Hep ben, bencillik değil mi? Siyasi partilere bakıyorsunuz koltuğa oturan kalkmıyor. Odalara bakıyorsunuz durum aynı. STK’lara bakıyorsunuz aynı.
Peki neden? Konuşmaya gelince herkes bu konuda dertli. Herkes demokrasiden, ahlaktan bahseder. Demokrasi bu mu? hep kendine yontmak, siyaseti hatta STK’ları, odaları malıymış gibi görmek. Ülkemizde yaşanan sıkıntıların kargaşanın nedeni bu olsa gerek.
Muhalefet sürekli aynı kişilerin bir kaç yerden maaş aldığını eleştiriyor, başka adam yok mu diye bağırıyor. Kendi partisine ve meslek odalarına bakılmıyor. O yaparsa olmaz-ben yaparsam olur. Bu açıkça ikiyüzlülük değil mi? Burada bir yozlaşma var. Geçtiğimiz günlerde ATSO’da kongre vardı. Meslek gruplarına aday olan arkadaşlar dikkatimi çekti. Bakıyorsunuz vatandaş Belediye Meclis Üyesi, Cemiyet Başkanı ve ATSO’da meslek grubu delegesi. Belki birlikte çalıştığı grup kazanırsa ATSO yönetim kurulu üyesi.
Bu arkadaşlar ne kadar yetenekli, neden bu kadar koltuk sevdalısıdır diye sormadan geçemiyor insan. Demek ki buralarda çıkar var. Yoksa 3-4 yerde yönetici olmak için ekstra enerji ve liyakat lazım. Bu tip arkadaşların geçmişine bakıyorsunuz topluma hizmet konusunda bir şey görülmüyor. Topluma dokunamıyorlar bile.
Topluma hizmet için illa da koltuk gerekmez. Acaba ne kadar çok koltuk “o kadar çok itibar, o kadar çok komisyon, o kadar çok para mı?” Hadi adayları anlıyorum da...Adayların etrafında toplanmış yalakalara ne demeli.
Bir kaç görev üstlenip bir kaç yerden maaş alanlara ne demeli. Oda seçimleri var siyasetçiler taraf..Muhtarlık seçimleri var siyasetçiler taraf. Hiç kimse bulunduğu yer makamla yetinmiyor. Hep daha çok, daha fazla.
Biz demokrasiye inanmıyoruz. İflah olmayız. “Demokrasi” bizim anlayışımıza göre “ben” demek. Ben varsam her şey demokratik. Yoksam anti demokratik. ATSO seçimleri yapıldı. Adaylar duyumlarımıza göre milyonlar harcadı. Aday para harcıyorsa çarpacak. Bunun lamı cimi yok. Kazanan demokrasi var diyecek, kaybeden anti demokratik diye eleştirilerde bulunacak. Artık bunlar kanıksanmış şeyler.
Her şeyi uzun süreli düşünmek lazım. Uzun süreli düşünmez isek adaleti, hakkı, hukuku, yargıyı, yardımlaşmayı, dostluğu zaten düşünemeyiz. Zaten halkı düşünmek çoğuna göre salaklık. Çünkü genel kanı “gemisini kurtaran kaptan”.