CHP’de NELER OLUYOR, NELER OLACAK? ÖZGÜR ÖZEL ÖRGÜTE HAKİM OLAMIYOR MU!
Umutlar heba mı olacak?...
CHP Aklını Başına Almalı: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Başlattığı “şaibeli kurultay” Tartışmaları Ülke Gündemini İşgal Ediyor.
Günlerdir Türkiye’nin gündemini CHP’nin Cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yapacağı ön seçim ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başlattığı “şaibeli kurultay” tartışmaları işgal ediyor. Ne ekonomik çıkmazlar, ne emeklilerin açlık isyanı, ne antidemokratik uygulamalar, ne hukuksuzluklar, ne kayyımlar, ne gazetecilerin göz altına alınması muhalefeti ilgilendirmiyor. Parti içindeki cumhurbaşkanlığı adaylık tartışmaları gündemi işgal etmeye devam ediyor.
Şüphesiz “şaibeli kurultay” tartışmalarında CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nunda karıştırıcı tavrı büyük önem taşıyor. Adeta Tayyip Erdoğan’nın değirmenine su taşıyor. Onlarca seçim kaybeden Kılıçdaroğlu kurultay yenilgisini bir türlü hazmedemiyor. Belki de eski çalışma arkadaşları, koltuklarını kaybeden ekibi rahat durmuyor.
Bütün bu tartışmalar hem de toplumsal muhalefetin güç kazandığı, muhalefetin “umut” olduğu zamanda yapılıyor. Bu tartışmalar AKP iktidarının 23 yıllık tarihinin en güçsüz, en yenilmeye açık olduğu döneminde yaşanıyor.
Toplumsal muhalefetin en güçlü odağı olan CHP’nin iç tartışmaları bırakarak örgüt yapısını güçlendirmesi; çalışmayan il, ilçe örgütlerini masaya yatırarak kendine gelmesi gerekir. Halk, muhalefet topluma öncülük edebilecek örgüt arıyor.
Örneğin Hatay’da CHP’in adı var. İl örgütü tamamen liyakatsız, halktan kopuk, örgütsel deneyimi olmayan insanların denetiminde. Hiç kimse yokmuş gibi HBB seçimlerinin kaybedilmesinde büyük pay sahibi başta il başkanı olmak üzere yöneticiler aynen yerlerini koruyorlar. Keza ilçe yönetimleri aynı durumda. Seçim isteyen Cumhuriyet Halk Partisi bu örgüt yapısı ile hiç bir yere gidemez. Cumhurbaşkanı adayı bu olumsuzluklar içerisinde kendini yırtsa bir şey yapamaz. Seçimler güçlü örgütlerle kazanılır. Aday muhakkak önemli. Ancak nitelikli kadrolar olmazsa hiç bir yere varılamaz. Parti örgütünün emek güçleri ile, STK’larla güçlü bağlar kurması şart. CHP Hatay İl Başkanının böyle bir yeteneği bize göre malesef yok.
Hatay’da bir başka sıkıntı daha var. “CHP ve Sol” inanç temelli siyaset yapıyor. Alevi vatandaşların yaşadığı bölgelerde sahadalar. Oysa Hatay’ın bir milyon altıyüz bin nüfusu var. Genel Başkan geliyor Defne’de, Samandağ’ında. Milletvekilleri aynı durumda. Parti Genel Başkanını göremeyen, mlletvekillerini seçimden seçime gören, il başkanını tanımayan vatandaş kendisine yakın, halini-hatırını soran, misafiri olan, çayını içen siyasi anlayışlara, partilere daha çok angaje oluyor. Seçmen sadece televizyonlarda konuşan (sorunları anlatsa dahi) siyasetçilere sıcak bakmıyor. Seçmen kendilerine dokunulmasını istiyor.
Hatay HBB on yıl CHP’de kaldı. Halkçı Belediyecilikj yapmayan, çakma, her fırsatta CHP’li olmadığını bağıran Lütfü Savaş’tan zaten bıkmış iken; CHP kazandığı ilçe belediye başkanlıklarında da gözle görülür hizmet yapmıyor. En gözle görülür olan Defne ilçesi 3 dönemdir CHP’de. Çağdaş belediyecilik alanında gösterilebilecek hiç bir şey yok. Üç dönem üç İbrahim. Şehrin başına gelebilecek en büyük felaket. Geçen zamana yazık...