https://www.hatayortakakil.com/files/uploads/user/68da6e6e5325aa33287ff385b70df5d5-b6d2d1c2d8bf1e6e80b3.jpg
Prof. Dr. Garip TURUNÇ

SEVİNCİN ÜRÜNÜDÜR İNSAN, IRKÇILIĞIN DEĞİL ...

08-08-2022 16:26 691 kez okundu.

Türkiye, birkaç gündür kimlik siyasetini konuşuyor. Neresinden bakarsak bakalım, insanların; etnik, dinsel, mezhepsel kimliğiyle tanımlanması, bu kimlikleri nedeniyle sınıflandırılması, dışlanması, ötekileştirilmesi, düşmanlaştırılması hem o insana hem de topluma yapılacak en büyük kötülüktür. Çok ilkel, geri, çağdışı bir yaklaşımdır. 
Çünkü insan; anasını, babasını, etnik, dinsel, mezhepsel kimliğini, cinsiyetini, ten rengini, kan grubunu kendi seçmez. 
Çünkü insanı doğum yeriyle, etnik kimliğiyle, mezhebiyle tanımlamak, o insanı sınırlamaktır. Doğduğu güne, doğduğu yere hapsetmektir. Yaşamı boyunca yaptıklarını, edindiklerini, başardıklarını, öğrendiklerini yok saymaktır. 
Çünkü insan; bilinciyle, birikimiyle, erdemiyle, yaptıklarıyla, nitelikleriyle, eğitimiyle, mesleğiyle, kendisine kattıklarıyla değil dünyaya, insanlığa kattıklarıyla da vardır. Yaşadığımız uzay çağında, teknoloji çağında, bilgi çağında, ülkemizin gündeminin ortaçağ kalıntısı, feodalizm artığı olan kimlik siyaseti olması, insanı gelecek adına üzüyor, karamsarlığını artırıyor. Bütün toplumların bünyesindeki gizli hastalıklar bir fırsatta nüksetmeye meyillidir. İşler yolunda giderken ama bilhassa kötüleştiğinde hastalık bir yolla ortaya çıkar. ırkçılık, din ve mezhep ayrışması, öteki olana nefret, şişirilmiş milli duygular, hamaset, öfke ve güç kullanma eğilim bu sayede yayılır. Hatta yayıldı ve çok yerde iktidarı ele geçirdi. Sadece Çin ve Rusya gibi korku imparatorluklarında değil, ABD, Hindistan, Macaristan, Polonya, Brezilya'da da ... Dermanı bulunmayan hastalık, demokraside de otokraside de aynı hızla yayılıyor. İleri demokrasilerde; Almanya ve Fransa'nın merkezinde güçleniyor. Hatta İngiltere ve Avusturya'da iktidarın bir yüzünü temsil ediyor. En olmayacak zannedilen İsveç ve Norveç gibi sakin yerlerde bile gür sesler çıkarabiliyor. 
İnsanlığın gelişimine, sahip olduğu büyük tecrübeye ve en nihayet sürmekte olduğumuz dijital çağa yaraşmayan bir geri dönüş tablosu ... O kadar ki düşünce ve fikir dünyası artık yılgın ve salgın sonrasında dünyanın daha otokrat olacağını ve bireysel hakların gerileyeceğini şimdiden kabul etti bile. Kötülük, lümpenlik, hamaset ve popülizm dünyası pes ettirmek üzere ... 

Neler Söylendi?