https://www.hatayortakakil.com/files/uploads/user/68da6e6e5325aa33287ff385b70df5d5-b6d2d1c2d8bf1e6e80b3.jpg
Prof. Dr. Garip TURUNÇ

YANLIŞTA İNAT EDEREK DEBELENMEK

08-08-2022 16:27 742 kez okundu.

    AK Parti iktidarı 2011 yılına kadar attığı ekonomi ve demokratikleşme adımlarıyla, kendisine karşı olan çevrelerde bile Türkiye’nin geleceğine ilişkin müthiş umut fırtınaları estirmişti.
    Denebilir ki, peki bugün ne haldeyiz?Denebilir ki, peki bugün ne haldeyiz?
    İşte esas soru da bu… Mayıs 2018 in sonlarına doğru sosyal medyada Cemil Çiçek @mvcemilcicek adıyla yazılan bir yazı paylaşıldı. Kendi değil de birileri de yazmış olabilir. Bilemem. Yazı aynen şöyle.
    Türkiye üzerinde oyun oynandığına dair açıklamaların tümü abestir. AK Parti olarak ekonomide yanlış adımlar attık ve şu anda bunun cezasını çekiyoruz. Doların yükselmesiyle ülke batmıyor, ülkemiz battığı için dolar yükseliyor. Millete gerçekleri anlatmaktan niye korkuyorsunuz?
    Otokratik yönetimlerin hüküm sürdüğü ülkelere özgü liderin hatadan ve yanlıştan münezzeh olduğu anlayışı sadece ülkeyi batırmaz, bir süre sonra o liderin batışına da zemin hazırlar. Liderin her sözünde keramet, her atarlanmasında asalet, her icraatında mucizat arayan güruh bir süre sonra yolun bittiğini, batağa sürüklendiklerini görür ama bunu dile getiremez. Zira kendi yarattıkları padişahın gazabından korkarlar. Buna mukabil yandaşlarının “Dik dur eğilme, bu millet seninle” haykırışlarına kendini fena halde kaptıran lider de yaptığı yanlıştan geri dönmek istese de dönemez. Karizmasının zedeleneceğini düşünerek yanlışta inat eder.
    Bugün Türkiye’nin yaşadığı durum budur. 
    Ekonominin bir bilim olduğunu tartışmaya gerek yok. Cumhurbaşkanı ekonomide “Faiz sebeptir enflasyon sonuç” doktrinine imza atarak bugüne kadar ekonomi biliminin bu konudaki yerleşik anlayışını yerle bir etti diyecektik ki bir de baktık Türkiye ekonomisi yerle bir oldu. Geldiğimiz noktada, rezervler tükendi, yüksek borç yükü oluştu, kaynaklar uçtu, yüksek enflasyon ve devalüasyon sarmalı içinde halkın büyüyen yoksulluğu gözleniyor. Âşık Mahzuni Şerif’in bir dizesiyle: “Milletin sırtından doyan doyana / Bunu gören yürek nasıl dayana/ Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana / Bilmem söylesem mi, söylemesem mi?”
    Bilimin, bilimsel yaklaşımın yol göstericiliği olmadan bundan kurtulmanın / ilerlemenin gerçekleştirilmesi söz konusu değildir. İradesi ve bilgisiyle özgür olan kimselerin toplumunu geliştirme görevi ve sorumluluğu vardır.
    Aydınlık bir gelecek düşü kurarak yaşayanlar için umutsuzluğa yer yoktur. İnsanlık, mutlaka “aydınlık bir pencere” bularak ülkenin yanlış gidişine dur diyecek güce sahip olduğunu kanıtlamak zorundadır ve kanıtlayacaktır. 
    Gerçeküstücülük akımının kurucularından ve 20. yüzyılın önde gelen Fransız lirik şairlerinden Paul Eluard’ın ünlü (‘La nuit n’est jamais compléte.’) dizesi şöyle :
“Hiçbir vakit tam karanlık değil gece,/ kendimde denemişim ben,/ kulak ver, dinle./ Her acının sonunda açık bir pencere vardır,/ aydınlık bir pencere./ Hayal edilecek bir şey vardır,/ yerine getirilecek bir istek,/ doyurulacak açlık,/ cömert bir yürek,/ uzanmış açık bir el,/ canlı canlı bakan gözler vardır./ Bir hayat vardır hayat,/ bölüşülmeye hazır.”

Neler Söylendi?