Her gün karşılaştığımız sıradan olaylar zinciri, her an kontrol dışına çıkabiliyor. Toplum “barut fıçısı”. Ülke son yıllardaki adaletsizlikler nedeni ile bireyler kendi adaletini arar oldu.
Hatay mozaik. Hatay’da her kimlikten, her inançtan insanlar barış ve kardeşlik içinde yaşarlar. Muazzam bir dayanışma kültürü var. Bunlar hep söylenir. Ancak 12 Eylül sonrası toplumda, özellikle de gençlerde müthiş bir yozlaşma var. Ben yaptım oldu, ani kalkışmalar almış başını gidiyor. Bir çok STK var. Gençlerin ilgisi çok az. Sosyalleşme sadece okumakla olmuyor. Tartışmak, örgütlenmek, birlikte karar vermek “ortak akıl” üretmek gerekiyor. ancak son yıllarda sosyalleşme; Giyimle, kuşamla, parayla ölçülüyor. Bunlar toplumda oluşan çürümeyle alakalı olsa gerek.
Gençlerde öz güven o kadar ileri boyutlara ulaşmış ki; dünyayı biz yarattık diyorlar. Marjinalleşme had safhada. Samandağ İlçesi diğer ilçelere göre okuma-yazma oranı ile daha ileride. Buna rağmen bir kaç aklı selim çıkıp toplumu rahatça provaka edebiliyor. Daha doğru bir deyimle “bir delinin kuyuya attığı taşı, binlerce kişi çıkaramıyor”. Belediye başkanı, siysetçiler, sosyal medya kullanıcıları yaptıkları yorumlarla yanan ateşi söndüreyim derken bazen daha çok alevlenmesine de neden oluyor.
Bir trafik kazası sonrası gelişen olaylar neredeyse savaşa dönüşecek. Birileri TOKİ işçileri Samandağ’ının huzurunu bozuyor, hemen burayı terk etsinler diyor. Birileri olaya karışanları kimlik üzerinden eleştiriyor. “Samandağ Kürdistan’a “bağlanacakmış diyor. Birileri gruplar oluşturup işçilere saldırıyor. Velhasıl ortalık toz duman. Trafik kazasına karışanlar olayları nerelere taşımışlar bilene aşk olsun.
Linç kültürü sağduyunun yerini almış. Örgütsüz toplum olayın aslını, astarını anlamadan harekete geçiyor. Sanki hiç kimsenin yapacak başka işi yokmuş gibi koca ilçe söz konusu konu ile çalkalanıyor. Bir arkadaşın dediği gibi ilçe sakinlerinin hiç bir sosyal ve ekonomik sorunu yokmuş gibi, yabancı işçi hatta “kürt işçiler” gündemi işgal etmiş bulunuyor. Siyasetçilerin, kanaat önderlerinin daha hızlı davranıp bu tip kişisel olayların toplumsal olaylara dönüşmemesi için ön ayak olması gerekiyor. Yukarıda belirttiğimiz gibi aydını - okumuşu çok olan Samandağ’ında gençlerin daha sağ duyulu ve serinkanlı bir şekilde olayları karşılaması ve çözüm yolları üretmesi gerekiyor.
Çağdaş ülke ve şehirlerde dışa kapalı bir toplum olmaz. Her şehirde her kimlikten insan gezebilmeli, çalışabilmeli ki çok kültürlülük ve çağdaşlık olsun. Her bireyin, her toplumun başk birey ve toplumlardan öğrenebileceği şeyler vardır. Suç varsa adalete teslim edilmeli. Hukuk ve adalet olayı çözmeli. Adaletin tecelli edebilmesi için şüphesiz haklının yanında olunmalı, destek sağlanmalıdır. Şiddetten mümkün olduğu kadar kaçınılmalıdır. Barış ve kardeşlik her zaman belirleyci olmalıdır. Aydınlar bu yanlış zihniyetlere prim vermemelidir. Linç kültürü hiç kimseye yarar sağlamadığı gibi; adaleti de sağlamaz. Toplumu yozlaştırır.
Prof. Dr. Garip TURUNÇ
ÇOCUKLUĞUMUN MASUMİYETİNE HASRET KALDI HEP BİR YANIM…
Abbas Güldiker
Yandaşlar İstediği Yerde Miting Yapabilir, Yandaş Olmayan Muhalefet Yapamaz.. İşte Çifte Standart...
İHSAN KUTLU
SURİYE ve DIŞ POLİTİKA: TARİHTEN DERS ALMAK ya da HAİNLİK!
FERİT LİF
LÜTFÜ SAVAŞ CHP'DEN ADAYLIK UMUDUNU KESMİŞ GÖRÜNÜYOR.
NACİ MARAŞ
Ülkemizde Tarım Can Çekişiyor.