“Rezerv Alan” kuralarındaki adaletsizlikler nasıl giderilecek?
Hani halk arasında “içi seni, dışı beni yakar” diye bir söz vardır. İşte deprem mağdurları aynen bunu yaşıyor. Hatay’da deprem mağdurlarının çilesi ve şikayetleri bitmiyor. Depremin üzerinden neredeyse üç yıl geçti. Yakınlarını, malını-mülkünü kaybedenler yaşama tutunmaya çalışırken siyasetçilerin akıl almaz yalan ve oyalamaları ile serseme dönmüş durumda.
Deprem sonrası cenazelerinin acısını dahi yaşayamadan “rezerv alan” uygulaması ile yıkıntılar arasından eşyalarını dahi alamayan depremzedeler üç yılı aşkın zamandır derme çatma konteynerlerde yaşama tutunmaya çalışıyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, AFAD, Valilik yaptıkları açıklamalarla hep sabır telkininde bulundular. İnsanlar bekledi. Hoş beklemese ne yapacak? elinden bir şey gelmiyor. Hak sahipliği var. Ancak hak arama yolları kapalı. Var olan “rezerv alan” uygulaması elini kolunu bağlamış.
Hak sahipleri bekledi. Evi rezev alan dışında olanlara TOKİ tarafından yapılan evler büyük ölçüde dağıtıldı. Ancak anahtarları verilen evlerde yığınla eksikliklerin olduğu şikayetleri var. Kış geldi. Evlerde baca yok, soba kurulamıyor. Doğal gaz bağlanmamış. Çocuklu aileler, yaşlısı, hastası olan aileler doğal olarak evlerine taşınmak istemiyor. Geçici barınma alanlarında, konteynerlerde bulunanlara boşaltın deniyor. Elektrik ve suları kesiliyor. TOKİ evlerinin bir çoğunda çevre düzenlemeleri tamamlanmamış, okullar uzak. Ulaşım büyük sıkıntı. Yani evi çıkanların içi yanıyor, çıkmayanlar ise üzülüyor.
“Rezerv Alan” içinde evi olanların işi daha zor. Kaba inşaatları tamamlanmış, ön cepheleri boyanmış, içlerinde kapı yok, su, elektrik bağlantıları yok. Kura çekildi, kapı numaraları yok. Muhtemelen sayın cumhurbaşkanı’nın 27 Aralık’taki ziyaretinde anahtarlar verilir, ancak kimse evlerine yerleşemez. Anahtar tesliminden sonra kira yardımları da kesilir. Vatandaş ne yaparsa yapsın.
Rezerv alanlarındaki başka bir sorun da adaletsizlikler. 130 - 150 metre kare 3+1 evi olan, cadde üzerinde evi olan bir çok vatandaş kura çekiminde 75 metre kare evler almak zorunda bırakılıyor. Onlarca sene çalışarak, milyonlarca liraya alınan evlerinin yerine oturamayacağı konut verilen depremzede ne yapacak? Cadde üzerinde dairesi olan onlarca kişiye eski evinden 1000 metre uzaklıkta küçücük daireler çıkmış kurada. Hak sahibinin rızasını almadan el konulan binaların yerine dikilen konutlar kimlere peşkeş çekiliyor? Bu ülkede hak, hukuk, adalet varsa insanlarımız haklarını mahkemelerde arayacak. Eğer hukuk, adalet yoksa vatandaşın zaten yapabileceği bir şey yoktur. Büyüklerimizin dediği gibi mağduriyetlerini ve mağduriyeti yaratanları allaha havale edecekler.
KURADA DAİREM KÜÇÜK, BİZ GENİŞ AİLEYİZ, BURASI BİZİ SIĞMAZ DİYEN HAK SAHİPLERİNE DİKMECE, KİSECİK TOKİ ÖNERİLİYOR.
Kulislere göre bir yetkili söz konusu adaletsizliğe şu şekilde bir çözüm getirileceğini söylemiş. Kurada çıkan evleri beğenmeyenlere TOKİ ile takas yapalım denilecekmiş. TOKİ’lerde evler 3+1 şeklindeymiş. Atatürk Caddesinde, Gündüz Caddesinde, Cumhuriyet Caddesinde, şehrin merkezinde dairesi olan hak sahibine Dikmece’de, Kisecik’te daire önerilecekmiş.
Ne kadar adil, ne kadar adaletli?
“rezerv alan” uygulamalarında konutun sadece yeni olması değil, eski yaşam standardına denk olması gerekir. Adil olan budur.
Hak sahipleri konutuna eşdeğer konut istiyor.
Atatürk Caddesi, Cumhuriyet Caddesi, Gündüz Caddesi gibi Mahallelerdeki hak sahipleri, kura sürecinin ve daire belirleme kriterlerinin şeffaf şekilde açıklanmasını istiyor. Vatandaşlar, “ 2+1 evi olana nasıl 3+1 ev çıkıyor? diye soruyor.
Mahalle sakinleri yetkililere şu çağrıyı yapıyor:
“Kimse deprem sonrası yeniden yapılanmaya karşı değil. Ancak bu süreçte vatandaşın hakkı korunmalı küçültülmemeli. 3+1 evini kaybeden vatandaşa 2+1 dayatılmamalı.”