İktidarın 3. ortağı Kılıçdaroğlu yarattığı depremle; ülke sorunlarını unutturdu. Günlerdir medyada, kahvelerde, partilerin grup toplantılarında butlan davası konuşuluyor. Grevler, açlık, yoksulluk, hukuksuzluklar, Belediyelere düzenlenen operasyonlar, tutuklanan başkanlar, temmuz maaş zamları, barış süreci konuşulmaz oldu. Varsa yoksa Kılıçdaroğlu. Ana muhalefet partisi. Kılıçdaroğlu iktidar medyası tarafından yandaşları ile birlikte parlatılarak ana muhalefet partisi darmadağın edilmeye çalışılıyor. Kurultayı kaybeden Butlancı Kemal’in saman altından su yürütmek için tutuğu ofis, yandaşları ile birlikte 3 yıla yakındır, mahkeme kararı ile genel başkan olduğunda yapacağı işler. Görülen o ki; Kılıçdaroğlu kendisine verilen görevlerle ilgili dersine çok iyi çalışmış. Parti içi ihraçlar, tasfiyeler, CHP’nin bölünerek Erdoğan’nın bir daha Cumhurbaşkanı seçilmesi için yol temizliği gibi. Gazetecilerin sorduğu sorulara verdiği yanıtlar gerçekten insanı şaşırtıyor. Sanki mevcut durumu kendisi yaratmamış. Her şeyden habersiz. Arap sabunu ile yıkanmış.
İşte; Butlancı Kemal’in katıldığı Sözcü TV’deki zırvaları.
Senem Toluay Ilgaz'ın moderatörlüğündeki programda Sözcü Televizyonu Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu ve Gazeteci Barış Terkoğlu sordu, Kılıçdaroğlu yanıtladı. Verdiği yanıtlarda ana başlıklar ilginç. Bu şahıs normal mi? diye insanı düşündürüyor.
İşte röportajdan öne çıkan başlıklar.
* Mahkeme kararıyla genel başkanım.
Demokrasiye inanan hiç bir siyasetçi kaybettiği seçim sonucunu mahkeme kararı ile kabul etmez. Kılıçdaroğlu kazanamadığı seçimi, CHP’yi dağıtması için mahkeme tarafından görevlendirildiğini verdiği yanıtlarda peşinen kabul ediyor. Mahkeme kararıyla genel başkanım diyor. Nasıl bir akıl tutulması.
* Mutlak butlan davasını ben açmadım.
Mutlak butlan davasını kendisinin açmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu davayı açanları neredeyse tanımadığını söyleyecek. Bir gün bile mahkemeye gitmedim diyor. Gittiğim isbatlanırsa genel başkanlığı bırakacağını söylüyor. Davayı açan en önemli figür Lütfü Savaş’ı sanki tanımıyor. Oysa herkes biliyor. Lütfü Savaş Kılıçdaroğlu görüşmesinin ikinci günü Savaş TV’lere çıkıp dava açtığını söyledi. Nasıl bir akıl tutulması.
* 13 seçim kaybetmedim, sürekli oylarımız arttı.
Bütün Dünya biliyor. Bütün ülke değerlendiriyor. Kılıçdaroğlu genel başkan olduğu dönemde yapılan 13 seçimi de kaybetti. CHP’nin oyları artı diyor. Sanki iktidar olmuş ta biz bilmiyoruz, bizler görmedik. Seçim kaybetmediysen neden 23 yıldır AKP iktidarı var. Neden yapılan referandumlar sonucu tek adam rejimi’nin yapı taşları döşendi. İmzasız oy pusulalarına neden itiraz etmedin? Ekmeleddin gibi bir “ümmetçi”yi neden cumhurbaşkanı adayı yaptın. AK Partiden ihrac edilen, açıkça sana oy vermediğini itiraf eden Abdullatif Şener gibi gericileri neden parlamentoya soktun? Nasıl bir akıl tutulması bu.
* İmamoğlu aday adayı mı bilmiyorum.
Butlancı Kemal’in tedaviye ihtiyacı var. İmamoğlu’nun aday adayı olduğunu bilmiyorum diyor. Neredeyse İmamoğlu’nun cezaevinde olduğundan habersizim diyecek. 15.5 milyon vatandaşın oy vererek cumhurbaşkanı adayı olan İmamoğlu’ndan habersiz bay Kemal. Cumhurbaşkanlığı aday ofisini sanki kendisi kapatmamış. Nasıl bir akıl tutulması.
*Yargı kararı siyasi mi, bilmiyorum.
Çok bilmiş bay Kemal iktidarın yargı sopasından habersiz. Verilen butlan kararı siyasi mi bilmiyorum diyor. Haklı. Siyaseti bilmiyor. Ya da bilmezden geliyor. Kulağının üzerine yatmış kendisine görev verilmiş. Görevini yapıyor. ABD, Uluslararası tekeller Ortadoğu’da, Türkiye’de demokrasi olmaz, en iyi yönetim şekli monarşi diyor. Yani tek adam rejimi. Kılıçdaroğlu’da bilindiği gibi ABD ziyaretinde 8 saat kaybolmuştu, büyük ihtimalle derse gitti, dersini ezberledi, ülkeye dönüp uyguladı, uygulamaya da devam ediyor. Nasıl bir akıl tutulması.
* Arınmadan sonra oturmak istiyorum
Kılıçdaroğlu yatıyor, kalkıyor “arınma” diyor. etrafındaki yandaşlarını yakından tanıdığımız başta Lütfü Savaş olmak üzere arap sabunu temizleyemez. Lütfü Savaş’ın 10 yıllık HBB başkanlığı ile ilgili onlarca dosyası var, üstleri örtülüyor. Dava açılmıyor. Çünkü kendisine verilen görevleri var. Üç yıldır Ankara’nın göbeğinde bugünün planlarını yaptığı, adeta parti genel merkezi gibi çalışan ofisin giderleri nasıl karşılandı, kimler karşıladı. Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu zamanlarda kulislerde, basın yayın organlarında paralar alındığı hep konuşulmuştur. Bütün siyasi partilerde adaylıklarda malesef paralar alınıyor. Çünkü siyasi partiler adaylarını ön seçimle belirlemiyor. Ön seçim olsa, adayları üyeler veya delegeler belirlese suistimaller malesef olmaz. Nasıl bir akıl tutulması.
* En kısa sürede kurultay yapacağız.
En kısa zamanda kurultay yapacağız diyor bay Kemal. Ezberlediği bir kaç kelime var. Bu parti kirlenmeyi kabul etmez diyor. Önce butlan davasını açan ülkücü Lütfü arınsın. Önce onu bir yıkayın. İktidar medyasında her gün CHP’yi, CHP belediyelerini suçlayan çalışma arkadaşlarınızı yıkayın. Partinizin belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, bürokratları yargısız infazla içeri atılırken zil takıp oynayan, TV’lere çıkıp adeta zehir kusan yakınınızdaki ne idüğü belirsiz, tek adam rejimi destekçilerini yıkamanız gerekmez mi?
Kurultay en kısa sürede diyorsunuz, ne zaman? Bir gün mü? Bir ay mı?, Bir yıl mı? İtiraf etti bay Kemal. En kısa süre 5-6 ay. Demekki kurultay yapılmayacak. Önce İl ve ilçe örgütleri görevden alınacak, yeni delegeler tesbit edilecek. Bu da bir yılı bulur. Bu arada erken seçim yapılır. Erdoğan yeniden başkan seçilir. Demokrasi, hak-hukuk, insanca yaşanabilecek ücretler, ,şsizlikle mücadele, barış başka bahara...