Hatay çok şansız bir memleket. Birden çok inanç ve kültüre sahip, ender yerleşim alanlarından biri. Hatay zor günler yaşıyor. Nasıl ki Türkiye Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlıyorsa; Hatay’da Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan önemli kapılarından birisi. Kadim şehir. Tarihte bir çok kez doğal afetlerde yok olmuş, ancak yeniden kurulmuş şehir. İnsanları başka yerlerde yaşayamıyor. 06 Şubat depreminde yok olan kentini terk eden insanlar gittikleri şehirlerden çadırlarda, konteynerlerde oturmayı göze alarak geri dönüyor. Buranın tozu, toprağı, komşuluğu, dostluğu farklı olsa gerek. Belki de bundan herkes geri dönmek istiyor. Oysa depremde şehrini terk etmek zorunda kalan insanlar bulundukları yerlerde iş kurmuşlar, yerleşmişler. Fakat işlerini terk edip tekrar memleketlerine dönüyorlar.
Halk döndüğünde kendisini zor bir yaşamın beklediğini bile bile geliyor. Çünkü mutlu değiller: Çocuklar mutlu değil, gençler mutlu değil, hanımlar mutlu değil, beyler mutlu değil, hele hele yaşlılar hiç mutlu değil.
Peki iktidar ne yapıyor? İktidar dolu atıp-boş tutuyor. İktidar milletvekilleri besledikleri sözde gazeteciler kanalıyla “Hatay’ı birleşerek inşa ve ihya edeceğiz” propagandası yapıyor. “rezerv alan” karmaşası devam ediyor. Bir çok mahallede vatandaş oturduğu evinden zorla çıkarılıyor. İkna etmek yok. mağduriyet gidermek yok. Sayın Vali dahil iktidar milletvekilleri 2025 sonuna kadar herkesin konutuna kavuşacağını söylüyor. Şehir çevresine yapılan toplu konutlar haricinde şehir içerisindeki “rezerv alanlarında” gözle görülür bir-iki temel dışında halen kazıklar çakılıyor. Verilen sözlere şurada kaldı 1,5 yıl. Sihirli bir el mi bitirecek bu konutları, merak ediyoruz.
Mv. Adem Yeşildal devletimiz çok güçlü demiş. Güçlü devlet bayramda emekli ve çalışanlarına bir yemek parasını reva gördü. Kendi vatandaşına üç bin, suriyeli’ye dokuz bin. Bayram ikramiyesi üç bin lira. Harca harca bitmez. Kiracılara verilen kira yardımı kesildi. Binlerce iş bekleyen vatandaş var. İşverenlere sınırlı da olsa yapılan desteklerde ön şart “suriyeli” çalıştırma. İşyeri diye vatandaşa verilen (alabilene aşk olsun) konteynerlere elektrik sayacı taktırılıyor. Takmayana elektrik yok. Esnaf evine ekmek göüremiyor. Konteyner çarşıları gezen yok. Caddeleri işgal eden, vergisi olmayan pazarcılar çalışıyor. Etraf çöp yığınları ile dolu. Kapalı pazar yerini kullanan yok. Bu düzensizliğe dur diyecek yetkili yok. HBB ve Antakya Belediyesi uykuda. Eski sebze hali civarında çöpler alınmıyor. Pazarcılar artıkları rast gele atıyor, belediye ekipleri sadece çöp konteynerlerini alıyor.
Sayın Mehmet Öntürk HBB’de bir türlü atamaları yapıp hizmete başlayamadı. Antakya Belediyesi geçtiğimiz dönem de AKP’deydi. Orada da mı atamalar bekleniyor. Sayın İbrahim Naci Yapar lütfedip eski sebze hali civarına bi zahmet bir ziyaret yapın. Esnafı dinleyin. Kirliliği görün.
Hatay Büyük Şehri şöyle veya böyle AKP’ye verdi. Vatandaş verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Hatay’a sıkça geliyor. Milletvekilleri, AKP yöneticileri toplantılar yapıyor, alışıldık açıklamalar yapılıyor. İnşa süreci canlı. Şehrin her tarafında iş makineleri gidip geliyor. Ortalık toz duman. Belediyeler bir-iki cadde dışında şehre bakmıyor. Tabi ki biz Antakya ve Defne ilçelerini görüyoruz. Diğer ilçeler nasıl bilemiyoruz.
HBB Başkanı Öntürk Liyakatli kadronun bulunmadığından şikayetçi. Hatırlanırsa önceki Başkan Lütfü Savaş’ta CHP’de liyakatli kadro yok demişti. Demek ki AKP’de de yok. Zira Genel Sekreterliğe Kahramanmaraş eski Belediye Başkanı Hayrettin Güngör’ün atandığı öğrenildi. Hayırlı olsun. Bu arkadaş madem çok liyakatli acaba neden Belediye Başkanlığına devam etmedi, merak etmiyor değiliz. Bekleyip göreceğiz. Bir an önce şehre hizmet gerek. Kadrolar nereden gelirse gelsin.