Demokrasilerin olmazsa olmazı, yasama, yürütme ve yargıdan sonra 4. güç olarak ta tanımlanan basın. Gazetecilik can çekişiyor. Halkın haber alma hakkı anti demokratik uygulamalarla, tutuklamalarla gasp ediliyor. Dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi sadece gazetecilik yapan, halkın dertlerine tercüman olan gazetecilerden iktidarlar korkuyor. Yazılanlardan, konuşulanlardan, programlardan suç üretiliyor.
10 Ocak gazeteciler günü sıkıntılarla, tutuklu gazetecilerin özgürlük çığlıkları ile kutlanıyor. Mülki amirler, siyasetçiler kutlama mesajları yayınlıyor. Süslü açıklamalarla gazetecileri taltif etmeye çalışıyorlar. Çalışan gazetecilerin çektikleri sıkıntıları bir nebze olsun azaltmak için adım atan yok. Siyasetçiler kendilerince hep haklılar. İstiyorlar ki “kalemler” hep onları övsün. Siyasetçiler istiyorlar ki, “kalemler” hep yaptıklarını yazsın. İstiyorlar ki “kalemler” hep yapılamayanları halktan gizlesin, yazmasın. Ama onurlu gazeteciler, satılmayan kalemler, özgür gazeteciler yapılanları yazdıkları gibi, yapılamayanları, yapılması gerekenleri de halkın gündemine taşımakla sorumludurlar.
Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan kara tablo 2025 yılında da değişmedi. Gazeteci kökenli Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in hazırladığı 2025 yılı Basın Özgürlüğü Raporu’na göre; gazeteciler son bir yılda 610 kez hakim karşısına çıkmak zorunda kaldı. 95 gazeteci gözaltına alınırken, aralarında Fatih Altaylı, Furkan Karabay, Ercüment Akdeniz, Elif Akgül, Yıldız Tar‘ın da bulunduğu 39 gazeteci tutuklandı. Merdan Yanardağ ve Enver Aysever yeni yıla cezaevinde girdi. İstanbul’da uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden gazeteci ve aktivist Hakan Tosun’un ölümündeki şüpheler hala aydınlatılmadı. İstanbul merkezli soruşturmalarda TELE 1, Habertürk, Show TV gibi basın kuruluşlarına atanan kayyımlar sonrasında TMSF Türkiye’nin en büyük medya patronu haline geldi. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Saraçhane ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde başlayan protestolar ile devam eden dava süreçlerinde gazetecilere yönelik tehdit, hedef gösterme, şafak baskınları, ev hapsi, adli kontrol ve soruşturmalar yıla damgasını vurdu. RTÜK 2025'te eleştirel yayınları nedeniyle 4 kanala 53 yaptırım uyguladı, 92,7 milyon TL ceza verdi. SZC TV 10 gün Tele1 ise 5 gün karartıldı. Muhakkak gazeteciler de suç işleyebilir. Ancak tutukluluk cezalandırma aracına dönüştürülmemelidir. Gazeteciler tutuksuz yargılanmalıdır.
İlimiz Hatay’da da yerel gazeteci Halit Basık tutuklanırken, geçtiğimiz günlerde serbest bırakıldı.
İstatistiklere göre; Türkiye Basın Özgürlüğü alanında dünyada 180 ülke arasında 159’uncu sıraya düştü. Bundan demokrasi adına utanç duymamız lazım.
Şüphesiz gazeteci istediğini yazan, istediğini suçlayan, asparagas haber yapan kişi değildir. İşte burada meslek örgütlerine önemli görevler düşüyor. Ünüversiteler kendilerine bağlı Basın Yayın Yüksek Okullarında verdikleri eğitimlerde meslek etikleri konusunda daha verimli eğitimler yapmalıdır. Yerelde ise deyim yerindeyse çekirdekten yetişme, baba mesleğini sürdüren gazetecileri ise meslek kuruluşları düzenleyecekleri eğitimlerle daha yetkin duruma getirmelidirler. Cemiyetler bu gibi görevleri yerine getireceklerine mantar gibi çoğalarak başkanlarına kurumlar nezdinde “protokol” yeri düzenlemeye çalışıyorlar. Hatay gibi bir ilde onlarca gazeteci cemiyeti var. Neden birleşmezler? neden her gün yeni bir cemiyet kuruluyor? Hiç bir kurumsal sorumluluğu, kimliği olmayan şahıslar cemiyetlere üye yapılıyor. Sosyal medyada arada bir haber veya yazı yazanlar gazeteci sayılıyor. Herhangi bir siyasi partiye yakınsa o siyaset tarafından taltif ediliyor. Gerçekten gazetecilik yapan emekçiler yaşam mücadelesi veriyor. İlimiz genelinde bir cimiyette birleşilemiyorsa; hiç olmasa ilçeler düzeyinde bir cemiyette gazeteciler bir araya gelmelidirler.
Antakya’da mevcutta Antakya Gazeteciler Cemiyeti, Hatay Gazeteciler Cemiyeti, Hatay Basın Cemiyeti, Uluslararası Gazeteciler Cemiyeti, Özgür Gazeteciler Cemiyeti, Global Yayıncılar Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Temsilciliği gibi cemiyetler bulunuyor. Umarız yakında yenileri kurulmaz. Sözkonu bu cemiyetlerin başkan ve yöneticilerine çağrımızdır. Lütfen bir araya gelerek birleşiniz!. Bir olursak güçlü oluruz. Mesleğimizi meslek etiğine uygun yapabiliriz. Halkın “haber alma haklarına” yetişmelerine hizmet etmiş oluruz. Meslektaşlarımızı etkin ve doğru habercilik alanlarında yetiştirmeye, eğitmeye çalışabiliriz. Meslek kuruluşlarının görevlerinden biri bu olsa gerek. Meslek kuruluşlarının bir diğer görevi de çalışanların, üyelerinin yaşam koşullarının düzeltilmesi, onurlu bir yaşam ve habercilik için ücretlerinin ayarlanabilmesi için ön ayak olmaktır. Gazeteci yaşamak için siayestçilerin, para sahiplerinin payandası olmamalıdır.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü kutlu olsun. Tutuklu gazetecilere özgürlük.
Selam olsun “kalemini” satmayanlara.
Selam olsun doğru, ilkeli habercilik yapan gazetecilere.
Prof. Dr. Garip TURUNÇ
ÇOCUKLUĞUMUN MASUMİYETİNE HASRET KALDI HEP BİR YANIM…
Abbas Güldiker
Yandaşlar İstediği Yerde Miting Yapabilir, Yandaş Olmayan Muhalefet Yapamaz.. İşte Çifte Standart...
İHSAN KUTLU
SURİYE ve DIŞ POLİTİKA: TARİHTEN DERS ALMAK ya da HAİNLİK!
FERİT LİF
LÜTFÜ SAVAŞ CHP'DEN ADAYLIK UMUDUNU KESMİŞ GÖRÜNÜYOR.
NACİ MARAŞ
Ülkemizde Tarım Can Çekişiyor.