Djital Mecralar komisyon toplantısında Başkan Mv. Hüseyin Yayman ilginç bir çıkış yaptı.
Yasakçıyız...
Amacımız toplumu ve aile yaşamını korumak. Bunun için yasak gerekiyorsa “yasakçıyız.”
AKP; iktidarını koruyabilmek için hukuksuzluklarına devam ediyor. Ülkemiz insanı yargı dahil bütün kurumlar kullanılarak anayasal hakların kullanılması noktasında vatandaşların korkulu rüyası durumuna getirildi.
Sadece siyasi rakip olduğu için ekibiyle birlikte tutuklanan, maddi ve manevi olarak bitirilmeye çakışılan İmamoğlu’na bir darbe daha vuruldu. Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde 10 milyon takipçisi bulunan tutuklu İBB başkanı Ekrem İmamoğlu’nun X hesabına ulaşım engeli getirilerek toplumla ilişkisi kesilmeye çalışılıyor.
Anti demokratik uygulamalar mı toplumu geriyor? Kin ve nefret uyandırıyor.
Yoksa insanların düşüncelerini serbestçe açıklaması mı?
Şimdi de MHP tarafından sokak röpörtajlarının yasaklanması için TBMM’sine yasa teklifi getiriliyor. Bilindiği gibi gazetelerin ve TV’lerin yüzde 90'nı iktidar tarafından kontrol ediliyor. Muhalefet topluma sesini duyuramıyor. Bazı basın yayın organları YouTube uygulamasını kullanarak sokakta vatandaşa mikrofon uzatıyor, düşünce ve görüş alıyor. Bu durum iktidarı rahatsız etmişe benziyor. Engellenmeye çalışılıyor. Bu çözüm olabilir mi? Tabi ki olamaz. Yaratıcı zeka topluma sesini duyurabilmek için yeni yol buldu bile.
İşte yeni yol.
Yapay Zeka...
“İmamoğlu her yerde”
X hesabı kapatılan İmamoğlu’nun yapay zeka kullanılarak yeni hesap açtığı öğrenildi. “İmamoğlu her yerde” uygulaması ile yeni çıkış yolu bulunmuşa benziyor. Gençler (Z Kuşağı) kendi hesaplarında yapay zeka ile kendi fotoğrafları yerine İmamoğlu’nun fotoğraflarını yerleştiriyor. Demek ki yasaklar kararlı mücadeleleri kesinlikle engelleyemez.
Dijital Mecralar Komisyon Başkanı Milletvekilimiz Hüseyin Yayman’nın yasakçı zihniyetle aile yaşamını koruma anlayışı toplumda karşılık malesef bulmuyor. Demek ki ” yasakçılık” işe yaramıyor. Teknolojinin geldiği noktada; Yasaklar başta gençler olmak üzere yaratıcı insanların önünü kesemiyor. Mutlaka bir çıkış yolu bulunuyor.
AKP kurucuları Hüseyin Çelik, Bülent Arınç gibi bir çok siyasetçi hukuksuzluklara dikkat çekerken eski TBMM eski başkanları da ses yükseltti. Dört eski başkan bildiri yayınladı.
Türkiye’yi Sarsan Bildiri:
4 Eski TBMM Başkanı'ndan Sert Uyarı:
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı dört eski TBMM Başkanı, ortak bildiride adalet ve hukuk vurgusu yaptı. "Yargıya güvenin kalmadığı yerde huzur olmaz" denilen açıklamada, tutuksuz yargılama çağrısı yapıldı.
Türkiye siyaseti yeni bir adalet krizinin ortasında. Görevden uzaklaştırılan ve tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için bu kez çok önemli isimler devreye girdi. Eski Meclis Başkanları Hikmet Çetin, Ahmet Hüsamettin Cindoruk, Cahit Karakaş ve Mustafa Kalemli, ortak bir bildiri yayınlayarak İmamoğlu’nun tutuksuz yargılanması gerektiğini belirtti.
"YARGIYA GÜVEN YOKSA EKONOMİ DE YOK”
Bildiri, Türkiye’nin içinden geçtiği adalet krizine dair önemli uyarılar içeriyor. "Yargıya güvenin olmadığı yerde ekonomiden, yaşamdan ve huzurdan söz edilemez" denilen açıklamada, İmamoğlu’nun 31 yıl önce aldığı diplomanın iptal edilmesiyle başlayan sürece dikkat çekildi. Bu gelişmenin, hukukçularca ciddi şekilde eleştirildiği de bildiride vurgulandı.
"TUTUKLAMA CEZA DEĞİL, TEDBİRDİR”
İmamoğlu’nun, partisinin Cumhurbaşkanı adayını ön seçimle belirleyeceğini duyurmasının hemen ardından gözaltına alınması ve tutuklanması da metinde eleştirildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"Tutuklama bir ceza değil, tedbirdir. Kaçma ihtimali olmayan bir siyasetçinin bu şekilde cezaevine gönderilmesi, hukuk devleti ilkesine zarar verir."
"DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ YIKILMAMALI”
Dört eski Meclis Başkanı’nın imzasını taşıyan metinde en dikkat çekici vurgu ise şu cümlede yer aldı:
"İktidara sahip olanların adaletten sapmalarını engelleyen en büyük güç demokratik hukuk devleti ve evrensel hukuk ilkeleridir."
Bu mesaj, hem yargıya hem siyasi iktidara doğrudan gönderme olarak değerlendiriliyor.
SİYASİ GÖZDAĞI MI?
İmamoğlu'nun tutuklanması, yalnızca bireysel bir ceza davası değil, aynı zamanda siyasete verilmiş bir gözdağı olarak da okunuyor. Özellikle Cumhurbaşkanlığı adaylığı için adım attığı bir süreçte yaşanan gelişmeler, geniş çevrelerde "yargı yoluyla tasfiye" tartışmalarını alevlendirdi.
Prof. Dr. Garip TURUNÇ
ÇOCUKLUĞUMUN MASUMİYETİNE HASRET KALDI HEP BİR YANIM…
Abbas Güldiker
Yandaşlar İstediği Yerde Miting Yapabilir, Yandaş Olmayan Muhalefet Yapamaz.. İşte Çifte Standart...
İHSAN KUTLU
SURİYE ve DIŞ POLİTİKA: TARİHTEN DERS ALMAK ya da HAİNLİK!
FERİT LİF
LÜTFÜ SAVAŞ CHP'DEN ADAYLIK UMUDUNU KESMİŞ GÖRÜNÜYOR.
NACİ MARAŞ
Ülkemizde Tarım Can Çekişiyor.