Siyaset daha ne kadar kirlenebilir? Siyasi etik şart. Bir an önce namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı! Kime sorsanız siyaset rüşvet, çıkar, yalan-dolan, nüfuz, vurgun, ahlaksızlık diye tarif ediyor. Siyaset dürüst insan işi değildir, biz yapamayız diyor. Dürüst, ahlaklı, çıkar gözetmeyen, emeği ile yaşayan, toplumda karşılığı olan insanlar siyasete kirlenmemek için bulaşmak istemiyor. Peki bu ülkenin, bu toplumun geleceği ne olacak? 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ya da Fransız yazar Victor Hugo’ya atfedilen “Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalı” sözü bütün yakıcılığı ve gerçekliği ile günümüzü aydınlatıyor, hepimize görevler yüklüyor.
Haberleri açtığımızda önünüze ya rüşvet, ya hırsızlık, ya uyuşturucu kaçakçılığı, ya tecavüz, ya kadın cinayetleri, ya açlık, ya yoksulluk, ya iş kazaları, ya emeklilerin sorunları, ya işsizlik haberleri geliyor. Bu kadar mı? Hayır... Son günlerde en çok duyduğumuz haberler: tutuklanan belediye başkanları, hak ihlalleri, hukuksuzluklar, transfer edilen belediye başkanları, milletvekilleri. O kadar ileri gidildi ki! ya AK Partiye geçeceksin ya da dört duvar arkasına gideceksin. Siyasi ahlak yoksunluğu nedeni ile halkın oyu ile seçilmişler cezaevi yerine iktidar partisine transferi tercih eder oldu. Daha önce bir bakanın sözü vardı. “Biz önden gidelim, Hukuk arkadan gelsin” diye. At çamuru, koy içeriye suçsuzluğunu ispat etsin. Bir de gizli tanıklık var. Hangi hukuk sisteminden alınmışsa, çok işe yarıyor. Çamur at izi kalsın.
Hadi bunlar 20 yılı aşkın iktidar olan AK Parti’nin uygulamaları, marifetleri. Getirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin, tek adam rejiminin sonuçları. Yasamanın, yürütme ve yargının pay-pas edilmesinin acı faturaları. İktidar koltuğu kaybedilmesin diye yasama ve yargı başta olmak üzere bütün kamu idaresi, resmi kurumlar siyasallaştırılarak yürütmenin emrine verilmiş. Muhalefetin üzerinde sürekli kılıç sallanıyor. Muhalefet etmeye çalışanlar kılıçtan boyunlarını kurtarmak isterken, kolları-kanatları kesiliyor. Toplumda huzursuzluk var. Halk yoksulluktan şikayetçi. Ancak toplum örgütlenemiyor. Sendikalar çalışanların üçte birini örgütleyememiş. Emekliler kan ağlıyor. Onlarca emekli sendikası var. Sokağa çıkan, hak arayan bir avuç insan. Kadın cinayetleri engellenemiyor. İşsizlik almış başını gidiyor. Gençler örgütsüz. Nerede 1980 öncesi alanlara çıkan milyonlar...
Başlarken siyasi etik dedik. Ahlak dedik.
Muhalefet bir araya gelmesi gerekirken birbirine çamur atıyor.
Siyasi meftalar. Bazı yarım bile etmeyen çeyrekler, Kılıçdaroğlu’nun helalleşme diye parlamento’ya soktuğu, toplumda karşılığı olmayan, AK Partinin kovduğu siyasiler akıllarınca ana muhalefeti eleştiriyorlar, daha da ileri giderek iktidarı CHP’ye teslim edemeyiz diyorlar. Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Hemşehrimiz Sadullah Ergin dolu atıp boş tutuyor. Halkın karşısına çıkamayan, politikaları, programları olmayan bu meftalar AK Partiden küçük bir ışık görseler hemen koşacaklar. Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Sadullah Ergin daha bir çokları Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan içazet bekliyorlar. Ancak ellerine bir şey geçmiyor. CHP listelerinden parlamento’ya girmeselerdi şimdi siyaset yerine belki de ticaretle uğraşıyor olurlardı.
“Yeni Yol” diye üç partinin milletvekilleri parlamento da bir grup kurdu. Tabi ki bu yeni bir parti. Ancak üç partinin ayrı programı, ayrı tüzüğü var. Sadece mecliste grup kurmak için bir aradalar. Babacan ve Ergin boş atıp, dolu tutuyor. Kamuoyu yoklamalarında % 1 kadar oy toplayamayanlar cumhurbaşkanı adayı çıkaracaklar mış!. Bir sokağa inin, miting yapın. Kapalı salon toplantısı yapın, halk sizi görsün, tanısın, kilonuz kaç anlaşılsın. Ondan sonra Ak Parti veya CHP ile boy ölçüşün. TV’lere para ödeyerek, programlara çıkıp ahkam kesmekle iktidar olunamıyor. Halkın sorunlarına sahip çıkmak gerek. Hukuksuzluklara karşı durmak gerek. Emeğin yanında durmak, hakkını savunmak gerek. Kısacsı ya Sermayenin yanında olacaksın, ya da emeğin. Üçüncü yol falan yok.
Sonuç olarak;
Siyasi etik, siyasi ahlak şart. Mecliste grubu bulunan siyasi partiler başta olmak üzere, toplumun bütün kesimleri, Sendikalar, Odalar, STK’lar bir araya gelerek siyaseti yeniden güvenilir kılmalı. Halkın oyu ile seçilmiş Milletvekili, Belediye Başkanı, Belediye Meclis Üyeleri parti değiştirmemeli. Seçmenin oyuna ihanet etmemeli. Hangi partiden seçilmiş ise görevi süresince o partide kalmalı. Partisini, uygulamaları yanlışsa eleştirebilmeli. İstifa edecekse siyaseti bırakmalı.