2026 yılına girerken yine savaş, yine kan, yine emperyalist işgal, yine hukuksuzluklar, yine adaletsizliklerle karşı karşıya kaldık. Tek kutuplu dünyada bu da olmaz denebilecek olaylar oluyor. Dünyayı resmen “deliler” yönetiyor. Dünyanın jandarmalığına soyunan ABD ve Başkanı Trump elindeki devasa askeri gücü istediği gibi kullanıyor. İşte en son örneği Venezuela. Aynı sonu bekleyen Latin Amerika’da onlarca ülke var. Trump ya dediğimi yaparsınız ya da sonunuz Venezuela gibi olur diyor. 21’nci yüzyıla barış, adalet ve eşitlik umuduyla giren Latin Amerika, Ortadoğu halkları bu aymazlık ve saldırganlıklara ne diyecek belkeyip göreceğiz.
Halklar gücü elinde bulunduranların dünyaya hükmetme iddiasını kabul etmez ve etmeyecektir. Bölgemiz Latin Amerik’dan farklı değil. Aynı güç Amerika, siyonist İsrail’i de yedeğine alarak yapmadığını bırakmıyor. Filistin toprakları, Suriye toprakları, Lübnan toprakları İsrail tarafından ABD’nin isteği ve yönlendirmesi ile adım adım işgal ediliyor. Trump Ortadoğu’da kimlik ve mezhepleri kaşıyarak halkları birbirine kırdırırken İsral BOP’u adım adım örüyor. Ortadoğu’da yaşayan bazı kimlikler kendilerine tanınan kısmi desteklerle var olduklarını sanıyorlar. Bilmiyorlar ki ABD iplerini elinde tuttuğu sürece var olacaklar.
“Kimlik ve İnaç siyaseti” halkları hiç bir zaman var etmez. Emperyalisler, tekelller, ırkçılık çıkarları elverdiği kadar onları okşar, destekler. Ortadoğu halkları Kürd’ü, Alevi’si, Dürzi’si, Hristiyanı ile asırlardır birlikte yaşamışlar, gelenekleri, kültürleri itibarı ile kaynaşmışlar. Bütün bu kimlik ve inançların sömürenleri aynı, düşmanları aynı. Burada yapılamayan veya yapılmayan önemli bir eksiklik var. Uluslararası tekeller ayrım yapmadan bölgenin Burjuvazisini kullanarak buraların yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürüyor. Artık sümürü de yetmiyor, bizzat yönetimlere el koyularak veya vekalet savaşları ile soykırım yapılıyor.
Komşumuz Suriye’de yıllarca süren Baas iktidarı kaşla göz arasında iktidarı HTŞ denilen terör örgütüne bıraktı. Neredeyse yarım asır iktidarda kalan Baas ESAD ailesinin yönetiminde diktatörlükle Suriye’yi ancak günümüze kadar ayakta tutabildi. Bu kadar zamanda Suriye’de demokrasi yanlıları ne yaptı. Bu ülkede hiç mi sendika, hiç mi STK, hiç mi meslek örgütü olmadı. Gerçi yukarıda söyledik yarım asırlık diktatörlük dedik. Demek ki halk örgütlenememiş. Hep söyleriz “en kötü örgütlülük en iyi örgütsüzlükten daha iyidir” diye. Esad’lar Suriye’yi hep demir yumrukla yönetmişler. Bir zaman gelmiş demir yumruk erimiş. Ancak demir yumruğu iç dinamikler, demokrasi güçleri eritememiş, emperyalizm selefi HTŞ gibi örgütlerle eritmiş. Gelinen nokta ortada.
HTŞ denilen örgüt; dün terörist bugün devlet. Dün kürtlere kimlik vermeyen Esad ve yönetimi (alevi devlet başkanı) bugün “Alevi’lere” soykırım uygulayan HTŞ, başkanı Colani. Diktatörlerin hepsi aynı. İktidar olduklarında kendilerinden, çevrelerinden, kimlik ve inançlarından başka kimseyi tanımazlar. Şimdi selefiler dışında herkese HTŞ saldırıyor. Var olmak için Kürtler, Dürziler ve Ermeniler kendilerine koltuk değneği bulmuşlar. Yaşıyorlar. Ortada kalanlar ise Aleviler. Saldırıya uğruyorlar, öldürülüyorlar, kadınlarının ırzına geçiliyor, deyim yerindeyse yok edilmeye çalışılıyorlar. Yanlız kalmışlar.
İşin diğer yanı komşumuz Suriye’de yaşayan alevilerin ilimiz ve bölgemizde binlerce akrabası var. Hatay, Adana, Mersin illerinde yaşayan alevi vatandaşlarımız tedirgin. Yakınlarının can güvenliğinden endişe duyuyor. Türkiye hükümetinden soykırımın durdurulması için yardım istiyor. İnsani yardım koridoru açılmasını istiyor. Türkiye hükümeti ve iktidar milletvekilleri sessiz. Destekledikleri HTŞ iktidarının yaptıklarını görmezden geliyorlar.
Alevi örgütleri; katliamların durdurulması için dünyaya seslerini duyurmak istedi. Yayladağı sınır kapısında başta CHP Milletvekilleri olmak üzere bir çok STK’nın da katılımı ile toplantı düzenlendi., Alevilere karşı düzenlenen saldırılar protesto edildi. Umarız Türkiye, Dünya bu sesi duyar. Katliamlar durdurulur, insani yardım koridoru açılır, bölgemizdeki alevi vatandaşlar, demokrasiden, insan haklarından yana olan insanlarımız derin bir nefes alır.
Bütün Dünyada Emperyalizm ancak “emek” eksenli örgütlenmelerle geriletilebilir. “Kimlik ve inanç “ siyaseti insanlığı emperyalizme yem etmekten başka işe yaramaz. Demokrasi, insan hakları şeyhlerin, hocaların önderlik edeceği hareketlerle kurulamaz. Soykırım ancak emek güçlerinin, işçi sınıfının, demokrasi güçlerinin mücadelesi ile başarıya ulaşır. Çağdaş, demokrasiden yana, kimlik ve inançları siyasete alet etmeyen, emekten yana olan insanlar örgütlenerek ancak emperyalizm ile baş edebilir. Kimsenin kimlikleri ve inançları kaşımaması lazım...