Rezalet devam ediyor, Antakya’da, Defne’de hiç bir şey değişmiyor. Yağmurda sel, çukur. Sıcakta toz, toprak. Sel, çamur, toz, toprak yetmezmiş gibi her ay Hatay’a gelmeyi alışkanlık edinmiş bakan ve bürokratların şerefine yollar kapatılıyor, insanlar işine, evlerine, konteynerlerine gidebilmek için akla karayı seçiyor. Hastası olan hastaneye gidemiyor, işi olan işine gidemiyor. İktidar, Valilik, Belediye vatandaşın yalkarışlarına adeta kulaklarını tıkamışlar. Duymuyorlar, görmüyorlar, bilmiyorlar.
Yetkililer üç maymunu oynuyor. Bilindiği gibi "üç maymunu oynamak", kişinin çevresindeki olumsuzlukları, yalanları veya gerçekleri görmedim, duymadım, bilmiyorum diyerek görmezden gelmesi, tepkisiz kalması ve sorumluluktan kaçması anlamına gelen bir deyimdir. Kötülüğe karışmamayı öğütleyen antik bir Japon öğretisine dayanan bu sembol, günümüzde kurnazlıkla sorumluluktan sıyrılmayı ifade eder. Sosyal medya da vatandaşlar adeta bağırıyor. Duyan yok. Tepki veren yok. Hep aynı terane. 455. konutu teslim ettik. Yeni bir kenti ihya ve inşa ediyoruz. Oysa hak sahipleri bir parmaklarını ısırdıklarında on parmakları ağrıyor. Kurasını çekip anahtarlarını vermedikleri “rezerv alan” mağdurları halen evlerini görebilmiş değil. Adeta insanlara hava verilmiş. Evini (70 metrekare) görebilen şanslı. Vatandaşlar şaşkın. Evlerine tam da bir pansiyona-otele gider gibi gidiyorlar. Dar bir koridordan geçerek, ayakkabılarını soyacak alan dahi bulamadan evlerine giriyorlar. Evi aldıklarına mı yansınlar, depremde kaybettiklerine mi? Hiç bir aklı selim iktidar milletvekili veya parti yetkilisi de bu olumsuzluklara ses çıkarmıyor. Pişkinlikle yaparsa AK Parti yapar demeye devam ediyorlar.
"İKTİDARI AYAKTA ALKIŞLIYORUZ!”
Bu halk çektiği bunca ızdarabın hesabını mutlaka soracak. Cumartesi günü COP31 “Dirençli Şehirler” toplantısı Antakya’da yapıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, HBB Başkanı Mehmet Öntürk, Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Hatay Protokolü Ulusal ve Uluslararası bir çok misafiri ağırladı. Bolca nutuklar atıldı. Yukarıda bahsettiğimiz hiç bir sorun gündeme gelmedi. Hep bir ağızdan konuşmacılar yaptık-ettik dediler. Şehrin sokakları misafirler gelecek diye süpürüldü, caddeler padişahım çok yaşa pankartları ile dolduruldu. Lüks otelde konuklar ağırlandı. İçi boş nutuklar atıldı. Basın biütenleri servis edildi. Yetmedi bir gün sonra bakan beyefendi tekrar uluslararası gazetecilere açıklamalarda bulunduğu basın toplantısı yaptı. Toplantıda anlatılanlar, verilen mesajlar aynı. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde beş yüz bin konut yaptık. Dünyada hiç bir ülke bunu yapamazdı. Bakan bey birde hak sahibi olarak bana sor, Ayşe teyzeye sor, Ahmet beye sor. Hoş sormasalar da bir gün sandık gelecek sorulmayan soruların hesabı sorulacak.
1. ANTAKYA GASTRONOMİ FESTİVALİ OLDU İŞKENCE - STRES FESTİVALİ.
Bilindiği gibi Antakya Belediyesi bir yöresel ürünler ve kültür festivali düzenledi. Belediye Başkanı İbrahim Naci yapar alladı, pulladı vatandaşa büyük bir hizmet yapıyormuş gibi festival yaptı. Hem de nerede. Toz-toprak içerisindeki yollardan geçilerek saatlerce süren trafikten sonra ulaşılabilen 15 Temmuz Milli İrade Parkında. Festivalde ne vardı derseniz; kepap, döner, künefe, köfte. Bunların adına bir de yöresel ürünler deniyor. Bunlar zaten teneke kent konteynerlerinde mevcut. Yani yeni bir şey yok. Yer seçimi tamamen rezalet. İki aracın zor geçtiği yeni caddelerimize araçlar park etmiş. Festival alanına ulaşmak için saatler geçiyor. Görevli yok. Trafik zabıtası yok. Trafik polisleri araçlarını bulabildikleri bir araya çekip sohbet ediyorlar. Özellikle eski Orman Müdürlüğü kavşağı tam bir işkence. Sağa-sola dönecek araçlar trafiği tam kilitlemiş. Trafik ışığı yok. Bir de dev iş kamyonları trafikte. Görülmeye değer gerçekten. Tam da Depremde “dirençli şehirler” gündemine uygun keşmekeşlik. Bir hasta olsa allah korusun ambulans gelene kadar öbür dünyayı boylar. Kavaslı’dan Vali göbeğine ben şahsen 55 dakikada gelebildim. Mükemmel Festival. Bir de Antakya Belediyesi basın bülteni yayınlıyor. Vatandaş çok memnun kalmış, başkan beye teşekkür ediyorlarmış...
Allah sizi bildiği gibi yapsın...