“İnanç ve Kimlik Siyasetine Hayır”. “Etnesite demokratik yönetim şekli değildir”. “Türkiye hızla demokratikleşmelidir”.
Türkiye hızla değişiyor. “değişmeyen tek şey değişim” sözü tam da bize göre. Ancak bir şeyler doğal mecrada, toplumun istek ve talepleri doğrultusunda, zamana göre değil de birileri istediği zaman değişiyor.
2023'ten itibaren kimler tarafından yönlendirildiği malum şahıslar kuyuya bir taş atıyor, yüzlerce aklı selim bu taşı çıkarmaya çalışıyor. Emperyalist güçler kurguladıkları BOP projesine bölgemizde ülkemizi de katarak “arap baharı” adlı bir projeyle Ortadoğu’yu alt üst ederek sınırları yeniden belirlemeye çalışıyor. Başta Türkiye olmak üzere bölgede kazan kaynıyor. Büyük İsrail projesi obinlerce Filistinli’nin ölümü, Gazze’nin, Suriye’nin işgali ile yeni boyutlara ulaştı. Esad’ın ani gidişi, Rusya’nın Suriye’den elini çekmesi sonucu selefi-katillerin başı Colani elini kolunu sallayarak Şam’a yerleşti. Suriye’de azınlıklar (alevi,dürzi ve hiristiyanlar) zor günler yaşamaya başladı. Oyun kurucu ABD İsrail’in yaptıklarına göz yumarak, Colani’yi de kullanarak Suriye’deki azınlıkların soykırımını seyrediyor. Başta Suriye olmak üzere Ortadoğu önümüzdeki günlerde çok şeye gebe olsa gerek.
Bütün bu olup bitenler arasında ülkemiz; iç siyaset gerginlikler, hukuksuzluklar, adaletsizlikler ve en önemlisi açlık ve yoksulluklar yaşıyor. Bir çok akademisyen ülkemizin en önemli gündeminin ekonomi olduğu gerçeğini vurgularken, siyasetçiler yaratılan suni gündemlerle uğraşıyor. Grevlere, işten atılmalara, ücret taleplerine karşı güvenlik güçleri orantısız güç kullanarak insanlarımızı adeta düşman görüyor, yaralıyor, göz altına alıyor, tutukluyor. Ülkemiz adeta açık cezaevi konumuna gelmiş durumda.
Bahçeli’nin kuyuya attığı taş toplumun büyük bir kısmında karşılık bulmuşa benziyor. Erdoğan ve Bahçeli iktidarı kanayan yara “kürt sorunu” nu çözmek “terörsüz Türkiye” yaratmak, yok olan toplumsal güvenini tekrar toplamak için sözde demokratik açılımlar sağlıyor. Dünya’nın hiç bir ülkesinde gericiler ve faşistlerin ulusal sorun çözdüğü görülmemiştir. İktidarlar sıkıştıkları, toplumsal desteklerini kaybetmeye başladıklarında “mış” gibi yaparak oyalama taktikleri uygularlar. Kabul etmek lazım Türkiye’nin önemli bir gerçeğine parmak bastılar. Türkiye’de dışlanan, itilip-kakılan, eşit yurttaşlık haklarını kullanamayan ulus ve inançlar var. Ancak bu halkların hakları ve sorunlarının çözümünü ancak; demokrasi çözer. PKK liderinin önerdiği “demokratik toplum”, “eşit yurttaşlık”,”barış” başta olmak üzere demokratik hak ve özgürlüklerin uygulanması ile mümkündür. Bunu ancak başta TBMM’si, STK’lar, kanaat önderleri gibi toplumu kucaklayan oluşumlar sağlayabilir. Hiç kimsenin, hiç bir siyasi anlayışın bundan nemalanmaması, fayda sağlamaya çalışmaması gerekir.
TBMM’sinde sorunun çözümü için komisyon kurulacağı söyleniyor. Daha başlangıçta temsil açısından adaletsizlikler yaşanıyor. Alınacak kararların oy çokluğu ile alınacak olması durumunda zaten baştan komisyonun bir yerlerde tıkanacağı sonucu çıkıyor. Son yapılan yerel seçimlerde 1. parti olan CHP’ye AKP’nin yarısı kadar üye veriliyor. Bu komisyonda temel ilke ikna olmalı. Demokrasi çoğunluğun azınlığa tahakkümü olmamalı. Her düşünce ve siyaset eşit söz hakkına ve oya sahip olmalı. Temel yaklaşım ikna olmalı.
Henüz “Terörsüz Türkiye” gündemi toplum tarafından tartışılırken Bahçeli yeni gündemler oluşturmaya başladı. Entesite-li bir yönetim öneren Bahçeli bir çok kesimde farklı tepkiler aldı. İnanç ve kimlik temsiliyeti sanki “Kıbrıs’ta, “Irak”ta, “Yoguslavya”da, işe yaramış gibi Cumhurbaşkanı Türk, Yardımcıları Alevi ve Kürt olsun önerisi getiriyor. İnsanlar dillerini konuşmalı, inançlarını yaşamalı en geniş demokratik kurallar toplum yaşamına hakim olmalı ki barış, olsun, terörsüz Türkiye olsun. Irkçılık, inanca bağlı düşünceler farklı kimlik ve inançları bir arada tutamaz. Birlikte yaşamanın olmazsa olmaz koşulu karşılıklı saygı, tahammül ve demokrasidir.
İktidar ilk önce anti demokratik uygulamalardan, kayyımlardan, hukuksuzca yapılan keyfi tutuklamalardan, itirafçı mantığından, etkin pişmanlık gibi ucube uygulamalardan vazgeçmelidir. Halkın iradesi ile seçilmişler derhal serbest bırakılmalıdır. Tutuksuz yargılanma haktır, gasp edilmemelidir. Hiç kimse siyasi rakiplerini “yargı sopası” ile cezalandırmaya kalkmamalıdır. Öc alma politikaları bu ülkeye hayır getirmemiştir, bundan sonra da getirmeyecektir.
İktidar muhalefeti parçalamaya devam ediyor. Kürt sorununu çözeceğim diye Diyarbakır’a demokrasi,- İstanbul’a, Adana’ya, Antalya’ya, Hatay’a otokrasi uygulanmamalıdır. Bu hukuksuzluklar devam ettiği sürece sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’nın önerileri toplumda zor karşılık bulacaktır. DEM eş başkanları AKP-MHP-ile ortaklıklarımız yok dese de CHP’nin örgütlediği kayyım ve tutuklamalara karşı mitinglere katılmaması, pasif kalması, ona oy veren Türkiye solunda soğuk duş etkisi yaratmaktadır. DEM şunu diyebilir: Daha önce HADEP’li belediyelere kayyım atanırken CHP neredeydi? Milletvekillerimizin dokunulmazlıkları kaldırılırken (Kılıçdaroğlu’nun öngörüsüzlüğü) CHP nerdeydi? soruları her zaman karşımıza çıkıyor. Ancak bir gerçek var: “barış, kürt sorunun çözümü, emeğin hakkı, demokrasi, hak ve hukuk” birlikte mücadele ile mümkündür.
Üniter devlet yapısı sorunları çözmüyor. Ulus devlet geçerliliğini kaybetmiştir. Değişen küresel Dünya’da olduğu gibi ülkelerde de kimlik ve inanç eşitliği ancak barışı sağlar. Yoksa birileri etnesite’yi sürekli kaşır, halklar arasında kavgalar sürer gider. İnsanlar yaşadıkları bölgelerde dillerini konuşmalı, kimliklerini koruyabilmeli, inançlarını yaşayabilmelidir. Devlet bütün yurttaşlarına eşit muamele yapmalıdır. Halkın seçtiği şahısları ancak tekrar halk yeniden çağırabilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti bir federasyon olmalıdır. Halklar arasında barış ve kardeşlik, eşit yurttaşlık, imkanlardan eşit faydalanma temel alınmalıdır. Türkiye Türklerindir söyleminden vazgeçilmelidir. Bunun hiç bir halka faydası yoktur. Bütün kimlikler, bütün inançlar, en küçüğünden en kalabalığına kadar barış ve kardeşlik içinde yaşayabilir.
Bu ülke hepimize yeter.
Prof. Dr. Garip TURUNÇ
ÇOCUKLUĞUMUN MASUMİYETİNE HASRET KALDI HEP BİR YANIM…
Abbas Güldiker
Yandaşlar İstediği Yerde Miting Yapabilir, Yandaş Olmayan Muhalefet Yapamaz.. İşte Çifte Standart...
İHSAN KUTLU
SURİYE ve DIŞ POLİTİKA: TARİHTEN DERS ALMAK ya da HAİNLİK!
FERİT LİF
LÜTFÜ SAVAŞ CHP'DEN ADAYLIK UMUDUNU KESMİŞ GÖRÜNÜYOR.
NACİ MARAŞ
Ülkemizde Tarım Can Çekişiyor.