GİTTİĞİMİZ YOLUN SONUNUN FELAKET OLDUĞUNU GÖRMEYEN KALDI MI ACABA
Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’ye dışarıdan bakan birisinin, bu ülkeyi gerçekten yöneten bir iktidarın olup olmadığı konusunda, herhalde ciddi şüpheleri olacaktır.
Öylesine talihsiz bir dönemden geçiyoruz ki ülkemizin bugünü ve yarınları için endişelenmemek mümkün değil.
***
Şanlıurfa, Siverek’teki olayla sarsılmıştık. Ömer Ket isimli 19 yaşında gencecik bir insan pompalı tüfeğini alıp eskiden okuduğu lisede katliam girişiminde bulunmuştu. Çok kişiyi yaralamış, sonra da kendini öldürmüştü.
Bir gün sonra büsbütün yıkıldık. Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda, 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli, babasının beş tabancasını ve yedi şarjörü yanına alıp son sınıf öğrencisi olduğu ortaokula gitti, iki sınıfı taradı. Biri öğretmen, diğerleri öğrenci 9 kişiyi öldürdü, 3’ü ağır 6 kişiyi yaraladı. 11 kişi de kaçmaya çalışırken yaralandı. İsa Aras da kendini öldürdü.
***
Emniyet’ten emekli babası tutuklandı. Çocukları ölen ve öldüren bütün aileler için korkunç bir facia. Acıların en büyüğü evlat acısı… Ve, öğrencilerini korumak için kendisini siper ederek şehit düşen matematik öğretmeni Ayla Kara… Acıları tarif etmek mümkün değil. Yazık bu ülkeye, yazık bu insanlara.
Allah acılı ailelere sabır versin. Çok acı verici bir durum. Bir Emniyet mensubu nasıl oluyor da 5 tabanca ve 2 av tüfeğine sahip oluyor? Bu silahları ve cephaneyi orta yerde açık nasıl bulunduranilir..?.. 5 tabancayı çekmeceye mi koymuş acaba! Madem silahın var çelik kasaya koy evde çocuğun varsa. 14 yasindaki bir cocuk emiyet amirligine ait bir alanda silah egitmi yapiyor. Buna izin verenler? Sonra çoçuğun psikolojik durumu ortada neden önlem almadı evde ki insanlar...üst düzey yetkili bu insan yani bizleri korumak için toplumun huzur ve emniyeti için var...çook ağır ceza almalı..
***
Karşımızda duran tabloyu yalnızca güvenlik açığına ya da eğitim meselesine sıkıştırmak mümkün değil; bu, sorumluluğun sürekli ertelendiği ve hiçbir hatanın gerçek sahibine ulaşmadığı bir düzenin birikmiş sonucudur. Her olayın ardından yükselen şaşkınlık ve öfke, çok geçmeden sönümlenir ve gündelik akışın içinde kaybolur. Hatırlamak zahmetli bulunduğu için unutmak tercih edilir. Bu tercih sürdükçe her yeni acı, bir öncekini biraz daha arka plana iter ve şiddet, fark edilmeden hayatın içine yerleşir.
Sayın Erdoğan acının siyasrti olmaz demiş. Bende diyorum ki acının sorumluluğu olur.
Sorumluluğun açıkça üstlenildiği, hataların örtülmediği ve çocuğun gerçekten merkeze alındığı bir anlayış kurulmadıkça bu gidiş değişmez. Bir çocuğun güvenliği sağlanamıyorsa, geriye kalan hiçbir şey için güvenlikten söz etmek anlamlı olmaz.
