Adı “çerçeve yasa”= “Barış”.”Terörsüz Türkiye”.
Uzun tartışmalardan sonra TBMM’sinden rekor oyla geçti. Siyasi partilerin çoğunluğu oy kaygısı gözeterek, istemeye istemeye yasayı destekledi. Ana muhalefet partisi “yeni parti” grubunu serbest bıraktı. Bana göre olması gereken bir duruş. Her ne kadar tavır bazı eleştirilere konu olsa da milletvekillerinin arada bir de olsa hür iradeleri ile oy kullanmaları gayet demokratik bir karar. TBMM’de çoğunlukla oylamalarda grup kararları alınıyor, hatta genel başkanlar ne derse milletvekilleri onu yapıyor.
Söz konusu yasanın uygulanabilmesi için TBMM’sinde kabul edilmesi yetmez. Toplumsal mutabakat şart. Bunun içinde; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Evrensel İnsan Hakları, Türkiye Anayasa Mahkemesi Kararlarının Uygulanması, Demokratik Hak ve Özgürlüklerin Önündeki Engellerin Kaldırılması, Tutuklanmaların Ceza olmaktan Çıkarılması, Kayyımların Kaldırılması, Seçilmişlerin Yargılama Bitene Kadar Tutuklanmaması gibi demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi şart.
Terörsüz Türkiye, Kürt Sorunu, Halkların Kardeşliği, Güvenlik Politikaları İle Asimilasyon, Türkiye Halklarının Sorunları.
Adına ne derseniz deyin.
Bütün Türkiye Barış İstiyor.
En kötü barış, en iyi savaştan, kavgadan daha iyidir. Cumhuriyet’in ilanından bugüne kadar farklı kişiler, farklı örgütler, farklı oluşumlar, farklı iktidarlar bu sorunu hep konuştu. Ancak birileri, iç ve dış dinamikler “kürt sorunu”nu konuşarak, tartışarak, eşit yurttaşlık temelinde ele alamadı. Siyasetçiler oy kaygısı ile, iktidar olma hayalleri ile demokrasiyi yok sayarak, birlikte barış içinde yaşamayı bir türlü kabullenemediler.
Demokrasilerin gelişmiş olduğu ülkelerde çok ulusluluk, kardeşçe yaşam, milli gelirin eşit bölüşümü, eşit yurttaşlık, farklı kimlik ve farklı diller barış içerisinde bir arada yaşamaktadır. Bizde neden olmasın. Bugüne kadar bizde olmadı da ne kazandık. Ülke zenginliklerimiz terörle mücadele adı altında silahlanmaya, binlerce vatandaşımızın ölümüne, geri kalmışlığa mahkum bırakıldı. Terör bahane edilerek neredeyse her on yılda bir faşist askeri diktatörlüklerle karşı karşıya kaldık. Askeri vesayet bitti, sivil vesayet başladı. Anti demokratik uygulamalar hep terör bahane edilerek süregeldi. Artık yeter. Çağdaş dünya nasıl yaşıyorsa, bizde kardeşçe öyle yaşayalım. Herkes eşit yurttaş olsun. Herkes kendi dilini konuşabilsin, herkes kendi kültürünü, geleneklerini geliştirebilsin, yaşatabilsin. Ülke bölünür, elden gider gibi basit (faşist) düşüncelerden kurtulalım.
Çerçeve Yasa ne diyor, neleri kapsıyor? Söz konusu yasa ile “kürt sorunu”resmi olarak Türkiye’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine girmiştir. Kürt ulusu, kürt özgürlük hareketi için en büyük kazanım bu olsa gerek. Ortadoğu’da farklı ülkelerde kürtler yaşamakta. Bizi öncelikle ilgilendiren kendi ülkemizdeki kürt vatandaşlarımız. Terörsüz Türkiye söylemi zaten bunu ifade ediyor. Elli yılı aşkındır başta eşit yurttaşlık olmak üere anadil, kültür gibi taleplerle yürütülen silahlı mücadele yerini legal sivil siyaete bırakmış görünüyor. Zira PKK ve lideri Öcalan silahlı mücadelenin sonlandırıldığını, PKK’nın fesh edildiğini resmen açıklamış, bir grup örgüt üyesi sembolik olarak silahlarını yakmıştır. Daha önce TBMM’sinde tartışmalarla kurulan “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” altı ayı aşkın süre çalışarak bir rapor hazırlamış, TBMM’si ve hükümete sunulmuştu. Raporun hazırlanmasında Akademisyenler, Barolar, STK’lar, Odalar görüş belirtmiş, siyasi partiler bizzat temsil edilerek bazı çekinceler saklı kalmak kaydı ile imzalanarak toplumun önüne konulmuştu.
Bazı çevrelere göre dağ fare doğurdu. Bazı çevrelere göre ise Terörsüz Türkiye çalışmaları kapsamında “barış” ete kemiğe büründü. Hükümet öncelikle kendi geleceğini düşünerek Çerçeve Yasa’da demokratik hak ve özgürlükleri, kayyımları, haksız-hukuksuz tutuklamaları, çalışanların hak arayışlarını, emeklilerin sorunlarını görmezden gelmiş yoruma açık, ucu açık düzenlemeler yer almıştır. TBMM’de rekor oyla kabul edilen yasanın uygulanması Milli Güvenlik Kurulu’nun gözetimi, Cumhurbaşkanı yardımcısı başkanlığında oluşturulacak bir komisyonun takdirine bırakılmıştır.
Bekleyip göreceğiz, izleyeceğiz. AK Parti’nin gündeminde iki önemli gündem var. Birisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın bir kez daha Cumhurbaşkanı seçilebilmesinin yapı taşlarının döşenmesi, ikincisi ise yine AKP’nin çok istediği “yeni anayasa” hazırlanması ve çıkarılması. Bu arzu ve taleplerin gerçekleşebilmesi için çerçeve yasa ile kanunlaştırılarak yürürlüğe giren “Terörsüz Türkiye” “Barış” süreci ve uygulamaları DEM’in Cumhur ittifakını desteklemesine endekslenecek gibi...