Ülke genelinde silahları (eknomi ve karar alma gücü) kendi tekelinde bulunduran iktidarla elinde bir çakı bile olmayan muhalefet arasındaki mücadele nasıl olacak! her şey gücü elinde bulunduran iktidarın elinde. Devlet imkanlarını istediği gibi kullanıyor.
Seçim sürecine girilmesi ile iktidar har vurup harman savuruyor. İşsizlik almış başını gidiyor. Kırsal kesim başta olmak üzere yoksullara ölmeyecek kadar ulufe dağıtıyor. Enflasyonun üç rakamlara ulaştığı ülkemizde memura-emekliye % 30'luk zammı reva gören iktidar çalışmayanları dağıttığı sosyal yardımlarla idare etmeye çalışıyor. Hesap vermek yok. Sürekli ekonomik aflar çıkarıyor. Vergi cezalarını, trafik cezalarını affediyor, deyim yerindeyse dürüst, zamanında vergisini, cezasını ödeyenler enayi yerine konuluyor. Yandaşları kamudan besleyerek gücüne güç katıyor. Buradan vatandaşın gönlünü kazanıp oy devşirmeye çalışıyor. Uygulamalarına dur diyecek bir merci yok yada diyebilen güç yok.
Ülkemizin bu savaş düzenine yeni bir katkısı şu: Silahın ve silahlı güçlerin yanında yargıyı da silaha dönüştürüp cepheye sürmesi. Savaşın bu denli şiddetli geçmesine gelince onun da tek temel nedeni var: Sorunun bir iktidar sorunu değil, rejim sorununa dönüşmüş olması. Rejim değişikliğini hedeflemesi. Böyle olunca da mücadele her iki kesim için bir ölüm kalım meselesi haline geliyor. Kaybeden iktidar tarafı olursa hayatlarının bundan sonrasını ya cezaevlerinde ya da sürgünde geçirecekleri kuşkusu var, çünkü “demokrasinin gelişmediği” ülke ve toplumlarda görülen bu. Bir çok ülkede deneyimler, yaşanmışlıklar var. Devri sabık yaratılması kuşkusu var. Çünkü ülkemizde geriye bakılırsa bu duruma hiçte şaşmamak lazım. Bunun için iktidardakiler kaybetmemek için her şeyi yapıyorlar.
Muhalefetin kaybetmesi ise ülkenin kaybedilmesi anlamına gelir ki bu hep ileriye doğru giden tarihsel gelişmeyle ters bir durum. İktidarın bunu başarma şansı var mı, malesef var. Geri kalmış toplumlarda sindirilmiş, korku yaratılmış yığınlar malesef “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışında. Türkiye demokrasi güçleri buna geçit vermeyecek güce ve mücadele deneyimine sahip mi? aslında sahip. Bunun farkında olan iktidar büyük bir korku ve panik içindedir. Yargı sopasını kullanarak şuursuzca sağa sola saldırmakta, hareket halindeki her cismi adeta taş yağmuruna tutmaktadırlar. Bu şuursuz saldırılarla ülke bir kaosa sürüklenmektedir. Kaos çeşitli tuzakları üretme potansiyeline sahiptir. Kanlı çatışmaları içeren yeni senaryolarla kitlesel kırımlara yol açabilir. Böylelikle bu bataktan çıkış beklenenden daha uzun sürebilir. Ülke yıkıma uğrar, takattan düşer.
Diğer ülkeler ileriye doğru giderken durmadan kan kaybeden ülkemiz hep geriye gider, aradaki makas açıldıkça açılır. Peki bu savaştan geriye dönmek mümkün müdür? Hayır, bu mümkün değildir. Ok yaydan çoktan çıkmıştır. Ancak savaşı en az zayiatla bitirmenin bir yolu yöntemi var mıdır? muhakkak vardır, hiç bir sorun çözümsüz değildir. Mevcut durumdan rahatsız olan, gelecek kaygısı, taşıyan - yaşayan bütün toplum kesimlerinin aklı-selim davranıp birlikte hareket etmesi ile ancak bu kaotik durumdan çıkılabilir.
Bu ülkenin aydınlığa çıkabilmesi demokrasiye, özgürlüğe, yargı bağımsızlığına, toplumsal barışa, komşularla karşılıklı çıkara dayalı iyi ilişkilere bağlıdır. Bu da ancak: Birincisi muhalefetin, mevcut durumdan rahatsız olan herkesin ayrılıkları bir yana bırakarak birlikte yaşamı örecek, toplumun ortak taleplerini birleştirerek dağ taş demeden en küçük köyleri, mezraları örgütlemeleri, ikincisi en geniş ittifakları sağlamaları, üçüncüsü de halkın hayatı pahasına da olsa kendi oylarına ve özellikle de sandıklara mutlaka ama mutlaka sahip çıkması ile mümkün olabilir...