Yaklaşık 10 yıl önce komşumuz Suriye ile ilişkilerimiz çok iyiydi. Esad kardeşimizdi. Adana protokolü imzalandı. Teröre karşı birlikte mücadele edilecekti. Sınır ticareti özellikle ilimiz başta olmak üzere Güneydoğuyu rahatlatmıştı. Her gün Türk vatandaşları Suriye’ye, Suriye vatandaşları Türkiye’ye gidip geliyordu.
Emperylistlerin, Siyonistlerin kışkırtması ile “Arap Baharı” adında Ortadoğu’da karışıklıklar başladı. Irak’ta, Libya’da, Mısır’da adeta depremler oldu. Sıra Suriye’ye geldi. Bir gecede ne olduysa Esad “oldu Eset”.
Suriye iç savaşı başladı. Bir şekilde Türkiye’de bu işe bulaştırıldı. Binlerce insan öldü. Parçalanmış onbinlerce aile, Hatay başta olmak üzere 5 milyona yakın göçmen (sığınmacı) yurdumuzda aşımıza, işimize, ekmeğimize ortak oldu. Sınırlarımız yol geçen hanı. Dünyadaki ne idüğü belirsiz terörist gruplar sınırımıza yuvalandı. Siyasiler işlerine geldiği gibi açıklamalar yapıyorlar. Birileri göndereceğiz diye bağırıyor. Birileri duymazdan gelip, onlar bizim kardeşimiz diyor. Kısacası “göçmen” sorunu kanayan yara. Nasıl çözüleceği de belli değil.
Bölgemizdeki sorun Türkiye ve Suriye halkları açısından bedeli geriye doğru telafi edilemeyecek kadar ağır. “suriye sorununun” baş sorumluları dönemin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu bugün ayrı kulvarlarda - ayrı siyasi partilerde. Kimse hatalarının özeleştirisini yapmıyor. Ancak gelecek kuşaklar bu yaşananların eleştirilerini muhakkak yapıp ders çıkaracaklardır.
Ne günlere kaldık. Suriye sorunun çözümü; toplumda ve siyasette %001 bile karşılığı olmayan “truva atı” “derin” Perinçek’e kaldı. Perinçek 1960'lardan sonra Türkiye Sol hareketi içinde önemli yerlerde bulunmuş, öğrenci dernekleri ve fikir kulüplerinde yöneticilik yapmış daha sonra da Türkiye Solu tarafından dışlanmış-yanlızlaştırlmış bir şahıs. 1970'lerden sonra karanlık, provakatif bir siyasi çizgi içinde bulunmuş bu şahsiyet, şimdi gayri resmi de olsa Türkiye’yi temsilen Suriye’yi Esad’ı ziyarete gidiyor. Doğu Perinçek’in Suriye sorununda aldığı rol bugün gelinen noktada; Suriye krizinin ne kadar karmaşık, çözümsüz ve zor olunduğunun göstergesidir.
Suriye sorunu zaten gelinen noktada daha çok su götüreceğe benzer. Zira taraf çok. Bir yanda Rusya, PYD, ABD, Bir sürü ne idüğü belirsiz terör örgütü diğer yanda esas sorunun sahipleri Türkiye ve Suriye. Bu karmaşık sorun sonunda; haddinin sınırlarını zorlayan, toplumla alay eden, kof içi boş laflarla TV’lerde boy gösteren Perinçek’e kaldı. Ortadoğu bataklığında “eş Başkanlığa” soyunan siyasilerin güçleri yetmeyince meydan yalancı pehlivanlara kaldı.
Doğa nasıl ki; boşluk kaldırmaz ise siyasette boşluk kaldırmıyor. AKP iktidarı yaptıkları ve yapamadıkları ile 20 yıllık ömrünü tamamlamış görülüyor. Ne iç ne dış siyasette inisiyatif sahibi değil artık. Birileri elini çabuk tutup bu boşluğu muhakkak doldurur. Ümit edelim ki, ülke ve toplumun ivedi sorunlarına çözüm üretebilecek alternatifler doğsun.
Muhalefet 6'lı masa havanda su döğmeye devam ederken yeni bir ittifak “Emek ve Özgürlük” ittifakı da kuruldu. 4.sü yolda.
