Gezi eylemlerinin bütün Türkiye'ye yayıldığı 2013'te, Hatay'da gaz fişeğiyle vurularak öldürülen yeğenim Ali Atakan’nın çocuğu Ahmet Atakan, yaşasaydı bugün 32 yaşında olacaktı.
17 Şubat 1990'da doğmuştu Ahmet Atakan. Yaşama veda ettiğinde, yolculuğunun başında, 23'ündeydi.
Ahmet Atakan, üniversiteyi bitirdikten sonra iş bulamamış, inşaatlarda çalışmaya başlamıştı. Gezi eylemleri başlamadan çok önce, Hatay'da, cihatçıların kent merkezine yerleştirilmesine karşı yapılan eylemlere katılmış, fazlasıyla dikkati çekmişti.
Gezi başladığında da sokaktaydı.
10 Eylül 2013'te inşaatta çalıştı, evine gelip yemek yedi, giyinip bir arkadaşının düğününe gitti. Ardından, yaşadığı bölgede polisin yapılan eyleme müdahale ettiğini öğrenince, gidip bakmak istedi. Ardından yaşamını kaybetti.
Uzun süre hayatını nasıl kaybettiği ile ilgili ailesine bir açıklama yapılmadı.
Tanıklar, Akrep aracından ateşlenen gaz fişeği ile kafasından vurulduğunu anlatıyordu. Ancak televizyonlara, bir çatıdan düşme görüntüsü servis edilmişti. Servis edenlerin kim olduğunu bulmak belki Atakan'ın vuranların kim olduğunu da anlamak için yeterdi anlamak isteyen için. Öyle ya tıpkı Ethem Sarısülük'ün, tıpkı Berkin Elvan'ın ölümlerinden sonra görüntülerin servis edilmesi gibi, Atakan'ın ölümünden sonra da apar topar görüntüler bulup servis etmenin bir nedeni olmalıydı.
Bunun yerine her zamanki mekanizma işledi. Atakan'ın, neden "makbul bir ölü" olmadığını, zaten öldürülebileceğini ve bunun meşru olduğunu kanıtlamak isteyen mekanizma. Meşruiyetle, hakla, hukukla, adaletle, yasayla ilgisi olmayan o büyük ve sesi çok gür çıkan mekanizma.
Ölümünün üzerinden tam dokuz sene geçti. Dokuz sene boyunca çocuklarının ölümünün hesabını sormak için çalmadık kapı bırakmayan ailesi, kaya gibi bir duvarın önünde.
Büyük bir duvar, karanlık bir gölge…
İnsan aklıyla alay etmek için örülmüş, insana hiçbir şey olmadığını bir anlam ifade etmediğini söylemek için yükseltilmiş alçak bir duvar.
Ama ne yapsanız da gizlenmiyor hakikât. Bir gün mutlaka hesap verecek sorumlular.
Ve akla zarar kararlarda yazsanız da "kanıtlar kanıtlamamıştır" diye, Atakan'ın gencecik başının üzerinde hesabı verilmesi zorunlu bir gaz kapsülünün resmi raporlara geçmiş izleri var.
