12 EYLÜL 1980 : İŞKENCE, CEZAEVİ, İDAM, SÜRGÜN = FAŞİZİM
12 Eylül 1980 askeri darbesine zemin hazırlayan koşullar; siyasi tıkanıklık, yaygın şiddet olayları, derin ekonomik kriz, demokrasi güçlerinin bir araya gelmeesi, dağınıklığı ve uluslararası jeopolitik dengelerin bir araya gelmesi. Yönetenlerin yönetememesi, yönetilenlerin bir araya gelerek örgütlenememesi. Faşist saldırıların, cinayetlrin, üniversite işgallerinin, ekonmik darboğazın, yasaklanan grevlerin önüne geçilememesidir.
12 Eylül, yalnızca bir askerî müdahale olarak değil; hukukun askıya alındığı, temel hak ve özgürlüklerin sistematik biçimde sınırlandırıldığı, işkencenin ve cezalandırmanın yaygınlaştığı, tutuklamaların, işkencelerin, sürgünlerin normalleştirildiği, insan hakları ihlallerinin yaşandığı karanlık bir dönem olarak değerlendirilmelidir. Neredeyse her on yılda bir ülkemizde tekrarlanan askeri darbelerin en acımasızı, demokratik hak ve özgürlüklerin, örgütlenmelerin, kazanılmış hakların gasp edildiği günün adıdır 12 eylül.
12 Eylül faşist darbesinde 1 milyon yedi yüzbin kişi fişlendi, 650 bin kişi gözaltına alındı, 100 bin kişi zorunlu yurt dışına gitmek zorunda kaldı, cezaevlerinde işkence sonucu 171 kişi olmak üzere yaklaşık 300 kişi öldü. 15 sol, 8 sağ olmak üzere 23 kişi idam edildi. Binlerce kişi hapis yattı. İşinden oldu. Binlerce çocuk anasız, babasız büyüdü.
12 Eylül Nato'dur, faşizmdir, irticadır, gericiliktir, işçi düşmanlığıdır, bilim düşmanlığıdır, demokrasi ve insan hakları düşmanlığıdır. 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, ülkemiz ne yazık ki 12 Eylül zihniyetinden kurtulmuş değildir.
12 Eylül darbesinin dilinden düşürmediği ve teorisini yaptığı Türk-İslam sentezi, bugün devletin resmî ideolojisi haline gelmiş bulunmaktadır. 12 Eylül’ün Türk-İslamcı zihniyeti, bugün sivil zihniyet ile temsil ediliyor. Türk-İslam sentezi temelinde, resmi devlet ideolojisi topluma zorla dayatılmıştır. Sol hareketleri tamamen ezmeyi, toplumu depolitize etmeyi ve devleti kutsallaştırmayı amaçlamıştır. 12 Eylül cuntasının bütün yetkilerini elinde toplayan, iktidar gücü, bugün tek adam rejimiyle devam ediyor.
12 Eylül askeri darbesi, işçi sınıfına, sendikalara ve sosyalist harekete karşı girişilen bir darbe girişimiydi. Bütün siyasi partiler, sendikalar, dernekler kapatılmış, sıkıyönetim rejimiyle ülke hapishaneye dönüşmüştü. Bugün de muhaliflere yönelik 12 Eylül günlerini aratmayan hukuksuzluk, gözaltı, baskı ve sansür AKP-MHP iktidarıyla sürüyor. Seçimle iş başına gelmiş belediye başkanları, belediye meclis üyeleri görevden el çektiriliyor, tutuklanıyor. Belediyelere kayyımlar atanıyor. Anayasal haklar uygulanmıyor. Evrensel hukuk yerine kişiye özel hukuk uygulanıyor. İktidar işine geldiği gibi yargıyı; muhalefetin, çalışanların, emeklilerin üzerinde demoklesin kılıcı gibi uyguluyor.
12 Eylül faşist askeri darbesi, 24 Ocak kararlarıyla ülkemizi emperyalizmin pazarı haline getiren yolu açmıştı. Bugün tek adam iktidarı ülkenin bütün değerlerini yabancılara peşkeş çekmekle devam ediyor. Hastaneler, fabrikalar, oto yollar, özelleştiriliyor. Yer altı ve yer üstü kaynakları tekellere peşkeş çekiliyor. Türkiye’de işçi sınıfına ve sola karşı yapılan 12 Eylül askeri darbesi, doğrudan NATO’nun gladio örgütlenmesinin devreye sokulmasıyla gerçekleşmişti. Ülkemizde irtica ve FETÖ’nün nedeni 12 Eylül darbesidir. 12 Eylül cuntası en çok irticanın önünü açmıştır. Bugünkü iktidar eliyle de tarikat ve vakıfların önü açılmaya devam edilmektedir.
12 Eylül askeri darbesiyle henüz hesaplaşılmadı. Faşist generaller sözde yargılandı. Zaten ölümleri yaklaşmıştı. Önemli olan faşist generallerin kurduğu sistemle hesaplaşmak. Askeri cunta yerini tek adam rejimine bırakınca 12 eylül ile hesaplaşılmıyor. Askeri vesayetin yerini, sivil vesayet, otokrasi (mutlak güç) alınca 12 Eylül ile hiç hesaplaşılamaz.
12 Eylül Faşist askeri darbesinin mağduru olarak ne 12 Eylülü yaratan faşistlerle, ne 12 eylülcü askeri cunta ile hesaplaşabildik, ne de 12 Eylül darbesine karşı korkaklık gösteren, kaçan, sinen, sosyalizm, devrim diyen ancak zoru gördüğünde kaçan örgütlerle, örgütlenelerle! Olan; sosyalizm hayali için mücadele eden, savaşan, idam edilen, işkencelerde yaşamını yitiren, cezaevlerinde gençliğini geçiren tutsaklara oldu. Bu kötü örnekler nedeni ile sol örgütlenmeler büyüyemiyor, gelişemiyor. 12 Eylül’ün ektiği tohumlarla gerici örgütlenmeler ise almış başını gidiyor.
Abbas Güldiker
12 EYLÜL 1980 : İŞKENCE, CEZAEVİ, İDAM, SÜRGÜN = FAŞİZİM
FERİT LİF
HATSO SEÇİMLERİNDE ÇİNÇİN VE YAVUZ ÖNE ÇIKIYOR
Prof. Dr. Garip TURUNÇ
“Yerinde Sayanlar, Yürüyenlerden Daha Gok gürültü Çıkarırlar.”
İHSAN KUTLU
SURİYE ve DIŞ POLİTİKA: TARİHTEN DERS ALMAK ya da HAİNLİK!
NACİ MARAŞ
Ülkemizde Tarım Can Çekişiyor.