Hatay halkı cezalandırılıyor mu?
2025 yılı sonu itibarı ile görkemli tören ve açılışla 455 bininci konutu teslim ettik teraneleri ile deprem mağduru, özellikle Antakya ve Defne halkı kandırılıyor mu? Üzerinden dört ay geçmesine rağmen teslim edilen konut olmadığı gibi kira yardımları da kesildi. Adaletsizliğin, hukuksuzluğun her alanda olduğu gibi kira yardımlarında da sürdüğü bilinen bir gerçek. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yatırılan kira yardımları 11 bin TL. AFAD tarafından yatırılan kira yardımları 7 bin beş TL. Bu durum neye göre, kime göre? Sosyal medya haberlerine göre Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yatırılan kira yardımları hak sahipleri hesaplarına yatırılmış. AFAD’tan ise ses yok. Bir rivayete göre ay sonu itibarı ile yatacak.
Atatürk Caddesi, Cumhuriyet Mahallesi, Emek Mahallesi gibi alanlarda hak sahiplerine çağrı yapıldı. Anahtar teslimi yapılacak dendi. Bazı evraklar istendi. Hak sahipleri istenen evrakları bin bir zorlukla temin edip kurulan GEDAŞ bürolarına teslim ettiler. Boş kağıtlara imzalar atıldı. Anahtar...yok. Neden? Mütehhit işi bitiremediği için daha sonra çağrılacaksınız. O zaman anahtarlarınızı alırsınız. İnsanların aklı ile resmen dalga geçiliyor. Hak sahibinin hiç olmasa verilen dairemizi (kümes) görelim talebi de malesef karşılık bulamıyor. Şehir dışından anahtar teslimi için gelen hak sahibi arkasına bakarak geldiği yere gitmek zorunda kalıyor. İktidar, Cumhur İttifaki, yerel iktidarlar bu kadar mı vatandaşı hafife alıyor? Hak sahipleri de bir araya gelemiyor. Kurulan watsap grupları kişisel sorun paylaşımları ile boş yapay gündem oluşturuyorlar. Yüzlerce STK var. Hatta adlarında deprem mağdurları yazıyor. Elle tutulur bir hak arama mücadelesi oluşturulamıyor. Muhalefet kendi derdine düşmüş. Muhalefet iç cephesi ile uğraşıyor. Herkes bir köşe kapmaya uğraşıyor, bir birine çelme takmaya çalışıyor. AK Parti, MHP ittifakı zaten haksızlıkları-hukuksuzlukları-hak kayıplarını yaratan siyasetler. Peki muhalefet nerede? Başta CHP, İYİ Parti, DEM Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Anahtar Parti, Zafer Partisi nerede? Neden Hatay parti örgütleri mağdur vatandaşın önünde yürümezler?
Deprem kadar tehlikeli, doğal afet, aşırı yağışlar ilimizi neredeyse harabeye çevirdi. Alt yapıyı yapıyoruz diyen Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı ve Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin hiç bir şey yapmadığı açıkça ortaya çıktı. Sosyal medya haberlerinde Dikmece’de bulunan TOKİ bloklarında kaymalar var. Antakya ve Defne şehir girişleri adeta deniz. Araçlar suda yüzdü. Şehirler planlanırken sadece bugünü düşünen aklı selimler doğal afetleri sanırız hesaplayamıyorlar. Bir şehir oluşturulurken 100 yıl ilerisi düşünülerek yapılmalı. Çağdaş ülkeler bunu hesaplıyor. Biz 10 yılı bile hesaplayamıyoruz. Sloganlarda kimse bizimle yarışamaz. Ama uygulamada fıs... Yaparsa AK Parti yapar. İnşa ve İhya çalışmaları devam ediyor. gibi...içi boş, gerçeklikten uzak bir sürü yalan, dolan. Aşırı yağışlar sadece şehir içi ulaşımı, şehir içi yaşamı olumsuz etkilemedi. Tarım alanları da büyük zarar gördü. Tarım alanlarında büyük zararlar oluştuğu tartışılıyor. Çiftçinin zararları malesef karşılanmadığı gibi, destekler de zamanında yeteri kadar verilmiyor. “Türkiye Yüzyılı” propagandaları almış başını gidiyor. AK Parti şehrimiz milletvekilleri her hafta yaptıkları açıklamalarla güzellemeler yapmaya devam ediyor. Hatay Ticaret ve Sanayi Odası, Hasiad, İlçe Sanayi Odaları, Esnaf Odaları, Sanayiciler bağırıp duruyor, kimse duymuyor. Adeta üç maymunu oynuyoruz. Görmüyoruz, duymuyoruz, söylemiyoruz.
Deprem bölgesinde haksızlıklar, hukuksuzluklar derken dünyadaki gelişmelerden de uzak durmamak lazım. ABD Emperyalizminin, başındaki Trump’ın Ortadoğu’da yaptıkları özel sorun ve sıkıntılarımızı unutturuyor bize. Masum binlerce insan, çoluk çocuk, kadın ölüyor. Şehirler yıkılıyor. Global dünyada gelişen bu olaylar hepimizin yaşamını direk etkiliyor. Petrolün yarattığı pahalılık hayatın her alanında hissediliyor. Yaşamdaki zorluklar çocukları, gençleri şiddete yönlendiriyor. Son günlerde öğretmenlerimize, öğrencilerimize, okullarda yapılan saldırılar, yaşanan kıyımlar, toplumsal olarak ne kadar kötü durumda olduğumuzu gösteriyor. Bir polis müdürü çocuğuna atış talimi yaptırıyor. Çocuk okul basıp onlarca masumu öldürüyor. Yöneticilerimiz pişkin pişkin her şey normalmiş gibi açıklamalar yapıyor. Çağdaş ülkelerde bakanlar utanır istifa eder. Bizde bu kurumların başındaki insanlar taltif ediliyor. Eğitim emekçileri, sendikalar açıklama yapmak istiyor, polis engel oluyor, öğretmenleri copluyor. Sanki coplayan polislerin okullarda çocukları yokmuş gibi. Bu kadar vahşet yaşanırken ayağa kalkan eğitimcilere toplumsal destek malesef yeteri kadar değil. Bizde hep “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığı var. Aylardır ücretimizi alamıyoruz, açız diyen maden işçileri yollarda. Diğer sendikalar desteğe gitmiyor. Haksızlıklara-hukuksuzluklara karşı mücadele birlikte örülemediği sürece sürünmeye devam edeceğiz.
Depremzede konutunu alamayacak. Rezerv alan rezaleti devam edecek. Çiftçi kan ağlayacak, raktörüne mazot alamayacak. Madenci aylığını alamayacak. Yürümeye devam edecek. Öğretmen, öğrenci sokakta coplanmaya devam edecek. 80 yaşında emekli ev kirası ödemek için, torununa harçlık vermek için, ekmek alabilmek için ek iş yapmaya, iş aramaya devam edecek. Diplomalı işsizlik ordusu durmadan artacak. Biz se allah verdiği boğazı aç bırakmaz deyip, halimize şükredeceğiz.