü kullanacak, iş bırakacağız. 
Bunun için tüm konfederasyonları, sendikaları, kamu emekçilerini; 
· En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarıldığı; 
· İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret, 
· Güvenceli istihdam- güvenli gelecek, 
· Demokratik- adil bir çalışma yaşamı, 
· Halktan yana bir kamu hizmeti, 
· Grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırıldığı Gerçek Bir Toplu Pazarlık Sistemi  İçin birlikte mücadele etmeye, omuz omuza vermeye, 14  Ocak'ta hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanmaya çağırıyoruz.  
    Çağrımız sadece kamu emekçilerine değil, bu sömürü düzenin çarkları altında ezilen herkesedir.
    Hepimizi sefalette eşitlemeyi hedefleyenlere artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir.
Gelin yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim.

ABBAS GÜLDİKERABBAS GÜLDİKER