Hatay Yağmur ve Sel’e Teslim! Doğa Bu, Yapacak Bir Şey Yok.
Hatay Depremden sonra ikinci bir doğal afet yaşadı. Aşırı yağışlar yaşamı felç etti. Can kayıpları oldu. Mal kayıplarının boyutları söz konusu bile değil. Hatay Valiliği kordinesinde belediyeler yağışların bıraktığı enkazı kaldırmak için, yaraları sarmak için çalışsalar da oluşan kayıpları, mağduriyetleri gidermek başka yarınlara kaldı. Siyasetçiler ardı arkasına açıklamalarda bulundular. Ancak acıyı yaşayanla, geçmiş olsun diyenler aynı kişiler değiller. Peki sorumlu kim? vatandaş mı?, Belediyeler mi?, İktidar mı?.
Daha bir hafta önce “Dirençli Şehirler” konulu “Hatay Modeli” lüks otelde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum başta olmak üzere Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk’ünde ev sahipliğinde Uluslararası bir yığın gazeteci ağırlandı. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’de bu oluşumların içinde bulundu. Büyük bir propaganda ile şehrin ana artelleri, olmayan yolları trafiğe kapatıldı, insanlar bir yerden başka bir yere gitmek için saatler harcadı.
Hatay Model’i bir hafta geçmeden çöktü.
Açıklamalar her zamanki gibi. Mevsim normallerinin üzerinde yağış. Hayatı felç etti. Valiliğimiz, belediyelerimiz vatandaşımızın yanında. AFAD iş başında. Peki kaybedilen canların, kaybedilen malların hesabını kim verecek? orası meçhul. Orası başka bahara. Belki de bir aklı selim çıkar “işin fıtratı bu” der. Allah’tan gelen afete ne yapılabilir.
Dirençli Şehirler, Hatay Modeli bu. Dünya’ya örnek. Kimse bir şey yapamaz. Ölenler öldü-kalan sağlar bizimdir. Kaybedilen mallar geri kazanılır. Çalış Memed ağa, çalış Ayşe hanım. Peki alt yapıyı çağa uyduramayan, 50-100 yıl ileriyi düşünemeyen, mevsim normallerinin üzerinde yağışlara karşı hesap yapamayan mühendisler, kamu kurum yetkililerinin hiç mi sorumluluğu yok. Bizde yok. Sorumluluk kafir dediğimiz ülke yöneticilerine ait. Çağdaş ülkelerde böyle durumlarda sorumlular hemen istifa ediyor. Onlar işi bilmiyorlar. Okullarımızda onlarca öğrenci öldürülüyor Milli Eğitim Bakanı koltuğunda oturmaya devam ediyor. Bir deli çıkıyor sokakta onlarca vatandaşı öldürüyor, bir başka deli çıkıyor iki polisi sokak ortasında vuruyor İç İşleri Bakanı koltuğunda oturmaya devam ediyor. Hatay’da deprem olmuş, sel olmuş, devlet, yetkilileri acze düşmüş Vali koltuğunda oturuyor, AFAD il müdürü koltuğunda oturuyor, Belediye başkanları koltuğunda oturuyor. Bizdeki demokrasi bu malesef. Yersek.
Bu kadar kayba uğrayan Hatay neden “afet bölgesi” ilan edilmez?. Vatandaşın kayıpları neden devlet tarafından karşılanmaz?. Çiftçi ve üreticinin hayvanları, ürünleri telef oldu, neden karşılanmaz?. soruların yanıtları yok. Nasıl açlıkla, yoksullukla mücadele edilemiyorsa, nasıl enflasyon altında nüfusun yüzde yetmişi inim inim inliyorsa, nasıl emekli açsa, nasıl çalışanlar haklarını alamıyorsa, nasıl işsizlik çığ gibi büyüyorsa, nasıl uyuşturucu ile mücadele edilemiyorsa, nasıl kadın cinayetleri önlenemiyorsa, nasıl ülkeye barış getirilemiyorsa, nasıl yargı sopası demoklesin kılıcı gibi ensemizde sürekli sallanıyorsa, nasıl hukuksuzluklarla ülkede dikensiz gül bahçesi yaratılarak tek adam rejimi kurumsallaştırılmaya çalışılıyorsa doğal afet dediğimiz doğa olayları ile de baş etmek mümkün değildir.
Şu an gündem daha da yakıcı artık. Beklenen mi oldu? yoksa olmaz denilen mi?.
“Mutlak Butlan” geldi, YSK’nın mazbata verdiği CHP yönetimi kovuldu. 13 kez seçim kaybetmiş, AKP dostu Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanlığına döndü.
Ana muhalefet partisinin başına beklenen çorap örüldü. Projeyle gelen Kemal Kılıçdaroğlu, projenin aparatı çakma Lütfü Savaş’ın açtığı kurultay iptal davası ile emeline ulaştı. Daha doğrusu emeline ulaşan emperyal güçlerin desteklediği Ak Parti. Ana muhalefet partisinin kucağına bir bomba bırakıldı. CHP Yöneticileri, Üyeleri, Ankara ve bütün illerde, ilçelerde birbirine girmiş durumda. A Parti üst aklı yargı eliyle Ana muhalefeti param parça etti. Ana muhalefet partisinin kucağına bir bomba bırakıldı. Bombanın pimi çekildi. Dendi ki siz birbirinizle uğraşın. Çok konuşuyorsunuz. Emeğin hakkı diyorsunuz, demokrasi diyorsunuz, hukuk diyorsunuz yeter artık. Kendinizle uğraşın. Biz yarım kalan işlerimize devam edelim. Köprüleri, otoyolları satalım. Erken seçim için hazırlıklarımızı tamamlayalım. Zamanı geldiğinde size haber veririz. Buyurun seçim yapıyoruz deriz.
Bu süreçte Bahçeli’nin arada bir ortaya attığı yeni gündemlerle de toplum biraz meşgül olsun. Kürt özgürlük Hareketi (DEM) acele etmesin. Tartışsın. Parti ziyaretlerini sürdürsün. Daha zamanı gelmedi. Zamanı gelince
(erken seçim öncesi) gönlünüzü yaparız. Öcalan’ı biraz okşarız, büyüksün, kurucu öndersin, sana statü lazım diyerek süreci öteleriz. Siz de kamuoyuna bu vaatlerimizi anlatırsınız. Kardeş kardeş durumu idare ederiz. Daha çok işimiz var...