“Ana Muhalefete Sopa” “Kürt Sorununa Çözüm”.
Bölgemiz ve ülkemiz olağanüstü günlerden geçiyor. Gündem sıcak ve yakıcı. Ana muhalefet Belediyelerinde gözaltı ve tutuklamalar devam ediyor. Yıllardır kangren olan “kürt sorunu” yaşanan git-geller sonrasında nihayet çözüme doğru gidiyor.
Adına ister “Terörsüz Türkiye” istersek “Barış ve Demokratik Toplum” diyelim. Halkların beklentisi konunun ülkemiz gündeminden çıkması. Çok ocakların sönmesine, çok insanların yaşamını yitirmesine, çok maddi kayıplara neden olan sorun nihayet çözüme doğru gidiyor. Halen konuya mesafeli yaklaşan, konudan nemalanan siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler var. Olsun. Önemli olan bu gerçekliğin halklar tarafından umutla takip edilmesi.
Sembolikte olsa geçtiğimiz günlerde bir grup PKK’lı sınır ötesinde dünya kamuoyu ve basın mensuplarının şahitliğinde silah yaktı. Örgütün ve liderinin ilan ettiği “barış” çağrısını fiilen uyguladı. Önümüzdeki günlerde yeni silah bırakmaların geleceği konuşuluyor. Tabi ki örgütün bazı beklentileri de süreci belirleyecek gibi görülüyor. TBMM’sinde kurulacak komisyon tam yetki ile konunun demokratik ve yasal çözümünü gerçekleştirebilirse tarihsel bir dönüm noktasına ulaşılır. Siyasetçiler kendi gelecek ikballeri için gelinen noktayı heba ederlerse şüphesiz tarih onları affetmez.
Gelinen noktada iktidar bir taraftan Öcalan ve DEM ile görüşmeler yaparken diğer yandan ana muhalefet partisine karşı yargı sopasını sallayıp duruyor. Gün geçmiyor ki bir belediye başkanı görevden alınmasın, tutuklanmasın. Bu durum toplumda infial yaratıyor. Halkın iradesi ile seçilmiş, kaçma şüphesi olmayan, delil karatma ihtimali olmayan başkanlar ve çalışma arkadaşları tutuklanıyor, görevden alınıyor. Bu durum piyasalarda güvensizlik yaratırken, halk yoksullaşıyor, çalışanlar enflasyon altında eziliyor. Muhalefet başkanlarına sahip çıkabilmek için alanlara çıkarken; yoksulluğu, işsizliği, ekonomik darboğazı, barışı konuşamıyor. Bu durum ister istemez iktidarın muhalefeti yok etmek için barış sürecini kullandığı şüphesini yaratıyor.
Sözcü gazetesinin haberine göre;
Recep Tayyip Erdoğan: AK Parti, MHP, DEM Parti olarak beraber yürüme karar verdik. "Arada silah olmadan oturup konuşacağız. Gönüller bir olunca sınırlar ortadan kalkar. İlk adım olarak TBMM'de bir komisyon kurulacak, sürecin yasal ihtiyaçlarını Meclis çatısı altında konuşmaya başlayacağız." dedi.
Erdoğan:
"AK Parti, MHP, DEM Parti biz en azından üçlü olarak bu yola beraber yürümeye kararı verdik. Derdimiz var. Derdimiz olduğuna göre, el ele verdiğimize göre bu engelleri aşacağız. açıklamasında bulunuyor.
Sözcü: Artık yumrukları sıkmaya gerek yok. Kucaklaşacağız, konuşacağız. Birbirimize karşı adım atarak yürüyeceğiz." ifadelerinin kullanıldığını iddia ediyor.
Ancak DEM sözcüleri yaptıkları açıklamalarda “AKP-MHP-DEM” ittifakı diye bir oluşum yok diyor.
Pervin Buldan:
DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP, MHP ve DEM’in birlikte hareket etme kararıyla ilgili açıklamalarını değerlendirerek, ittifakın bir süreç ittifakı olduğunu vurguladı ve bu birlikteliğin, sürecin başarıya ulaşması için hızlı adımlar atılmasını gerektirdiğini ifade etti.
Önümüzdeki günler çok şeye gebe görülüyor.
Hatay’da siyasi parti il örgütleri ve milletvekilleri her konuda açıklamalarda bulunurken yukarıda sözünü ettiğimiz konularda somut açıklamalarda bulunmuyorlar.
AKP Milletveki Yayman yaptığı açıklamada;
KAZANAN TÜRKİYE OLACAKTIR
Terörsüz Türkiye sürecinde bugün tarihi bir eşik daha aşılmıştır. Bu konuyu yıllarca yakından takip etmiş, düşündüklerini “Türkiye’nin Kürt Sorunu Hafızası” adıyla kitaba dökmüş ve Akıl İnsanlar Heyetinde yeralmış biri olarak Terörsüz Türkiye sürecini içtenlikle destekliyorum.
Türkiye, terörle mücadelede tarihi bir eşiği daha geride bırakmıştır. Silahların imha ve teslim sürecinin başlaması, devletimizin yıllardır sürdürdüğü büyük mücadelenin bir neticesidir.
Bugünlere; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin güçlü çağrısıyla gelinmiştir. Aziz Milletimizin desteği ve duası sürecin sigortasıdır.
Yaşananlar, ülkemizle birlikte bölgemizde de huzur ve güven atmosferinin oluşmasını sağlayacaktır. Tarihsel bir hakikat olarak şunu açıklıkla söyleyebiliriz; artık yeni bir dönemin kapısı açılmıştır.
Bu yalnızca bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda demokrasi, hukuk, kardeşlik ve toplumsal barış adına atılmış kıymetli olduğu kadar tarihsel bir adımdır. Terörsüz Türkiye, Türkiye yüzyılının en büyük projesi ve ülkemizi küresel bir güç yapma mücadelesinin bir sonucudur.
Türkiye Cumhuriyeti, ikinci yüz yılına yaraşır bir “Duygudaşlık-Kaderdaşlık-Tarihdaslık ve Yurttaşlık” anlayışıyla taçlandırmaktadır.
Peki sayın Yayman halkın iradesi ile seçilmiş, yaka paça gözaltına alınan bu kadar belediye başkanı için neden bir şey söylemiyor. Anlaşılması gerçekten güç. Terörsüz Türkiye “yargı” sopası ile mi sağlanacak. Enflasyon yargı” eliyle mi düşecek. Piyasalara güven “yargı” sopası ile mi gelecek...
Bütün siyasetçilerin özellikle de AKP ve MHP’lilerin “barış” çabalarının boşa gitmemesi için hukukun üstünlüğü ve adalet için de konuşmaları, çaba harcamaları gerekir diye düşünüyoruz.