Otoriterlik nereye kadar? sonu var mı? kendiliğinden mi bitecek, birlikte mücdele ile mi?
Son on yılda ülkemizde demokratik hak ve özgürlükler giderek gerilemiştir. Bu durum Dünyadaki gerilemeden, baskıdan şüphesiz bağımsız düşünülemez. Bazı verilere göre dünya nüfüsünün % 70'inde otokratik siyasi rejimler iş başındadır. Şüphesiz sorun sadece otoriter liderlerin iktidarı ele geçirmeleri değildir. Daha kötüsü bu iktidarların muhaliflere karşı hukuk tanımazlığın, kaba gücün, yargı sopasının, manipülasyonların bir erdem, gereklilik gibi görülmesi ve uygulanmasıdır.
Otoriterlik nereye kadar?
Dünyadaki küresel dinamiklerin beslediği otoriterlik her ne kadar tek adam rejimiyle özdeş tutulsa da demokratik erozyon dünyanın pek çok yerinde farklı destek unsurlarından oluşan bir sistemin ürünü olarak zaman içinde ve çoğu kez yasal yollarla gelişerek otokrasiye doğru evrilmiştir. Bir başka deyişle, otokrasi, otoriter iktidar sahiplerine iktidarda kalmaları için sosyal, siyasi, hukuki, ideolojik, ekonomik gibi araçları sağlayan kamu kurumları, medya kuruluşları, dini ve etnik örgütler, iş dünyası, finans çevreleri, paramiliter gruplar, genel olarak zayıf yurttaşlık bilinci gibi doğrudan ve dolaylı etkisi olan faktörlerin bir sonucudur. Ülkemizde de durum farklı değildir. Yönetme kabiliyetini yitirmiş olan iktidar ömrünü uzatmak için, biraz da iktidarı kaybettiğinde başına geleceklerden korktuğundan olsa gerek, en büyük sorun olan ekonomiyi dahi düşünmeden siyasi rakiplerini susturmak, bölmek, dağıtmak için akla hayale gelmeyen yöntemler uygulamaktadır.
Gün geçmiyor ki seçimle iş başına gelmiş CHP’li veya DEM’li bir belediye başkanı tutuklanmasın. Başkanların tutuklanması ile de yetinmeyen iktidar belediye meclis üyeleri ve bürokratlara kadar inerek hukuksuzlukları normalleştirmiştir. Bunlarla yetinmeyen İktidar ana muhalefet partisinin üyelikten attığı kişilere kayyımlık vererek CHP’yi muhalefet edemez duruma düşürmeye çalışmaktadır. CHP İstanbul İl Örgütü tarihte görülmemiş bir şekilde binlerce polis tarafından kuşatılmış, bina içerisine girilerek kayyım’a teslim edilmeye çalışılmıştır. Bu anti demokratik uygulamalar karşısında CHP yönetimi canını dişine takarak yapılabilecek en barışçıl yöntemlerle direnmeye devam etmekte, miting ve eylemlerle haklılığını ve örgütsel kimliğini korumaya çalışmaktadır. Tutuklamalar son günlerde İstanbul’dan Ankara’ya doğru kaymış görülüyor. Cumhur ittifaki durmuyor, durmayacak. 25 yıldır iktidar tarafından yönetilen belediyelerin hiç biri denetlenmez iken, bir yıllık muhalif belediyeler konser harcamaları gerekçe gösterilerek alt üst edilebilmektedir. CHP yargı yolu ile terbiye edilmeye çalışılırken genel başkan Özgür Özel ve ekibi, her türlü hukuksal boşluğu doldurmak için mücadele ediyor. Direniyor. Bu direnişte sol-sosyalist parti, stk ve kişilerinde demokrasiye sahip çıkma noktasında CHP’nin yanında saf tutmasını unutmamak lazım.
Olağanüstü kurultay yapan CHP normal kurultay için ilçe ve illerde seçimler yaparken; delege tesbitlerinde mevcut yönetimlerin usulsüzlükler yaptığı basında, sosyal medyada sürekli tartışılıyor. CHP delegeler yerine ilçe seçimlerini üyelerle yapamaz mı? Parti içerisinde tartışmalara ve usulsüzlüklere nokta koyamaz mı? İlçe ve İl başkanlıkları için 1-2-3 dönem gibi kurallar koyamaz mı? Koltuğa oturan başkanlar babalarının malıymış gibi koltuktan kalkmak istemiyor. İstediği kişiyi üye yapıyor, istediği kişiyi delege yapıyor. Milletvekili olan bir daha olmak istiyor, belediye başkanı olan bir daha diyor. İlçe ve il Başkanları seçimlerde sürekli oy kaybetmelerine rağmen koltuklarını bırakmak istemiyor.
Hatay’da durum malesef bu noktada?
CHP Hatay İl ve İlçe Örgütleri uzun zamandır mefta. Yerel seçimlerde HBB’yi kaybeden parti il örgütünde değişime gitmedi. Bir çok ilçede oy kaybına uğrayan parti yönetimleri iş başında. Aynı yönetimler delege tesbitlerinde usulsüzlükler var, sandık konulmadı gibi bağrışmalara rağmen koltuklarında oturuyor, bir daha seçilmeyi bekliyor.
Altınözü, Yayladağı, Kumlu, Hassa gibi küçük ilçelerde onlarca yıl önce belediye başkanlığı kazanmış, il genel meclis üyelikleri kazanmış CHP şimdilerde belediye meclis üyesi çıkaramıyor. İlçe başkanlarının AKP ile iş tuttukları ayyuka çıkmışken il başkanlığı ve milletvekilleri suskun. Çünkü partiyi düşünen yok. Herkes ben diyor. Samandağı ilçesinde eski başkan Eryılmaz bağırıyor: İlçe başkanı ilçe seçim kuruluna giderken delegeleri değiştirdi diye. Yüzlerce kişi belediye seçimlerinde CHP’nin karşısında çalıştığı için Eryılmaz’ı suçlamıştı. Şimdilerde kendisi ak sütten çıkmış gibi, bağırıyor. Defne ilçesinde Defne Belediye başkanlığı ve Belediye Meclis Üyelikleri ön seçimsiz belirlenirken iş başına gelenler şimdilerde ilçe yönetimini ve belediye başkanını tefe koymuş, eleştiriyor. Arsuz ilçesi aynı şekilde. Neden mi? özellikle bu 3 ilçeyi örnek veriyoruz? çünkü buralarda rant var. Buralarda ilçe başkanlıklarını kazananlar İl örgütü seçimlerinde, kurultay delege tesbitlerinde bir adım öndeler.
CHP Genel Başkanı Özel ve parti yönetimi direnmeye dursun, parti içi şaklabanlar düşmanlıkta iktidarı aratmıyorlar, aratmazlar. Özgür Özel’in ve genel merkezin iktidar olma mücadelesinde örgütün iç yapısını da dikkate alması gerekir diye düşünüyoruz.