İğneyi Kendimize, Çuvaldızı Başkalarına Batırmalıyız!*
Demokrasilerin olmazsa olmazı. Yasama, Yürütme, Yargı’dan sonra 4. güç olan gazetecilik özellikle yerelde (Hatay’da) yerlerde sürünüyor.
Bir yanda siyasi iktidarlar halkın haber alma hakkını engellemek için gazetecileri gözaltına alarak, tutukluyor, diğer yanda gazeteciler ekonomik darboğaz içerisinde yaşama mücadelesi veriyor. Bu sıkıntılar yetmezmiş gibi, özellikle Hatay’da gazetecilikle alakası olmayan şahsiyetler kurulan cemiyetlere üye yapılarak, gazetecilik mesleğinin kamuoyu nezdinde değersizleşmesine zemin hazırlanıyor. Demokratik toplumlarda STK’ların önemi tartışılamaz. Ancak Her birey kendi örgütünde örgütlenmeli, mesleğini geliştirmeli, üye olduğu cemiyet ya da dernek onun haklarını savunmalı, özgür bir çalışma ortamı yaratılmasında ön ayak olmalıdır. Gazeteciler halkın doğru haber alma hakkını sağlamak için çalışmalıdır. Cemiyetler STK’lar ve siyasi partilerde taraf olmamalıdır. Gazeteci şahsi olarak (birey) olarak tercihleri lehine veya aleyhine köşe yazabilir, destek verir veya muhalif olur. Buna kimse bir şey diyemez.
Türkiye’de en çok Gazeteciler Cemiyeti ilimiz Hatay’da bulunurken, söz konusu cemiyetlere de en çok üye yine ilimizde yapılmaktadır.
Peki bu cemiyetler neden kuruluyor? Yanıt açık ve belli. Devlet kurumları nezdinde, siyasi partiler nezdinde, siyasetçiler nezdinde cemiyet başkanlığı, cemiyet yönetim kurulu üyeliği ünvanı ile itibar kazanmak. Peki söz konusu başkan ve yöneticiler itibar kazanıyor mu? görünürde evet. Mülki amirler, Belediye Başkanları, siyasetçiler cemiyetleri ziyaret ediyor, başkanları yanlarına alarak resimler çektiriyor, sosyal medyada yayınlıyor, kendilerince propagandalarını kısa yoldan yapmış oluyorlar. Peki kurum amiri, siyasetçi ile resim çektiren cemiyet başkanı bu işten ne yarar sağlıyor derseniz; işte işin hikmeti orada. Ya abone sağlıyor, ya baskı işi sağlıyor, açıktan para kazanmış oluyor. Bu yüzden her gün yeni bir cemiyet açılıyor. Hiç kimse sormuyor. Bu cemiyetin başkanı, yöneticileri hayatında herhangi bir toplumsal konuda köşe yazısı yazmış mı? Hiç kimse sormuyor bu başkan ve yöneticiler haber yazmış mı? Bu cemiyetlere mesleği gazeteci olmayan şahıslar neden üye yapılıyor? Cemiyet başkanları ve yönetim kurulları kendi koltuklarını koruyabilmek için olsa gerek. Bilindiği gibi ülkemizde koltuğa oturan bir daha kalkmaz. Ölüm hariç.
Gazeteci cemiyetleri, editoryal, bağımsız duruş sergileyen, mesleki dayanışmayı ve hak savunuculuğunu merkeze alan demokratik sivil toplum kuruluşları olmalıdır. İfade özgürlüğünü her şartta korumalı ve çağın gereksinimlerine hızla adapte olarak etkin bir şekilde organize olmalıdırlar.
Gazeteciliğin en önemli ilkeleri ve değerleri:
Doğruluk : Gazeteciliğin kuşkusuz en önemli ilkesi doğruluktur.
Dürüstlük: Gazeteciliğin ikinci ilkesi dürüstlüktür. ...
Editoryal bağımsızlık: Gazeteciliğin üçüncü ilkesi editoryal bağımsızlıktır. (Yani mali - ekonomik bağımsızlık).
Mesleği gazetecilik olmayan, sadece toplum nezdinde, kurumlar nezdinde itibar görmek için cemiyetlere üye yapılan şahıslar malesef mesleğin onurunu, ağırlığını ortadan kaldırmaktadır. O zaman cemiyet başkanları ve yöneticilerinin bir an önce oturup düşünmeleri ve doğru karar almaları gerekir.
Mesleği gazeteci olmayan şahısları üyelikten çıkarmaları gerekir. Bu yeterli mi? tabi ki hayır. Cemiyetler bir an önce birleşmeli, demokratik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Haberlere gitmeyen, yapılan basın toplantılarında köşe yazamayan, yorum yapamayan cemiyet başkanları yemekli toplantılarda boy göstermemelidir. Özellikle yemekli toplantılara onlarca kişiyi, gazeteci diye göndermemelidir. Gazetesi olmayan, Radyosu olmayan, Tv’si olmayan
(basılı veya internet sitesi) başta kamu kurumları olmak üzere siyasetçiler ve STK temsilcileri tarafından muatap alınmamalıdır.
Türkiye’de itibarlı bir çok gazeteci cemiyeti vardır. Bu cemiyetlerin üyeleri ya vergi mükellefidir, ya da sigortalıdır. Cemiyetlere bu kriterlere uygun üyeler alınmalıdır. Bir çok genç gazetecilik okumuş, iş bulamadığı için mesleğini yapamamaktadır. Bu gençler istihdam edilmelidir. Gazete, Radyo, TV sahipleri ünvanlarını gerekçe göstererek kamu kurumlarından iş talep etmemelidir. Hatta beş liralık yapılan işe yüz lira gibi astronomik rakamlarla faturalar kesildiği ayyuka çıkmıştır. Cemiyetler bu durumlara engel olmalıdır. Gazetecilik mesleğini rencide etmemelidir, ettirmemelidir. Cemiyetler basın ahlak ilkelerine üyelerinin uyması için eğitim çalışmaları yapmalıdır. Mesleğin duayeni diyebileceğimiz, tanınmış, bilgi sahibi şahsiyetler davet edilerek seminer ve açık oturumlar düzenlenmelidir.
İlimiz Hatay’da ilçeler dahil onlarca cemiyet, yüzlerce üye bulunmaktadır. Bunu engellemenin yasal yolu yoktur. Bu durumu ancak basın-ahlak kuralları engelleyebilir. Cemiyet başkanları, yöneticiler bu tarihi sorumluluğu yerine getirmelidr. Örnek verecek olursak Diyarbakır’da Güneydoüu Gazeteciler Cemiyeti, İzmir’de İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Adana’da Adana Gazeteciler Cemiyeti gibi devasa meslek örgütleri vardır. Bunlar örnek alınmalıdır. Mesleğe itibar kazandırılmalıdır. Meslek güç kazandıkça, meslektaşlarımıza karşı olumsuz davranışlar, olumsuz uygulamalar, anti demokratik uygulamalar, tutuklamalar bertaraf edilebilir.
Cemiyetler bir an önce birleşmelidir!
*Bize yapılmasını istemediğimiz hiçbir şeyi başkasına yapmamamız gerektiğine vurgu yapar.