AMAÇ MUHALEFETSİZ TÜRKİYE Mİ?
Bay Kemal geldi, pir geldi. Ne zaman gidecek? Yoksa kalıcı mı?
Cumhur ittifakı üst aklı iktidarlarının devamı için her türlü yöntemi, her türlü nifakı, her türlü kötülüğü kamu gücünü de kullanarak “tek adam” rejiminin devamını sağlamaya çalışıyor. ABD Türkiye Büyükelçisi Thomas Joseph Barrack baklayı ağzından kaçırdı. Ortadoğu için demokrasi lüks dedi, monarşi en iyi yönetim şekli dedi. Barrack bu açıklamayı Türkiye’de Ankara’da yaptı. Aslında Ortadoğu ile birlikte Türkiye’yi de kastetti. Tek kelimeyle size demokrasi çok, otokrasi, tek adam rejimi gerekir dedi. ABD Başkanı Donald Trump Cunhurbaşkanı Erdoğan’ı öve öve bitiremiyor. Sırtını ABD dolayısı ile Donald Trump’a dayamış iktidar kendisinden başka kimsenin siyaset yapmasını istemiyor, ya da kendi konturolünde muhalefet istiyor. Yerel seçimlerde birinci parti olan, belediyelerin çoğunluğunu kazanan CHP’yi yok etmek için her yolu deniyor, uyguluyor. Kamuoyu yoklamalarında birinci parti olan, diğer muhalefet partileri, sendikalar, Odalar ile demokrasi için alanlarda bir araya gelen ana muhalefet partisi CHP’nin ortadan kaldırılması için açılmış olan “mutlak butlan” davası ısmarlama bir kararla sonuçlandı. Bu da olmaz denilen oldu. CHP adeta iki parçaya ayrıldı. Önce Türkiye’nin 1/4'ü İstanbul’ın CHP İl yönetimi Kayyım’a teslim edildi, İl binası polis marifeti ile boşaltıldı. Şimdi de CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı, CHP grubu polis zoru ile parti dışına atıldı. Parti örgütleri, milletvekilleri direniyor. Mücadele sürüyor. Ana muhalefet kendi iç sorunları ile uğraşırken ülke gündemi, konuşulması gereken gerçek sorunlar; ekonomi, hukuksuz uygulamalar, kayyımlar, işsizlik, açlık, yoksulluk gibi can alıcı gündemlerden uzaklaşılıyor.
Bu duruma alet olan Butlan Bay Kemal başta ABD olmak üzere tek adam rejiminin fiili olarak üçüncü ortağı olmuş görülüyor. 13 defa seçim kaybederek başarısız siyasetçi ünvanı ile tarihe geçecek olan Kılıçdaroğlu kendisine biçilen rolü çok güzel oynuyor. CHP Genel Başkanlığını kaybettikten sonra kendisine Ankara’da ofis tutan (ofis deniyor ama, siyasi parti genel merkezi) Kılıçdaroğlu’nun masraflarını kimler karşıladı, hiç konuşulmuyor. İktidara yakın TV ve gazeteler üç yıldır emrinde. Kendisi ve yamakları televizyon-televizyon gezerek gelinen bu günlerin alt yapısını döşediler. İktidar için bulunmaz nimet butlan bay Kemal bir kere ağzını açıp 23 yıldır ülkeyi yöneten, otokratik bir rejim kurmaya çalışan iktidara tek laf etmedi. Partisinin belediyelerine atanan kayyımlara laf etmedi, tutuklanan belediye başkanlarını ziyaret etmedi, aksine suçladı. Siyaset literatürüne yeni bir deyim kazandırdı. “arınma”. Genel Başkanlığı dönemlerinde partisini gerçek kimliğinden uaklaştırarak sürekli sağa çeken, bir çok sağ siyasetçiyi milletvekili yaparak gerçek partilileri dışlayan, Ekmeleddin gibi tescilli bir “ümmetçi”yi cumhurbaşkanı adayı yapan butlan bay Kemal’in yapacak daha çok işi var demek ki. Üst akıl onu tekrar CHP’nin başına bela etti.
Bay Kemal, "CHP'yi arındıracak"mış. Bu ülkeyi bu hale CHP getirmedi ki, getiren belli AKP iktidarı.
Kamuyu yağmalayan, "128 milyar dolar"ı çalan, 5'li Çete'yi yaratan, memleket toprağını yabancı maden şirketlerine peşkeş çeken, her gün ortalama 6 (çocuk, yaşlı) işçiyi katleden, emekliye, çalışana hakkını vermeyen 23 yıllık iktidardır. Arınacaksa, daha doğrusu yargılanacaksa bunları yapanlar yargılanmalıdır. AKP'den-kendi bakanlığına, hem de 'covid dönemi'nde-kocasının şirketi üzerinden milyonlarca dolarlık dezenfektan satın alan bakanın yargılanmadığı bir ülkede, Ankara’yı parsel parsel satan Belediye Başkanının yargılanmadığı bir ülkede CHP'liler neden yargılanıyor Bay Kemal? Sadece muhalefete "çalışan" bir yargıya, kim/nasıl güvenebilir?
Bay Kemal bu basit soruyu dahi vicdanına sormaktan aciz misin? Saray'a bu kadar mı teslim oldun? Seni de mi itirafçı yaptılar. Yaşın yetmişi geçmiş. Ömrünün sonunda ülkene, partine neden bu kadar ihanet ediyorsun, kötülük yapıyorsun? Bay Kemal şöyle bir çarşıya-pazara çık. İstersen eski padişahlar gibi tebdili kıyafet giy. Yaptıklarını fakir fukaraya sor. En cahil vatandaş bile sana nasıl satıldın, ülkene, partine nasıl bu kadar ihanet ediyorsun diye sana soracak. Bunları duy, dinle, ömrünün kalan kısmını hiç olmasa empati yaparak onurlu yaşa.
Ortada bir gerçek var. CHP; Milletvekillerini, belediye Başkanlarını, ülkemizin içinde bulunduğu durumdan rahatsız olan bütün Partileri, Sendikaları, STK’ları, Odaları bir araya getirerek geniş bir cephe oluşturmalıdır. Bu kara düzenden başka çıkış yolu yoktur. Çünkü şu anda yargı darbesine “hukuk içinde” karşı koyma imkanlarının tükendiği açık bir gerçektir. CHP’nin Butlan kararına YSK’da yaptığı itirazın reddilmesinden sonra eğer Yargıtay da Butlan kararını onaylar ya da çıkmaz ayın bilinmeyen gününe kadar CHP başvurusunu oyalarsa hukuk alanında yapılacak hiçbir şey kalmamış olacaktır. Geriye “alanlar, hayatı durdurma, üretimden gelen gücü genel grev olarak, tüketimden gelen gücü de boykot olarak kullanma” dışında hiçbir çare kalmayacaktır.
Ayrıca muhalefet hep sandık diyor. Baskın bir erken seçim için zaman geçirilmeden çatı hazırlığı yapılmalıdır. İktidar CHP’nin bütün olarak seçime katılmaması için her türlü ayak oyunlarını uygulamaya koyacaktır.