"Güven bunalımı yaşıyoruz.
Bunun nedeni çöken sistem”
Daha Neler Göreceğiz!
Gündem Çok Ağır!
Demokrasiyi Savunmak TÜSİAD’a Kaldı...
Yıllarca Tekelci Burjuvazi diye TÜSİAD’a (Patronlar Kulübü) Karşı Mücadele Verdik. Sömürü Düzenini Devam Ettirmek İçin Yapmadıklarını Bırakmayanlar, Patronlar Dahi İsyanda....
Şimdi Gelinen Noktada;
Sözün Bittiği Yerdeyiz.
Demokrasi Dedik, İnsan Hakları Dedik, Özgürlük Dedik, Hukuk ve Adalet Dedik, Kadın Hakları-Çocuk Hakları Dedik, Tarikatlara Karşı Mücadele Ettik, Faşizme Karşı Mücadele Ettik, Emek ve Emekçi Hakları Dedik, İşkenceler Gördük, Cezalar Aldık.
Demek ki Demokrasi Herkese Lazım mış. Şuan Muktedir olanlara da lazım olacak. 2000'lerden önce lazım olduğu gibi.
Şimdi TÜSİAD gibi sömürücü, hak yiyici, acımasız patronlara dahi lazım olduğu gibi.
Derneklerin kuruluş amacı var. Öncelikle temsil ettikleri üyelerinin hak ve hukuğu için mücadele ederler. Ayrıca bütün Demokratik Kitle Örgütleri Demokrasi, İnsan Hakları başta olmak üzere Hak ve Hukuk için düşüncelerini toplumla paylaşırlar. TÜSİAD’da bize göre bunu yapmış. Yetkililer yapılan hukuksuzluklara dikkat çekmişler.
Basına ve Sosyal Medyaya yansıyan eleştirilere allah aşkına demokratım diyen, insanım diyen kim katılmaz.
TÜSİAD'ın 13 Şubat'ta İstanbul'daki olağan Genel Kurul toplantısının açılış konuşmalarını yapan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan konuşmalarında genel olarak toplumsal ve politik yaşam, özel olarak da sanayici ve iş insanlarının sorunlarının ağırlaşıp karmaşıklaştığına dikkat çekmişlerdi.
"Biz niye bu hale geldik” Başlığı ile yapılan eleştiriler:
Turan, “Gündem çok ağır. Hangi birisini sayayım” diyerek başladığı konuşmasında uzun bir sorunlar listesi ortaya koydu.
1 - Depremlerde, yangınlarda, iş kazalarında çok sayıda vatandaşımızı kaybediyoruz. Demek ki, hata, suistimal ve kayırmacılık çok yaygın.
2 - Eleştirel ifadelere ve habercilik faaliyetlerine açılan soruşturma haberleri, çok sıklaştı.
3 - 10 küsur sene önceki olaylara, şimdi yeni soruşturmalar açılıyor.
4 - Tutuklu milletvekillerine, siyasi parti liderlerine ve belediye başkanlarına sürekli yenileri ekleniyor.
5 - Disiplinsizlik suçuyla teğmenler hakkında ihraç kararı alınıyor. Fakat, deprem, yangın taciz, kadın cinayeti, iş kazası, gibi kamuoyunda infial yaratan nice olayda, ya suçlular bulunmuyor ya da kısa sürede serbest kalıyorlar. Kamuoyu vicdanında suç ve ceza arasında orantısızlık kanaati oluşuyor.
6 - İster seçimle, ister atamayla gelen kamu görevlilerinin görevlerinden alınmasının, yeni örneklerine şahit oluyoruz.
7 - Üstelik, yeni yasal düzenlemelerle, kamu görevlilerinin Devlet Denetleme Kurulu tarafından görevden alınması ve TMSF’nin şirketlere kayyım olarak atanması mümkün oluyor.
8 - Yolsuzluk, dolandırıcılık, karaborsa haberlerinin ardı arkası kesilmiyor.
9 - Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, galiba artık şirket kurmaktan daha kolay.
10 - Kadın cinayetlerinin de, çocuk tacizlerinin de sonu gelmiyor.
11 - "Güven bunalımı yaşıyoruz. Bunun nedeni çöken sistem”
Orhan Turan’dan sonra konuşan Ömer Aras da sözlerine ;
"Ülke olarak moralimiz bozuk. Güven bunalımı yaşıyoruz. Bunun nedeni çöken sistem” diyerek başladı. Kartalkaya’da 78 kişinin hayatını kaybettiği otel yangınını, İliç’te 9 işçinin, Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayı ve 6 Şubat Maraş depremlerini hatırlattı.
“Tüm bu ve benzer ölümlerin arkasında tesis sahiplerinin yönetmeliklere uygun yatırımları maliyet nedeniyle yapmaması ve denetim eksikliği var.” dedi. Bu konuşmalar üzerine tesbitleri yapanlara soruşturmalar açıldı. Nerede düşünce özgürlüğü, İktidarın her yaptığını onaylayıp Cumhurbaşkanının her dediğini alkışlarsan senden iyisi yok. Anayasal haklarını kimse kullanamaz. Kullanan hemen terör örgütü üyesi olur. Kullanırsan "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla karşı karşıya kalmış olursun Nitekim konuşan dernek başkanları ifadeye alındı yurt dışı yasağı ve adli kontrolle serbest bırakıldılar. Açıklama yapan işadamları bu şekilde cezalandırılınca yukarıda sayılan hukuksuzluklar ortadan kalktı mı? tabi ki hayır.
Bizim insanımızda tedavi edilemeyen bir hastalık var. Şahsımıza, derneğimize, partimize dokunulursa bağırırız. Doğruyu söyleyen kim olursa olsun, onun yanında olmayız. Muktedirler bu nedenle işlerini rahat rahat yapabiliyor.
Demokrasimiz de, demokratlığımız da, insanlığımız da bu kadar bizim...
Seçilmişler görevlerinden alınıp yelerine kayyımlar atanıyor bir kaç cılız açıklama ile muhalefet olayı geçiştiriyor. DEM’in Belediye başkanları görevden uzaklaştırılıyor, tutuklanıyor. DEM çözüm süreci diye ortada dolaşıp duruyor. DEM’in HDK’nın göklere çıkardığı Öcalan ağzına hukuksuzlukları, kayyımları almıyor. Hükümete yardım edeceğini açıklıyor. Bunlar sanırım Kürt Özgürlük Hareketi için önemsiz şeyler.
Umutsuzluk bütün insanları sarmış. Doğruların etrafında birlik-beraberlik, ortak sesler oluşturulamıyor. Gittikçe karanlıkta kayboluyoruz. Oysa “Demokrasi” hepimize lazım.