Gündem yoğun. Hava kurşun gibi ağır. Her gün yeni bir hukuksuzlukla uyanıyoruz. Bu gün önemli bir gün. CHP İstanbul İl yönetimine atanan kayyım ne yapacak? Nöbet tutan CHP’li gençler binaya girmeye çalışacak işgalci Gürsel Tekin’i nasıl karşılayacak? Sırtını iktidara dayayan, bunca yıl CHP’nin sırtında gezen “Tekin” CHP il başkanlığı koltuğuna polis marifeti ile mi oturacak? Ülkemiz, olmayan demokrasimiz nereye gidiyor? İktidar neyi, neleri amaçlıyor? Bitmeyen, tükenmeyen sorular!
İktidar ülkemizin, halkın gerçek gündemini; enflasyonu, açlığı, yoksulluğu, işsizliği gizlemek için akıl almaz uygulamalar sergiliyor. İşin ilginci Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan gayet sakin, uygulamalardan bi haber miş gibi. Bağırıp çağırmıyor.
İktidar ömrünü uzatmak için “yargı”yıda kullanarak yol temizliği yapıyor. Ana muhalefet partisini parçalamak için suç icat ederek gözaltına aldığı, tutukladığı belediye başkanlarını, bürokratları cezaevlerinde tutarak dışarıda kalanlara göz dağı veriyor. Toplumu top yekun korku imparatorluğu yaratarak sindirmeye çalışıyor.
Ana muhalefet partisi CHP sadece ana muhalefet olmakla kalmayarak yerel seçimlerde ve sonrasında ülkenin 1. partisi durumuna gelmiş bulunuyor. Ülkeyi 23 yıldır yöneten, son on yıldır yönetemeyen iktidar CHP’nin “değişim” diyerek kurultayında yaptığı yönetim değişikliği sonucunda daha da çok tedirgin olmuş, iktidarı kaybetme korkusu ile anayasayı, kanunları işine geldiği gibi uygular hale gelmiştir. Anayasa mahkemesinin verdiği hak ihlali kararları uygulanmayarak halkın seçtiği milletvekili Can Atalay başta olmak üzere bir çok tutuklu keyfi olarak cezaevinde tutulmaktadır. Referandumda mühürsüz oylar geçerli sayılarak halkın iradesi hiçe sayılmak sureti ile seçimlere gölge düşürülmüştür. Bu ve bunun gibi hukuksuzluklara ses çıkarmayan, itiraz etmeyen CHP ve zamanın genel başkanı Kılıçdaroğlu; kurultay yenilgisini kabul etmeyip bir avuç taraftarı ile sergilediği tutum ile adeta iktidarın ekmeğine yağ sürmektedir. CHP’li gibi görülen eski yönetim koltuk sevdası yüzünden yükselen muhaleftin parçalanması için elinden ne geliyorsa yapmaktadır. Bu ikilemi iyi değerlendiren iktidar yargıyı kullanarak, il seçim kurulunun denetiminde yapılan İstanbul il kongresinin iptalini sağlamış durumda. Eski Mv. Gürsel Tekin kullanılarak İstanbul İl başkanlığına kayyım atanmış bulunuluyor. Atanan kayyım heyetinden istifaların olduğu belirtilirken Tekin ısrarla Pazartesi günü İl başkanlığına gideceği mesajını veriyor. Bu durumda muhtelemen polis eşliğinde il binasına girmeye çalışacak. Planlanan kavgalı ortam birilerini sevindirecek. Halkın sorunlarının konuşulması yerine ana muhalefet kendi iç sorunlarını konuşmak zorunda kalıyor. Türkiye siyaseti adeta kaynıyor. Önümüzdeki günler çok şeye gebe.
Bir tarafta ana muhalefetin içinde bulunduğu durum. Diğer yanda mecliste kurulan adı “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” un çalışmaları. Cumhur ittifakı uyguladığı toplum mühendisliği ile ülkemizin kanayan yarası “kürt” sorununu ipe mi seriyor, yoksa çözmek mi istiyor? Demokrasinin gereklerini yerine getirmeyen, anayasa ve kanunları işine geldiği gibi uygulayan, seçilmişleri görevden alıp, yönetimleri kayyımlara teslim eden iktidar “barışı” nasıl sağlayacak. Sadece siyaset yaptığı için kürt siyasetçiler tutuklu. Barışın tarafı gibi görülen her fırsatta DEM tarafından da dile getirilen Öcalan’nın “umut hakkı” nereye evrilecek? belirsizlikler devam ederken, yol temizliğine devam ediliyor. Çünkü Cumhur ittifakının esas amacı Erdoğan’nın bir dönem daha seçilmesini sağlamak.
CHP yönetimi demokratik kurallar içerisinde eylemlerine (mitinglere) devam ediyor. Özgür Özel başkanlığındaki CHP bitmez bir enerji ile yılmadan mücadeleye ediyor. Partide önemli bir dinamizm var. Bu iktidarı tedirgin ediyor, korkutuyor. 15 eylül kritik bir eşik. “Mutlak Butlan” hayata geçerse işler daha da karışacak. Partinin eski yönetime devredilmesi demek, muhalefetin yok edilmesi demek. Bazı siyaset bilimcilere göre partinin bölünmesi de gündeme gelebilir. Zaten AKP-MHP ortaklığının esas istediği bu olsa gerek.
Hatay’da Pusuda Bekleyen Fırsatçılara Gün doğar Mı?
Bütün bunlar olurken Hatay CHP’de bazı uyanıklar pusuda bekliyor. Az olsun, biz olalım diyen; Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkan olması durumunda parsel kapmak için bekleyenler oldukça sessiz. Kılıçdaroğlu’nun yedekleri yaşanan olumsuzluklar karşısında bekleyişte. Eski HBB Başkanı Lütfü Savaş’ında boş durmadığı, dirsek temaslarını sürdürdüğü dillendiriliyor. İl Başkanı Hakan Tiryaki ve ekibi mevcurt yönetimle dayanışma içerisinde görülürken, bir çok ilçe sessizliğini koruyor. Şu ana kadar CHP İstanbul il kongresine yönelik kayyım için sadece CHP Defne ilçe örgütü açıklama yaptı, olayı kınadı. Diğer ilçeler ne düşünüyor, belli değil. Özellikle Lütfü Savaş’n başkanlığı döneminde HBB’den nemalan ilçe başkanları, bazı gazeteciler heyecanla 15 eylül’ü bekliyor. Lütfü Savaş ve bir avuç yılgın, çıkarcı, adı CHP’li ilçe başkanı ya sevinecek, ya da üzülecek. CHP Hatay İl Yönetiminin durumu sağ duyu ile takip edip, bu çıkarcı sağ sevici, işbirlikçilere sessiz kalmaması gerekir diye düşünüyoruz.