İşveren sıkıntıda...
İşçi - köylü sıkıntıda...
Emekli - EYT’li sıkıntıda...
İşsizlik diz boyu...
“ Sabır” diyorlar...
Her gün zam var. Yüksek enflasyon
toplumun (küçük azınlık hariç) tamamının
üzerine kara basan gibi çökmüş. Kiminle
konuşulsa bir söyleyip bin ah işitiyoruz.
Yaşamımızın olmazsa olmazı temel
ihtiyaçlarımız, temel besin maddeleri, elektrik, su,
doğalgaz, odun, kömür, sağlık ve eğitim giderleri
gün geçmiyor ki artmasın. Akaryakıta gelen
sürekli zamlar her türlü üretim girdilerine zam
olarak yansıyor.
Sigara ve alkoldeki ÖTV yine zam gördü.
Bunlarla da yetinilmedi cep telefonu ve bazı
elektronik eşyalarda da ÖTV arttırıldı.
Çalışanlar, emekliler de işsizler kadar
mutsuz, omutsuz. Sosyal denge o kadar bozuldu
ki; bir yanda bir kaç maaş alan bürokratlar diğer
tarafta açlık sınırının altında kalan asgari
ücretliler, emekliler, EYT’liler.
Bu kadar yoksulluğa, adaletsizliğe
rağmen; mağdurlar, açız diyenler, işsizler ne
düşünüyor, ne yapıyor?
Görülen o ki “umutla” yaşıyorlar.
“şükürle” yaşıyorlar. Yedikleri içtikleri bu. Yarın
diye bir kaygıları yok. Çoğunluk yardımlarla
yaşıyor. Kısacası deyim yerindeyse “sadaka” ile
yaşıyorlar.
Son zamanlarda en gözde iş VAKIF ve
DERNEK kurmak, yardım toplamak. Tabi ne
kadar toplanıyor, ne kadarı dağıtılıyor, kimlere
dağıtılıyor? belli değil. Sağlıklı bir istatistik
yapılsa birakalım Türkiye’yi İlimiz HATAY’da
hanelerin % 50'sinden fazlasına muhakkak sosyal
yardım veriliyor. Ne kadar veriliyor?
ölmeyecekleri kadar. Neden? çünkü “UMUT”
dağıtılıyor. Bir defa yardım alan Vakıfların,
Derneklerin, Sosyal Hizmetlerin, Kaymakamlıkların,
Belediyelerin önünde beklemeyi iş
ediniyor.
İnsanları üretmeye, çalışmaya teşvik
eden yok. Yardım almak çoğu insan için önemli
bir iş olmuş durumda. Sokakta insanlara
sorulduğunda; Durum nasıl, ekonomi nasıl,
durumdan memnunmusunuz diye “şükür”
işitiyorsunuz. Yani işimiz Allah’a kalmış. Gelecek
nesiller “Z kuşağı” umudumuz dediğimiz gençler
Üniversite kapılarında, iş kuyruklarında
ömürlerini tüketiyorlar. Umutla yaşamaya devam.
