Lanet Olsun “İnanç ve Kimlik Siyaseti” ne!
Lanet Olsun gericiliğe, yobazlığa, ırkçılığa, insanların inançlarını, kimliklerini hor görenlere!
Evrensel İnsan Hakları dendiği zaman, inançlardan ve kimliklerden bahsedilmiyor. İnsanları tenzih ederek söylüyorum. Hayvan hakları dendiğinde de tür ve ad verilmiyor, ayrım yapılmıyor. Uluslararası arenada Emek-Sermaye anlatılırken de inanç ve kimlik belirtilerek konular açıklanmıyor. (Sadece ülkemizde son 25 yıldır MÜSİAD gibi bir örgütlenme bilinçli olarak yaratılarak AK Parti’ye destek oluşturuldu, bu işadamları da mevcut iktidarlardan yararlandılar), Nedense siyasetçiler kısa yoldan milletvekili, belediye başkanı vb. olabilmek için 12 eylül sonrasında inanç ve kimlik siyaseti yapmaya başladılar. Neyse ki kanun ve yönetmeliklerle sınırları belirlenmiş Oda’lar, Siyasi Partiler (Esnaf Odaları, Barolar, Mimar Mühendis Odaları, kısacası Meslek Odaları) inanç ve kimlikler üzerinden kurulamıyor, faaliyet gösteremiyor.
Altan Tan gibi bir siyasetçi 3 dönem sosyalistlerin de oy vererek parlementerlik yapmış. Bilindiği gibi Altan Tan, 24. Dönemde bağımsız olarak (Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu desteğiyle) Diyarbakır Milletvekili oldu. Yetmedi 25. ve 26. Dönemlerde ise Halkların Demokratik Partisi'nden (HDP) Diyarbakır milletvekili seçildi. (Buna ben dahil sosyalistler de malesef oy verdi). Şimdi televizyonlara çıkıp ahkam kesiyor, insanların inançlarını kaşıyarak ırkçılık yapıyor, tetikçilik yapıyor.
Gazeteci nüsveddesi Kemal Öztürk: Eski haber Türk Yazarı, şimdilerde Fokus+ platformu ve uluslararası arenada aljazeera.net internet sitesinde köşe yazarlığı yapan gazeteci kisvesi altında güya prim toplamak, kendisini tartıştırmak için ötekileştirici açıklamalarda bulunuyor.
Sol Partiler başta olmak üzere sosyalistlerde bunları tartışıyor. Sosyalist arkadaşlar sosyal medya da şu kadar alevi var diyerek bir an önce örgütlenme çağrısı yapıyor. Yapmayalım arkadaşlar. Bütün inançlar, bütün kimlikler, kardeştir, eşittir. Şöyle bir fikir jimnastiği yaparsak: ezilen ulusların ayrılma, bağımsız olma hakkını ezen ulusun sosyalistleri öncelikle savunur. Öncelikle bu absurt açıklamaları diğer inanç gruplarının kınaması, eleştirmesi lazım. Bunun için kamuoyu oluşturulması lazım. Sermaye daha çok sömürebilmek için çalışanları arasında ayrım yapmıyor. Sen Sünnisin, sen Alevisin, sen Hiristiyansın, sen Dürzüsün, sen Kürtsün, sen Türksün demiyor. İşte günlerdir Ankara’da maden işçileri hakları için eylemde. Ayrım yapılmaksızın göz altına alınıyorlar, haklarını istiyorlar. Belki içlerinde alevi var, sünni var, kürt var, laz var. Şu anda ülkemizde demokrasi sorunu var. Hak-hukuk sorunu var. Emek sorunu var. İnsan hakları sorunu var. Yönetim sorunu var. Bir olmamız, birlik olmamız lazım. Sorunlarımız aynı. Dertlerimiz aynı.
Faşist, şövenist, ötekileştirici, beyni dumura uğramış, beyni kurum bağlamış bir takım yazar, çizer, siyasetçinin zaman zaman ülke gündemini değiştirmek için ortaya attığı abuk-subuk düşüncelere “sosyalist”, “kominist” “demokrat” insanların tepki verirken evrensel insan hakları ilkeleri ve yaklaşımlarını es geçerek yanıt vermeleri ırkçılığı daha da körüklüyor. Zaten tarikatların, faşistlerin istediği inançları ve kimlikleri kaşımak. İnaçların ve kimliklerin; yaşam hakkı, düşünme hakkı, kültür hakkı, inanç hakkı sosyalistlere göre eşittir. Bu eşitlik için mücadele edilmesi gerekir. Sosyal medyada tanıdığım ve tanımadığım bir çok yazı ve yoruma rastlıyorum, hayretler içinde kalıyorum. Benim anlamakta zorlandığım sosyalistlerin bu tuzağa düşmesi. Özellikle 12 Eylül Faşist darbesinden sonra sanki hepimiz bırakalım pratiği düşünme yetimiz açısından da garipleştik.
Şöyle bir beyin jimnastiği yapalım. Kürd’ün, Türk’ün, Laz’ın, Süni’nin, Alevi’nin, Hiristiyan’nın sömüreninin birbirinden farkı var mı?. Çelişki, kavga, emekle-sermaye arasındadır. Hangi inanca sahip, kimliğe sahip, dile sahip, kültüre sahip insanın yaşam hakkına saldırı varsa hep birlikte onun karşısında olalım. Yukarıda örnek verdik Altan Tan hazretlerini. Kürt haklarını savunuyor diye HDP’de siyaset yaparken bir çoğumuz, adam bile diyemeyeceğimiz şahsı destekledik. Şu an milletvekili değil, kürt özgürlük hareketinden ayrıldı, gündem olmak için sahada. Gazeteci adı altında Kemal Öztürk gibi niceleri var. Yakın çevremize bakalım. Hatay’da onlarca gazeteci cemiyeti var. Yüzlerce gazeteciyim diyen şahıs var. Mevcut kurumlar, mevcut siyasi partiler malesef bu şahsiyetsiz şahıslara prim veriyor, maddi destek sağlıyor, sahaya sürüyor, sünni gündemler yaratıyor. Biz de bunları tartışarak toplumun belirli kesimlerinde prim yapmalarına katkı sunuyoruz.
Irkçılık yapan söz konusu şahıslar için hukukçular dava açmalı, uluslararası arenada teşhir edilmeli, insan hakları örgütleri kurumsal olarak bu şahısları mahkum etmelidir. Hiç kimse inanç ve kimlik üzerinden kendisine rant sağlayamamalıdır. Düşüncesine bakmadan, yaşam tarzına bakmadan sadece inanç ve kimlikler üzerinden toplumlar örgütlenmeye çalışılırsa bu sadece ırkçıların, faşistlerin işine yarar...