OTORİTER BİR REJİMDEN DİKTATÖRLÜĞE Mİ?
CHP’li Belediyelere Yönelik Baskılar Nereye Varacak?
İktidar bloğu kaybettiği halk desteğini akıl almaz anti demokratik uygulamalarla kazanmaya çalışıyor. Şu ana kadar pek çok belediye ile iş yapmış bir itirafçı muhbir iş insanının CHP’li belediyelerde rüşvet, yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırıldığına dönük iddialarını temel alarak sürdürülen bu operasyonlar toplumun büyük bir kısmı tarafından haklı ve meşru görülmüyor? İktidarın akıl hocaları, danışmanları yanlış hesap mı yapıyor, yoksa nasıl olsa gidiyoruz anlayışı ile “cumhuriyet” ile mi hesaplaşılıyor? anlaşılamıyor. Anlaşılan bir şey var ki; o da yaratılan kaos, yoksulluk, açlık, işsizlik, ekonomik sıkıntılar. İktidar bir yandan yargı sopası ile toplumu sindirmeye çalışırken diğer yandan soyguna, talana, yandaşları kayırmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde ülkenin bir çok yerinde yangınlar yaşandı. 100 yılda yanan ormanlarımız eski haline getirilemez. Toplum tam da bu olaya odaklanmış iken CHP’li bir çok belediyeye yeni operasyonlar yapıldı. İl nüfuslarının % 60 ları aşkın oyları ile seçilen belediye başkanları apar topar göz altına alındı. Yangınlardaki yetersizliklerini, vurdumduymazlıklarını bu uygulamalarla ört bas etmeye çalışan iktidar nereye kadar? Kamuoyu yoklamalarında sürekli kan kaybeden AKP “muhbir”lerin şikayetleri ile yeniden toplumun gönlüne girmeye çalışıyor. Ancak olan hepimize oluyor. Açlık ve yoksulluk belası ile boğuşan özellikle emekliler taleplerini toplumsallaştıramıyor. İşçilerin yaptığı grev ve direnişler toplumda destek bulamıyor. Özellikle iktidar yanlısı TV ve gazeteler belediyelerle ilgili yaptıkları haberlerle “algı” yaratıyor. Hak alma mücadeleleri ikinci plana itiliyor.
Türkiye Küresel Yolsuzluk Algısı Endeksi’nde 36 puan ile en fazla yolsuzluklara bulaşmış ülkeler arasında bulunuyor.
Belediyeler ve kamu kuruluşlarındaki yolsuzluk iddiaları 25 yıl öncesinde de vardı, bugün de var. Ancak konuyu sadece CHP’li belediyelerle sınırlandırıp, yolsuzlukları ayyuka çıkmış bazı AKP’li eski ve yeni belediye yönetimleri ile ilgili olarak merkezi yönetim tarafından ya da doğrudan mahkemelerce tek bir soruşturmanın ya da davanın dahi açılmaması, bu operasyonların kamu yararını korumak adına yapıldığı iddiasını çürütüyor.
Çünkü önümüzde bir Ankara Büyükşehir eski belediye başkanı İ. Melih Gökçek örneği ve bazı bakanlar var ki bunlara ilişkin sayısız ciddi iddia söz konusu iken bunlara kimse dokunmuyor. Bu da operasyonları yapanların gerçek niyetinin yolsuzlukla mücadele ya da kamu yararını korumak olmadığını göstermeye yetiyor. Ayrıca şu ana kadar operasyon yapılarak yönetimlerine kayyım atanan çok sayıda DEM Partili (eski HDP’li) hiçbir belediyede rüşvet ya da yolsuzlukların gerekçe olarak gösterilememesi, bunun yerine genel geçer bir soyut terör ile ilişkilendirme çabaları da iktidarın argümanlarını zayıflatıyor.
DEM “barış süreci” argümanı ile resmen oyalanıyor. Kayyımları unuttu. İktidar bloğuna adeta katılmış görülüyor. AKP, MHP ittifakına, sokaklardan çekilen, anti demokratik uygulamalara karşı muhalefeti bırakan DEM’de katılmışa benziyor. Bir çok gazeteci yaptıkları değerlendirmelerde DEM’nde iktidar bloğuna katıldığını yazıyor. DEM’in istediği “demokratik toplum, eşit vatandaşlık, ana dilde eğitim” gibi temel hak ve özgürlükler ancak Türkiye’de ileri demokrasinin işlediği koşullarda mümkün olacaktır. Şuan ki söylemler iktidarın muhalefeti sindirme, iktidarlarını devam ettirme, Erdoğan’a 3. kez cumhurbaşkanlığı yolunu açma amaçlı olsa gerek. DEM ısrarla bunu görmüyor veya görmek istemiyor. DEM’siz toplumsal muhalefet eksik kalıyor. AKP; muhalefeti parçalayıp bölerek yoluna devam ediyor.
Belediyeleri kaybeden İktidar yeniden “Para ve kaynağa” el koymak istiyor.
Bu operasyonların ilk elden amacının iktisadi olduğunu söyleyebiliriz. İktidarı kontrol eden bazı sermaye çevreleri, çıkar grupları, siyasetçiler ve devletin bir kanadı bu kaynaklara eskisi gibi el koymak istiyor ya da geri almak istiyor olabilir. Son yıllarda kesilen hortumları yeniden kendilerine bağlamak hem ekonomik hem de siyasal olarak hep arzu ettikleri bir şey olsa gerek.
Öyle ya sayıları on binleri bulan irili ufaklı müteahhide, tedarikçiye, bazı cemaatlerin üyelerine tekrar kaynak aktarıp onları yanlarında tutmak gerekiyor. Aynı zamanda da iyice yoksullaştırılmış halka makarna, kömür dağıtarak al gülüm ver gülüm siyasetini tekrar canlandırmak ve böylece iktidarlarını sürdürmek istiyor olabilirler.
Amaç; Gücü tek elde toplamak!
İkinci neden ise en az ilki kadar tehlikeli. Çünkü ülkeyi yönetenlerin ülkeyi siyasal ve sosyoekonomik olarak nereye sürüklemek istedikleriyle ilgili bir durum: Otoriter bir rejimden mutlak bir diktatörlüğe.